SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Gıyasettin Dağ
Gıyasettin Dağ

ZİYA ÇARSANCAKLI’NIN DERT YUMAĞI

ZİYA ÇARSANCAKLI’NIN DERT YUMAĞI
Bu haber 11 Temmuz 2018 - 10:02 'de eklendi ve 58 kez görüntülendi.

Yaşımız ilerledi, artık kemale doğru yol almaktayız. Gidenlerin ardından daha sık veda yazıları yazmaya başladım. Sevdiğimiz, gönlümüzde yer açtığımız, sohbetlerinden istifade ettiğimiz, “hal ve kal ehli” birçok insanı darı bekaya göndermenin hüznü var içimde… Telefon rehberimden giden her birinin ardından bir ismi daha silmek zorunda kaldığımda hüzün kaplar içimi… Merhum Ziya Çarsancaklı da bunlardan biriydi.

Düşündüm, ilk nerede ve ne zaman tanıştığımızı hatırlayamadım doğrusu… Ama çok uzun zamandır birbirimizi tanıyormuşuz gibi bir his vardı bende merhum Ziya Beyle alakalı olarak.

Gönülden bir muhabbetle, büyük bir saygı ile her karşılaşmamızda artık yitirdiğimiz, kimsede göremediğimiz bir tazimle karşılar, nezaket ve letafet dolu cümlelerle ağırlardı bizleri…

Güzel insandı Ziya Bey, Allah rahmet eylesin.

Merhum Ziya Çarsancaklı’nın hatıralarına yer verdiği ve adeta yaşadığı çileli hayatın bir özetini adında taşıyan “Dert Yumağı” adlı eserinden sizlere bahsetmek istiyorum.

Merhum Çarsancaklı 1995 yılından itibaren bölümler halinde yazmaya başladığı hatıralarını 2001 yılında tamamlamış ve şahsi yayın olarak bastırarak dostlarına dağıtmıştı.

“Saf Köylü ifadesi dışında edebi sanatlar arayanlar bu kitabı okumasınlar” diye başladığı çalışmasında “Her satırı doğru ve hayatımdan bir kesittir” diyerek bildik otobiyografi çalışmalarının ve usullerinin dışında tabiri uygun ise “içinden geldiği” gibi yazarak kendini, ailesini, hayatının en silinmez tarafı olan sürgünü, babasını ve babasının arkadaşlarını, av ve avcılığa dair merakını bu eserinde anlatmıştı.

Onun hayatındaki iki gidişin, memleketini iki defa terk etmenin, terk etmek zorunda kalışının derin izlerini hatıralarında, şiirlerinde görmek mümkündür. İlki daha birkaç aylıkken, kendi ifadesiyle “kundakta ve ana kucağında” iken 1925 yılında doğduğu topraklardan, köyünden, şehrinden, ailece sürgün edilmeleri ve 3 yılı aşan bir süre geri gelememelerinin üzerinde bıraktığı derin izler, bir de 40 yaşından sonra ikametini İstanbul’a alıp ömrünün geri kalanını memleketinden uzak geçirmiş olmasıydı.

Ziya Bey’in hatıralarının her satırında her şiirinde terki diyar etmek zorunda kaldığı memleketine olan özlemi vardı. İkametini İstanbul’a aldıktan sonra da Harput’a, Elazığ’a, Elazığlılara olan sevgisini, özlemini, irtibatı kesintisiz devam ettirmiş, her yılın belli bir dönemini şehrinde geçirerek, dostlarına zaman ayırarak, köyüne ahbabı yarenle birlikte olarak değerlendirmişti.

“Dert Yumağı” adını verdiği kitabında onun “menfa” dediği sürgün ile başlayan hatıraları Afyon, Konya ve İstanbul ile süren 3 yıllık zorunlu ikametler ve ardından memlekete dönüşün hüzünlü hikâyesi, merhum pederlerinin 25 yıl devam eden isbatıvücud’u, köy yaşamları, selamlık kültürü, siyasi yaşamı, ihtilaller gibi çok önemli başlıklar ile devam etmektedir.

Çarsancak Beylerinin geçmişteki durumunu, bugüne kadarki aile safahatını merak edenler için birinci elden önemli bir kaynak olan Ziya Beyin anılarını okumalarını salık veririm.

“Devletle beraber Şeyh Said’e karşı savaştıkları halde” İstiklal Mahkemesi tarafından sürgüne gönderilen bir aileye mensup olan Ziya Çarsancaklı kitabında babasına ve arkadaşlarına yapılan sürgün tebliğini şöyle dile getirir. “İstiklal Mahkemesi azalarından Reis Mahzar Müfit ile yine azalardan Avni Doğan Bey şu zevatı çağırıp aynen şöyle söylüyorlar: (Çağrılanlar, Bedri Çarsancaklı- Palulu Haşim Karacimşit- Yümnü Kulu- Pulutlu Halil Efendi- Hacı Kaya Sebati Duman ve Jandarmadan Emekli Kel Kâtip Mehmet Ağar Efendi) “Beyler memleketin kurtarılışındaki hizmetleriniz bizlerce malul ve müsellem. Buna rağmen sizleri nüfuz erbabını, mıntıka-i nüfuzundan uzaklaştıracağız. Bir ay müddet veriyoruz, gidip hazırlığınızı yapınız”.

Devletimiz, bahsi geçenlere isyandaki katkılarınızı biliyor ama sizler ilerde güçlenerek devlete başkaldıracak kadar nüfuzlu insanlarsınız dolayısıyla sizi de sizleri nüfuzlu olduğunu bu bölgelerden uzaklaştırıyoruz demiştir.

Sadece Bedri Çarsancaklı verilen karara karşı itiraz edebilmiş ve “İsyan erbabının ruhlarını şad etmiş olursunuz” diyebilmiştir.

Sürgün, Merhum Ziya Beyin hayatında silinmez izler bırakmıştı. Yaşadıkları tarifsiz acıları ancak kitabı okuyarak kısmen anlamak mümkün olabilir.

Tasavvuf ehli, dervişmeşrep bir hayatı kendisine yol edinen merhum Ziya Bey, Hz. Peygamber’e olan özlemini dile getirdiği şu şiiri sanırım en son kaleme aldıklarındandı.

“Şahım sultanım, beyim

Sensiz dünyayı neyleyim

Sen mi gel diyeceksin

Yoksa ben mi geleyim”

Merhum Ziya Çarsancaklı’ya Allah’tan rahmet diliyorum.

Dert Yumağı / Ziya Çarsancaklı

Şahsi Yayın

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
2 ADET YORUM YAPILDI
Mehmet Şükrü Baş Temmuz 11, 2018 / 20:46 Cevapla

HAYATIMDA TANIDIĞIM EN SAYGIDEĞER İNSANDI. ONDAKİ EDEP ANDAKİ TERBİYE ACABA YER YÜZÜNDE KAÇ KİŞİDE BULUNUR?…MEKANI CENNET RUHU ŞAD OLSUN…SİZİ DE TEBRİK EDERİM SELEM VE SEVGİYLE…

S.Erdem Eylül 10, 2018 / 22:37 Cevapla

Hisimimiz Bedri bey amcanın oğlu Ziya Bey rahmetli bu fani dünyada tanıdığım,bende saygı ve edebin ne olduğunu müşahede ettiğim 2 Osmanlı çelebisi beyefendi. Carsancakli Ağa dedemin akrani dostu, oğlu Ziyabey babam rahmetlinin yaşıtı ve çocukluk arkadaşı.Terzi dedem dükkanından utulenmis elbiselerini evine götürdüğümde, içeride pijamalarini degistirip 10 yasinda benim gibi bir cocugun karsisina bile cikarken ki hassasiyetini dikkatlerinize arzeder.Burada keseyim.Bedri ve Ziya Alp Carsancakli beylere rahmet diliyorum.Mekanlari Cennet olsun, İnşaallah.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER