1911 YILI KOLERA SALGINI « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

1911 YILI KOLERA SALGINI

Bu haber 16 Mart 2020 - 8:11 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bu sayıda çevirisini Osmanlıca aslından günümüz Latin harflerine çevirimini rahmetli amcam Ahmet Bayındır’ın yaptığı, 1911’deki İstanbul Anadolu’da binlerce insanın ölümüne neden olan kolera salgının da anlatıldığı bir yazı var. Yazının yazarı bilinmemekle birlikte Mehtap dergisinin 20 Eylül 1911’deki 11 sayısında yayımlandığını görüyoruz. Uzun yıllar “Mecmûa-i Osmâniyye ve İslâmiyye” alt başlığı ile çıkan derginin kadrosu Abdullah Cevdet, Kılıçzâde Hakkı, Celâl Nuri, Ubeydullah Efgānî gibi adlardır. Yazı salgın bir hastalıktan söz etmesi nedeniyle önem içermesi ve güncel yaşamımızı ile ilgili bulduğumuzdan beğeninize sunuyoruz:

 

MEHTAP DERGİSİ                                                                           20 EYLÜL1327(1911)

SAYI: 11                                                                                              11. ŞEVVAL.1329

 

“….Bundan bir hafta evvel altmış yaşlarında bir kadın Mahmutpaşa yokuşunda su içtiği için kahraman erkek Müslümanlar tarafından kendisine kötek atılmış!

Köprüde cigara içen on oniki yaşlarında bir çocuk polis tarafından kötek atıla atıla polis merkezine götürülmüş!

Manastır’da bir cemm-i gafir (büyük bir kalabalık), hükümet konağına hücum ediyor “koleradan vefat edenlerin cenaze namazları kılınmıyor, gasledilmiyor, şeriat ayaklar altında kalıyor!” diye bar bar bağırıyor. Hükümeti tahkir ediyor (aşağılıyor) ! İşte bu nağme ve terane ile daha birçok müstekreh (çirkin) ve fâci’ (acıklı) mudhikeler (komediler) oynanıyor.

Hükümet, hayır Hakkı Paşa kabinesi ne yapıyor: Bu sene-i mübarekenin bu ramazan-ı mübarekenin (mübarek Ramazan’ın) hitam-ı mübarekine (mübarek sonuna) beş yevm-i mübarek (mübarek beş gün) kaldığı halde nakz-ı sıyâm edenlere (oruç bozanlara) bir değnekten otuz değneğe kadar darb (vurma), 24 saatten bir aya kadar hapis; bir liradan beş liraya kadar cezâ-yı nakdî (para cezası) ahzı (alınması) cezalarını, tertip edip madde-i kanûniyyesini (yasal gereği için) adliyeye tevdi ediyor. Bâb-ı meşîhat (şeyh-ül-İslamlık) koleranın indifa’ı (uzaklaşması) için ümmet-i Muhammed’e her gün beş kere âyet-el-kürsî tilâvet edilmesini (okunmasını) tavsiye ediyor.

Kolera Türkiye’nin bütün vilâyetlerine tırpan atıyor. Âyet-el-kürsî’nin faydası olmuyor. Ve Âyet-el-kürsî’nin faydası olmak adl-i ilâhîye (Allah’ın adâletine) uygun değildir. Manâsını anlamadığı bir ibâre-yi ilâh-el- menşe’i (Allah kaynaklı bir ibareyi) okumakla, mütemeddin (uygar) milletlerin pek çok para, pek çok iştigal-i cismânî ve zihnî (maddî ve zihnî uğraşlar) mukabilinde (karşılığında) istihsal ettikleri (ulaştıkları) bir neticeyi istihsal etmek elbet adil ve mantığa tekme atan bir hezeyandır.

Bundan birkaç ay evvel [Viyana] da , [Terisne] de, [Marsilya] da ve [Monpeliye] de, [Nîm] kolera (kolera belirtileri) zuhûr etti (ortaya çıktı). İncil’den, Tevrat’tan, istiâne etmek (yararlanmak) hatıra getirilmeyerek fünûn-ı müterakkıb-ı bakteriyolojiyanın (bakteriyoloji biliminin ulaştığı)  netâic-i müstahsilesine (son bulgularına) tevfik-i hareket olundu (uygun hareket edildi) birkaç gün zarfında koleradan eser kalmadı. Ve kolera ilk kurbanını öldürdüğü mahallelerden bir adım harice çıkamadı.

Ehl-i hükümete (yöneticilere) söylüyorum: Âhâd-i nâsın (cahil halkın) mantık-ı sahîfine tevfik (zayıf mantığına bağlı) hareket etmek hem hükümeti, hem de nâsı verta-i helâka  (ölüm uçurumuna) sürüklemektir ve sürüklenmekteyiz. Fakat artık son günlerini veya haftalarını sayan kâbine avâmın (halkın) hoşuna gitmekten başka bir şey düşünmüyor [apres mo ile deluge]‘yani benden sonra tufan kopsun’  diyor.

Fakat kopacak tufan onları da bunları da gark edebilir (boğabilir). Ben, başka yerlerde birçok kereler söyledim. Bu millet derd-menddir (dertlidir). Derdin tedavisi münhasıran (yalnızca) tabip vazifesi değildir. Derdi görmeyen, derdi anlamayan, derdi şiddet ve selamet-i kâfîye ile (etkisini ve kurtuluşunu yeterince) takdir etmeyen (değerlendiremeyen) tabipten ne fayda beklenir, ne mesuliyet hissi (sorumluluk duygusu) aranır.

Binaenaleyh ben mesuliyeti bu kabineyi yapan ve tutan ellerin iltisâk ettikleri (kavuştukları) omuzlara yüklüyorum. Artık tereddüt yok! Maksat kati (kesin) ve muayyendir (bellidir). Bu memleketi kurtarmak. Memleket ahalisinin keyfini yerine getirmek bu maksadın katiyyen haricindedir…”

Çeviri Ahmet BAYINDIR

 

 

Cem Bayındır
Cem Bayındırbayindircem@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.