SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Mehmet Karaaslan
Mehmet Karaaslan

ZAFER Mİ HEZİMET Mİ?

ZAFER Mİ HEZİMET Mİ?
Bu haber 25 Ekim 2019 - 8:16 'de eklendi.

Geçmişte resmi tarihçiler ile sivil tarihçiler arasında yaşanan zafer miydi yoksa hezimet mi tartışması şimdilerde Barış Pınarı Harekâtı için kullanılıyor.

Fırat’ın doğusuna yapılan ve bu bölgede küresel güçler tarafından oluşturulması planlanan; görünürde Kürt devleti olsa da esasta İsrail’in uç beyliği olacak ve arz-ı mevuta gidecek yolun taşlarını döşemeye yönelik siyonist plana, Türkiye’nin çomak sokması operasyonunun bir kazanım mı yoksa bir hezimet mi olduğu konusunda değişik kesimlerden farklı sesler yükseliyor.

Gelinen nokta için bir gurup; “cephede de güçlüyüz masada da güçlüyüz. Akdeniz’den İran sınırına hiçbir tehdit kalmayana kadar tüm hatlarımızla bölgede olacağız. Türkiye olmadan harita çizilemeyeceğini artık dünyanın görmesi ve bilmesi lazım. Kimse çamur atmaya, bahane bulmaya, hata aramaya kalkmasın; Türkiye sahada da kazandı, masada da. Bundan sonra kazanmaya da devam edecek.” Diyerek gelinen noktanın bir zafer olduğunu iddia etmekte.

Bir kesim ise; operasyon, kazanımdan öte büyük kayıplar verdiğimiz bir süreç olmuştur diyerek şunları iddia etmekte: “ABD’nin tüm teklifleri kabul edilmiş ve sınır ötesi yaptığımız Barış Pınarı Harekâtı tüm hızıyla devam ederken aniden durdurulmuştur. Suriye üzerinde oynanan satranç oyununda Türkiye kaybetmiş ama terörist gruplar (PYD, YPG, PKK, SDG) kazanmışlardır. Lafı eğip bükmeye gerek yoktur. Türkiye’nin ‘Güvenli Bölge’ konusundaki çabaları ve verilen emekler sonuçsuz kalmış ve fiyasko ile sonuçlanmıştır.”

Bu iki görüşün hangisinin daha gerçekçi olduğuna kısaca bakmak gerekirse şunlar söylenebilir:

Türkiye, bulunduğu coğrafyanın konumundan kaynaklı bir olarak dünyaya nizamat vermek isteyen kesimlerin iştahını kabartan topraklar üzerinde yaşamaktadır.

Ortadoğu’nun petrol ve doğal zenginliklerine kolaylıkla ulaşmak isteyen ülkelerin yüzyıllardan beri bölge ülkeleri arasında bizzat ve plan gereği oluşturduğu husumet ve çatışmaları bahane ederek ve bunu kendisine bir hak bilerek girdiği; sözde demokrasi ve barış getireceği toprakları kan gölü haline getiren çevrelerin oyunlarını bozan tek ülke Türkiye oldu.

Ve yine ilginçtir; bu topraklarda sürekli kalmak ve zenginlikleri sömürmek amacıyla hiçbir zaman kesin ve sürdürülebilir bir barış ve sulh ortamı oluşmasını istemeyen güçlerin, o bölgede özerk bir devlet oluşturma amaçları da bölgedeki Kürtler için değil, onları sürekli olarak gütmeye ve emirlerine amade bir kurşun asker güruhunun devamı içindi. Zira o bölgede yeni bir devlet kurulması demek misyonlarının sona ermesi sebebiyle bölgeden çekilme gereğini ortaya çıkaracaktı ki bu durum ABD’nin asla istemediği bir durumdu.

Türkiye, bu oyunları fark eden ve buna karşı pasif bir dış politika yerine aktif ve arkasında kim olursa olsun, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın kendisine dayatılan planı kabul etmeyen bir politika takip etmekle ezberleri bozdu.

Asırlardan beri her topluma, her etnik kökene ve her dine saygı gösteren bir ülkenin teslim olacağını sananlar çok büyük hesap hatası yaptılar.

Barış Pınarı Operasyonu başladığında, Türkiye bataklığa çekildiğini, ABD, Avrupa ve İsrail’in kazançlı çıkarak Türkiye’ye haddini bildirip ambargo ve ekonomik krizlerle çökertileceğini bekleyenler, Türkiye ve ABD arasındaki anlaşmayla bir kez daha şok yaşadılar küçük dillerini yuttular.

Gelinen noktada Barış Pınarı operasyonu da hem ABD hem de Rusya ile varılan anlaşmalar da bir zaferdir.

Türkiye, kararlı tavrı ile başlattığı operasyon ile besleme terör örgütlerini imha etmeye başlayınca tüm nizamatçılar ve bunların ağababaları büyük panik yaşadı.

Verilen sözlere de güvenmedi Türkiye ve “Yüz yirmi saat mühlet verdik. Ya silahlarını bırakıp gidecekler ya da kaldığımız yerden operasyona devam edeceğiz.” Diyerek bir kez daha kararlılığını gösterdi.

Bunlar yaşanırken geçmişte burnundan kıl aldırmayan Avrupa ülkeleri de duruşlarını anında değiştirdiler. Fransa Cumhurbaşkanı Macron; “Angela Merkel ve Boris Johnson ile birlikte önümüzdeki hafta Erdoğan’la görüşeceğiz” açıklaması yapması, birkaç gün öncesine kadar ambargo tehditleri savuranların şimdilerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek için sıraya giriyorlar.

İşte hem sahada hem masada kazanmak böyle olur. O zaman açıkça söylemek lazım gelir ki Barış Pınarı ile başlatılan milli süreç, birtakım mahfillerin ve muhalefetin küçümseme gayretlerine, hezimet çığırtkanlıklarına rağmen açık bir zaferdir.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER