“Önlem alınmazsa, 2020’nin ilk 6 ayı krizin en şiddetli hissedileceği dönem” « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

“Önlem alınmazsa, 2020’nin ilk 6 ayı krizin en şiddetli hissedileceği dönem”

Bu haber 19 Aralık 2019 - 18:36 'de eklendi ve kez görüntülendi.

MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı Mehmet Özeren, gazetemize 2019 yılını ekonomik yönden değerlendirerek 2020’den beklentilerini anlattı. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizin iyi yönetilemediğini kaydeden Başkan Özeren, bu süreçte esnafı korumak için alınan tedbirlerin yeterli olmadığını ifade ederek, 2020’nin ilk 6 ayının krizin en şiddetli hissedileceği dönem olduğuna dikkat çekti. Özeren, yaşanan ekonomik krizin ülkemize has bir durum olmadığını, dünyada yaşanan bir global bir kriz olduğunu da dile getirirken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin bu durumdan daha fazla etkilendiğini söyledi.  Ekonominin sadece tek bir sektör üzerinden yürütülmemesi gerektiğini aktaran Başkan Özeren, diğer sektörlerin de desteklenmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulundu.  TYP’lilerin bir an önce kaldırılması gerektiğini savunan Özeren, ayrıca işverenlerin TYP’lilerden dolayı nitelikli eleman çalıştıramaz duruma geldiğine vurgu yaptı. 

 

 

Röportaj: Songül DURSUN

2019 yılı ekonomik yönden nasıl geçti? İş dünyasının 2020 yılından beklentileri neler?  Seçimler ekonomiyi nasıl etkiledi?  Ekonomik kriz iyi yönetilebildi mi? İşverenlerin çalışandan beklediği özellikler neler?  TYP’nin işverene katkısı var mı? Tüm bu soruların yanıtını MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı Mehmet Özeren’den aldık.  Başkan Özeren ile ekonomiyi değerlendirdiğimiz röportajın detayları haberimizin içeriğinde saklı…

Ülkemizde 2019 yılında yaşanan seçim süreci, döviz kuru dalgalanmaları, ekonomik saldırılar, gibi ani değişimler ekonomiyi nasıl etkiledi? Bu yaşananlar neticesinde ekonomik dengeler değişti mi? Değiştiyse nasıl değişti?  2019 yılı iş dünyası bakımından nasıl geçti?

“MİLLET OYUNU GÖRDÜ, OYUNCUYU DA GÖRDÜ” 

Öncelikle teşekkür ediyorum. Şahsınızda, Semih Başkan başta olmak üzere, Fırat Gazetesi’ne teşekkür ediyorum. Tabi 2018 yılının ikinci yarısı itibarı ile ülkemizde ekonomik kriz başladı diyebiliriz. Öncelikli olarak dış güçler tarafından ülkemize ekonomik anlamda ciddi bir baskı yapıldı ki Sayın Cumhurbaşkanımız bunu dış güçler tarafından yapılan bir saldırı olduğunu ifade ettiyse de bu söylemleri kamuoyunda fazla karşılık bulmadı. Fakat, daha sonra ABD Başkanı Donald Trump, rahip Brunson’ın bizzat serbest bırakılmaması durumunda Türkiye’ye geniş yaptırımlar başlatacağı tehdidinde bulunmasını hatırlatarak yine aynı şeyi yaparız yönündeki tehditleri üzerine Sayın Cumhurbaşkanımızın da söylemlerinin doğruluğu ortaya çıkmış oldu.  Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ‘ın da dediği gibi, “Millet oyunu gördü, oyuncuyu da gördü.”  Bilindiği üzere rahip Brunson krizi nedeniyle ABD ile ilişkilerin gerilmesi sonucu Türk Lirası dolar karşısında sert değer kayıpları yaşamış ve yıllık enflasyon zirve yapmıştı.

“ÜLKEMİZE TİCARİ ANLAMDA UFAK DOKUNUŞLAR, EKONOMİK SARSINTILARA NEDEN OLUYOR”

ABD, Çin ve Almanya da dâhil olmak üzere birçok ülkeye ticari savaşlar açmış durumdaydı. O dönemlerde bize yapılmış olan baskı, aynı zamanda onlara da yapılmış oluyordu. Bugün Almanya’nın 300 milyar Euro cari fazlası var. ABD, Almanya’ya ne kadar ticari baskı yaparsa yapsın, kendi yerel kaynakları sağlam olduğu için bu ticari baskı Almanya’yı çok da etkilemedi, Ama bizim cari açığımız söz konusu iken, ekonomik durumumuz da ortada iken ülkemize ticari anlamda ufak dokunuşlar ister istemez büyük ekonomik sarsıntılara neden oluyor.

“KRİZ DÖNEMİNDE ESNAFI KORUMAK İÇİN YETERLİ TEDBİRLER ALINMADI!”***

Esnafı korumak için, bu kriz döneminde yeterli tedbirler alındı mı? Alınmadı. Yani esnafı korumak için elbette bazı faiz oranları çıktı, insanlar yatırımlarına yarım bir şekilde yakalandı. Birçok sıkıntı içerisine giren esnaflar oldu. Devlet, bunları destekleme yönünde biraz zayıf kaldı.

İlimiz ölçeğinde düşünecek olursak, ekonomik kriz Elazığ iş dünyasını nasıl etkiledi?

“HÜKÜMETİN ALDIĞI TEDBİRLER YETERLİ GELMEDİ”***

Dünyada yaşanan ekonomik bir global kriz var. Bizim İlimizin en çok ihracat yaptığımız kalemlerden bir tanesi mermerdir. Daha önceki krizlerde doların yükseldiği zamanlarda mermer fiyatlarında artış olurdu. Çünkü bir metrekare fiyatına, iki metrekare mermer alınabiliyordu. Ama bu krize baktığımız zaman mermer sektöründe de piyasanın durgunluğunu ve global bir kriz olduğunu ama bu krizden en çok etkilenen gelişmekte olan ülkeler olduğu ve aralarında Türkiye’nin de olduğunu görebiliyoruz. Krizin etkisini en az zayi ile atlatmak için, üreticilerin, sanayicilerin en düşük seviyede etkilenmesi için hükümetin bir dizi tedbirler alması gerekiyordu. Ama maalesef bu tedbirler de yeterli gelmedi. Kredi faiz oranları çok yüksek, esnaf kredi kullanamıyor, yatırımını devam ettiremiyor, mevcut kredisini ödemekte sıkıntı yaşıyor. Bir dönem KGF kredileri çıktı ama çıktığı dönem krizin derinliği bu kadar değildi. Bu kriz çok daha fazla ve kriz daha yeni yeni hissedilmeye başladı. İnsanlar, krizin etkisini şimdiye kadar fazla hissetmiyordu, insanlar ellerinde var olan işlerine devam ediyordu. Şimdi o işler yavaş yavaş bitti Bundan sonra da 2020 yılının ilk altı ayında kriz, daha derin yaşanacak gibi görünüyor. Kesinlikle 2020 nin ilk altı ayı krizin en şiddetli hissedileceği dönem…

Peki, bu süreçte iş dünyasının beklentileri nelerdi? 

“BİR ÜLKE EKONOMİSİ TEK BİR SEKTÖRLE YÜRÜTÜLMEMELİ”***

Ekonomiyi yönetenlerin en büyük hatası,  ekonomimizi tek bir sektör üzerinden, inşaat sektörü üzerinden götürülmesinden kaynaklanıyor. Bir sektör krize girdiğinde ülke olarak ekonomik kriz yaşanıyor. İnşaat sektörünün yanında ekonomiyi destekleyen turizm sektörünün,  canlanması lazım, tarım ve hayvancılığın canlanması lazım, üretim sanayiinin canlanması lazım, vs. Tüm bu sektörlerin de büyütülmesi lazım. İnşaat sektörü büyütüldü ama ekonomiye destek verecek olan diğer sektörlere, özellikle de üretim sanayiine yeteri kadar destek, yeteri kadar önem verilmedi. Yaşanan bu kriz de gösterdi ki bir ülkenin ekonomisi sadece inşaat sektörü ile yürümüyor. Beraberinde üretim sanayiinin, tarım sanayiinin beraberinde büyütülmesi lazım ki, sektörün bir tanesi krize girdiği zaman diğer argümanlar devreye girsin ve ülke çok ciddi bir ekonomik kriz yaşamasın. Ama maalesef böyle yapılmadı. Fakat, 2020’nin ikinci yarısından sonra iyileşmeye yönelik işaretler var. Onları da kamu kurumlarının şu anda yapmış olduğu ihalelere bağlıyoruz. Şu anda 100 bin sosyal konut projesi var, kentsel dönüşüme dair ihaleler yapılıyor. Mevsim şartlarının da etkisini düşünecek olursak, ihalelerini alan müteahhitlerin işlerine mart-nisan ayında başlanılacağı göz önünde bulundurulacak olunursa ülke ekonomisine geri döngüsü ve bunların piyasaya yansıması 2020’nin ikinci yarısında toparlanma süreci olarak yaşanacak. Yalnız 2020’nin ilk altı ayının yaşanan krizin, en çok hissedileceği dönem olacağını öngörüyoruz.

 

“ÜRETİCİNİN, SANAYİCİNİN DURUMU HİÇ İÇ AÇICI DEĞİL”***

Temennimiz iyi olması. İyi işaretler geliyor. Ama, finans sektöründe ciddi sıkıntılar var ve bunun çözülmesi lazım. Esnafımızın, üreticimizin krediye kolay ulaşması lazım… Bunu da devletin kamu bankaları ile yapılması lazım. Özel bankalar tamamen işi yokuşa sürüyorlar. Piyasaların sıkıntısının bir an önce giderilmesi lazım. Aksi halde üreticinin, sanayicinin durumu hiç iç açıcı değil.

2018’in sonlarına doğru, 2019 yılının toparlanma süreci olarak öngörülüyordu. Böyle olmadı mı?

“KAMUDA İHALE ALAN MÜTEAHHİTLERİN ÖDEMELERİ YAPILMIYOR”***

2018 yılın sonunda 2019 yılı toparlanma süreci olarak ön görülüyordu. Ancak böyle olmadı. Toparlanma süreci biraz uzadı. Kriz sektörleri önemli ölçüde etkiledi. Yapılan ihalelerin daha önce yapılması gerekiyordu. Hükümet bu ihaleleri biraz öteledi.  O bakımdan toparlanma olamadı artı kamuda ihale alan müteahhitlerin ödemeleri yapılmıyor;  bunların bir an önce yapılması lazım. Yani firma bazında bunun düşünülmemesi lazım,  yapılacak ödemenin tüm piyasayı rahatlatması gerekir. Özellikle karayolları, DSİ gibi kurumlardaki ödemeler hiç yapılmıyor. Piyasanın rahatlaması için öncelikli olarak bu ödemelerin yapılması gerek, müteahhitleri sıkıntıya sokmanın bir anlamı yok. Ödemelerde ciddi gayret sarf edilmesi lazım, maalesef bu gayreti göremiyoruz.

Piyasada sıcak para döngüsü nasıl?

“MERKEZ BANKASININ SON ALMIŞ OLDUĞU KARAR GAYET OLUMLU; AMA YETERLİ DEĞİL”

Şu anda piyasada sıcak para hiç yok. Para tamamen bankalarda… Merkez Bankasının son almış olduğu karar gayet olumlu ama yeterli mi, değil. İnsanların kredi kullanabilecek, yapmış oldukları ticaretteki kar marjını kurtarabilecek seviyelere gelmesi lazım.  Şu anda ülkenin içinde bulunduğu durumda yapılan ticaret de bu faizi karşılayabilecek durumda değil.

Peki, iş dünyasında 2019’ u iyi yönetebilenler mi sadece 2020’ ye umutlu bakabiliyor?

Öz sermayesi ile ayakta kalan insanlar bu krizi rahatlıkla atlatabileceklerdir. Ama öz sermayesi olmadan, kredi ile dönen firmaların bu krizi atlatmaları biraz zor olacak gibi görünüyor.

Size göre bu konuda neler yapılmalı?

“ESKİ YATIRIMCILARIN 6. BÖLGE TEŞVİKLERİNDEN YARARLANDIRLMAMASI BU FİRMALARIN BATMASINA GÖZ YUMMAKTIR”

Eminim ki ülkeyi yönetenler de ekonominin sadece inşaat sektörü üzerinden, tek sektör üzerinden yürümediğinin farkına vardılar. Şu anda üretim sanayiine destek vermeye çalışılıyor. Bu yeterli değil. Yanlış olan bir şey var. O da eski üretim yapan, piyasada tecrübe, deneyim, bilgi birikimi olan firmalar çok fazla yatırım ve teşvik de dahil olmak üzere aslında çok fazla desteklenmiyorlar. Bu çok yanlış bir uygulama. Daha çok yeni yatırım yapanlara destek veriliyor. Oysaki bunun tam tersi olması lazım. Öncelikli olarak eski firmaların desteklenmesi lazım. Özellikle Elazığ’ın 6. Bölge teşviklerinden yararlanmaya başlamasıyla eski yatırımcılar bu teşvik kapsamına dahil edilmediler.  Bu uygulama eskiden üretim yapan, ülke ekonomisi için gayret gösteren, bilgi, tecrübe, deneyimi olan firmaların batmasına göz yummaktır, yeniden firma doğurmaktır ki bu da çok yanlış bir uygulamadır.

İşsizlik rakamlarında geçen yıla oranla artış var. İşsizlikle ilgili çalışmaya, büyümeye, katma değerli üretim yapmaya devam edeceğini ifade eden genel başkanınızın söylemlerini baz alırsak, Elazığ’da siz bu anlamda neler yaptınız?

“BİZİM İNSANIMIZDA İŞ BEĞENMEME DURUMU DA FAZLASIYLA SÖZ KONUSU”

MÜSİAD olarak biz kendi üzerimize düşeni yapıyoruz, yaptık. İşsizliği şu anda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizle bağdaştırmamak, özdeşleştirmemek lazım ki bu geçecek bir durumdur. Tabi ki işsizlik düşük oranlarda var ama ben rakamlarda olan işsizliği kabul etmiyorum Bu rakamlar yüksek. Bizim insanımızda iş beğenmeme durumu da fazlasıyla söz konusu. 1945’ li yıllarda Türkler Almanya’ya gidip, en zahmetli işleri nasıl ki yapıyorlardıysa, şimdilerde de bizde yabancı uyruklu işçiler bu şekilde çalışıyorlar. Onlar olmadığı takdirde de bu sektörlerde, bu birimlerde çalıştıracak işçi maalesef bulunamıyor.

İşverenlerin çalışanlardan beklediği özellikler nelerdir?

“İŞ ADAMLARI İŞ KANUNLARINDAN ŞİKÂYET EDER DURUMDALAR”***

İş dünyasında bizim özellikle devletten beklentimiz var.  Kesinlikle iş ve işveren kanunlarının en baştan ele alınıp değiştirilmesi lazım. Bu kanunlar ile işverene de, ülkenin ekonomisine de çok fazla katkı sağlanamaz. Sıfırdan ele alınıp, kendi örf adet ve geleneklerimize uygun, kendi iş kanunlarımızı yapmadığımız takdirde bu kanunlarla bu işler yürümez. İşverenler artık elemanlarla uğraşmaktan bıkmış vaziyette, işveren mahkemelerden bu tarafa gelemez halde ve maalesef mahkemelerde de kazanan işveren görmediğimiz için insanlar da haliyle iş adamları olarak iş kanunlarından şikayet eder durumdalar. Bu durumu her platformda ifade etmemize rağmen, bu konuda bu güne kadar hiçbir şey yapılmadı. Bu kanunların üretim sanayiini canlandırması çok güç.

“TYP LİLERİN BİR AN ÖNCE KALDIRILMASI LAZIM”

İstihdam, sürekli geçici olarak sağlanıyor. Özellikle TYP (Toplum Yararına Program)lilerin bir an önce kaldırılması lazım. İnsanların direkt İŞKUR ile muhatap olmamaları lazım. Eğer işverenlere destek veriliyorsa, doğrudan işverenlere destek olarak verilsin. İnsanlar TYP den dolayı nitelikli eleman çalıştıramaz oldu. Öte yandan işverenler kalifiye elemanları tutamaz oldu. TYP ile kalıcı istihdam sağlanmaz. Bu işverene destek olarak verilmeli. İşverene kalıcı eleman için destek verilmeli. İŞKUR un TYP li desteğiyle hiç kalıcı destek sağlanmadı. Bir kişinin çalışacağı yere on kişi ile TYP den destek verilirse bu iş yürümez.

2013’e kadar büyüme rakamları gayet iyiydi. 2013’lü sürece geri dönebileceğimize inanıyor musunuz?

“YILSONUNU KRİZE RAĞMEN BÜYÜME İLE KAPATABİLECEĞİZ”***

Gelişmekte olan ülkelerde bu tür ekonomik sıkıntılar dönem dönem yaşanabilir. Bu sadece ülkemize has bir durum değildir. Bizim geçen yıl ki büyüme oranlarımızda bu seneki hedef tekrar revize edildi. Yılsonunu krize rağmen büyüme ile kapatabileceğiz. 2019’ u düşük de olsa, bir büyüme ile ivmeli olarak kapatacağız diye düşünüyorum.

Ekonominin bu süreçte iyi yönetildiğini düşünmüyorsunuz diyebilir miyiz?

“İNSANLAR KADERİNE BU KADAR RAHAT TERK EDİLMEMELİDİR”***

Ekonominin bu süreçte iyi yönetilmediğini düşünüyorum. Üreticinin, sanayicinin yanında yeteri kadar durulmadı. İnsanlar kaderine bu kadar rahat terk edilmemelidir. Özellikle üretim sanayiisi…

 “KRİZ ORTAMINDA EN FAZLA KAR EDEN KURUMLARIN BANKALAR OLMASI ACI BİR REÇETEYİ ORTAYA KOYMAKTA”***

Ülkemizde kriz yavaş yavaş bitiyor. Toparlanma süreci 2019 un sonu gibi düşünülüyordu ama maalesef bu az önce de bahsettiğim gibi 2020’ nin ikinci yarısında başlayacak. Bu sürece kadar hükümetin üretim sanayiinin yanında durması lazım. İnsanlarının kredilere rahat ulaşması lazım…  Ne yazık ki bankalar bu konuda çok fazla iyimser davranmıyorlar. Kamu bankaları yine kendi üzerlerine düşeni yapmaya çalışsalar da özel bankalar için maalesef aynı şeyi söyleyemiyoruz. Bu kriz ortamında en fazla kar eden kurumlar bankalardır. Bu aslında acı bir reçetedir. Bankaların kar etmesi insanların çok para anlamına gelmez,  tam aksine insanlar zor durumda kalmış ve aşırı bir şekilde bankalara yüklenerek kredi kullanmışlardır. Böylelikle yüksek faiz oranları ile bankalar da kar etmişlerdir. Bu da özellikle üretim sanayiinin kötü durumda olduğunun bir göstergesidir. Açıklanan rakamlarda oysaki sanayici iş adamlarını görmek isterdik. Maalesef kamu bankaları başta olmak üzere tamamen ilk beş sırada bankaları gördük. Tabi bu da bizi ziyadesiyle üzdü. Umarım bundan sonraki senelerde bankaların yerine sıralamada sanayici iş adamlarımızın isimleri olur.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

“BU ÜLKENİN EKONOMİK OLARAK YÖNETİMSEL BİR HATASI VAR”***

Biz sanayiciler olarak bu ülkede krizle yaşamaya alışmışız. Her on yılda bir bu ülkede bir kriz yaşandı. Ama Avrupa’ya baktığınızda şirketlerin ömrü ortalama 50 yıl, Türkiye’de bu 14 yıldı fakat bu son krizde bu daha da düştü. Ortalamanın bu kadar düşmesi kişisel hatalardan dolayı olmaz; demek ki bu ülkenin ekonomik olarak yönetimsel bir hatası var. Bunun düzeltilmesi lazım. Umarım bu hatalar görülür. Ülke ekonomisi tek bir sektörle yürütülmemeli, böyle olunca bir sektör tıkandığında herkes sudan çıkmış balığa dönüyor adeta. Ekonomiyi sürükleyen, diğer sektörlerin de desteklenmesi de lazım. Bizim ülkemiz jeopolitik olarak çok zor bir konumda. Dış güçler,  Türkiye’yi en zaaf noktası olan ekonomiden darbe vurmaya çalışıyorlar. Biz birlik ve bütünlüğümüzü bozmadığımız müddetçe, çalışmalarımızı sürdürdüğümüz sürece,  istikrarımızı koruduğumuz sürece kim ne yaparsa yapsın Allah’ın izniyle hiç bir şey olmayacaktır.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

PİYASALARDA SON DURUM

  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

EN ÇOK KAZANANLAR

    EN ÇOK KAYBEDENLER

      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

        BUGÜN 1000TL NE OLDU?

        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN