SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

Yığmatepe: İlimizde şehir kütüphanesi ve basın müzesi olmalı!

Yığmatepe: İlimizde şehir kütüphanesi ve basın müzesi olmalı!
Bu haber 20 Eylül 2019 - 17:57 'de eklendi.

Cumartesi Söyleşileri…

Bizler Cumartesi Söyleşilerinde Elazığ’da doğmuş ya da bu kentin ikliminde kültür sanatla hemhal olmuş. Yüreğinde bu şehre özlem duyan, bu şehirle alakalı anıları olan, zamanın bir iki adım ötesinde duygularını, bilgilerini, hislerini, gelecek kuşaklara daha özgür, refah seviyesi daha yüksek, evrensel değerler eşliğinde bakış acıları yakalamaları için ter döküp çabalar sarf eden sanatçılarımıza, bazen ses olmak istedik. Bazen fikir işçisi de dediğimiz sanatçılarımızın yalnızlıklarını paylaşmak istedik ve daha da önemlisi onları ilimizin ve ülkemizin yarınlarını şekillendirecek gençlerine daha iyi tanıma ve ekol alacakları değerler içinde analiz etme çabası içinde olduk. Bu hafta ki konuğumuz ilimiz yazar ve şairlerinden Suat Yığmatepe oldu. Yığmatepe, “Kültür tarihi zenginliklerle dolu bu şehrin bir şehir kütüphanesi olmalı, bir basın müzesi olmalı. Bu müzede şehrinizin yetiştirdiği şairlerin, bestekârların, yazarların, şarkı sözü yazarlarının, sinema ve tiyatro oyuncularının dokunulabilir tanıtım görsellerinin olmasını arzu etmekteyim” dedi.

Röportaj: M. Yalçın AZİZOĞLU


Sanat duyguları evrensel kurallar dâhilinde sunma biçimidir. Duygular öznel olmasa da ifade etme şekilleri özneldir. Bu da sanatı üstün kılan değerdir. Sanatçıların üstünlüğü evrenselliği de duygularını beklentilerin üstünde izah edip yarattıkları farkındalıklarla ölçülür. Onlar her zaman zamanın bir iki adım ötesinde yaşarlar. Bazen yaşadığı zaman diliminde anlaşılmamaları hak ettikleri değeri saygıyı görmemelerini üstatlar bu kıstasa binaen yorumlarlar. Sanatçıların sanat ruhu ve yeteneklerinin doğuştan kazandıkları da gene birçok uzman tarafından zikredilen bir anlayış olduğu kırmızıçizgilerle sınırlandırılmış bir tanımdır. Bizler Cumartesi Söyleşilerinde sanata katkı sunan kişileri ağırlamaya devam ediyoruz. Bu hafta ki konuğumuz ilimiz yazar ve şairlerinden Suat Yığmatepe oldu. İşte Yığmatepe ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin detayları…

Suat Yığmatepe kimdir sizden dinleyelim?

Bir insanın kendisini anlatması tanıtması kadar zor bir durum yok. Yine de biyografik olarak kendimi anlatmaya çalışayım.  Şiirlerim Türk Edebiyatı, Kemalist Ülkü, Ajans-Türk, Diyanet Çocuk, Gülpınar, Ana, Erciyes, Yeşilay, Türkiye, Gençlikte Hamle, Gözlem, Eflatun, Size, Hey, Kelebek, Karınca Kardeş, Antoloji, Fısıltı, Hayat Mecmuası, Müzik Magazin, Yeni Asya, K.K.K. Dergisi, Anadolu Sanat, Günün Kadını, Yeni Defne, Halay, Trakya Ekspres, Bizim Kuşak, Son Gün, Fırat, Uluova, Turan gibi birçok dergi ve gazetelerde yayınlanmıştır.   02.12.1957 Elazığ doğumluyum. Pavlonya, Damlalar, Kalkınan Dünya, Adlı dergilerin Genel Yayın Müdürlüğü, Sanat yönetmenliği, Yazı İşleri Müdürlüğü ve Genel Yayın Müdürlüklerinde bulundum. Gün Batarken, Başkentten Damlalar, Bulutların Ötesi, Dileyiş, Bir Yer Düşünüyorum Çocuklar İçin, adlı beş şiir kitabım bulunmaktadır. Fethi Gözler’in Lise ve Yüksek Okullar için hazırlamış olduğu ” Hece Vezni ve Hecenin Beş Şairi ” adlı İnkilap ve Akayayınları adına çıkan yardımcı ders kitabında, Ajans – Türk Dergisi sahibi Necdet Evliyagil’in çıkarmış olduğu ”Atatürk Şiirleri” Antolojisi, Ana Antoloji 1990-2 Ana Antoloji 1991-3, Mustafa ŞEN’in hazırladığı Can Dostlar şiir Antolojisi, Türkiye Dergisi’nin çıkarmış olduğu Türkiye şiir Antolojisi,  Gökçan Bozdağ’ın çıkardığı şiir Antolojisi, gibi birçok Antolojide ve yardımcı ders kitaplarında yer aldım. ” Bir Yer Düşünüyorum Çocuklar İçin ” Adlı şiirim 1979 Dünya Çocuk Yılı dolayısı ile Gözlem Yayınlarının açmış olduğu şiir yarışmasında mansiyon kazanmıştır. Ayrıca aynı adlı şiir kitabım 18 haziran 1984 yılında Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Yayımlar Dairesi Başkanlığınca Tebliğler Dergisinde yayınlanarak Lise ve Meslek Liselerine tavsiyesi uygun görülmüştür. TV’deki ”Şiir Dünyası” nda Necdet Evliyagil ve TV’ deki ” Bir Şiirdir Yaşamak ” programında şiire sesiyle hayat veren Nedret Selçuker tarafından şiirlerim okunmuştur. 1990 yılından sonra Sinemaya da yöneldim birçok sinema filminde ve dizi de rol alarak çalışmalarımı devam ettirmekteyim. Ercan Akbay, Fatma Berna Erkan, Erol Güngör, M. Ziya Yalçın, İsmail Demirkıran, Engin Çır, İsmail Acar, Şahin Çangal, Mustafa Malay, Faruk Şahin, Salih Turhan, Esat Kabaklı, Mikail Şimşek, Yılmaz Tatlıses, Orhan Gencebay ve Sebahattin Sivrikaya tarafından şiirlerim bestelenmiştir.   Sibel Can, Güler Işık, Hüseyin Altın, Esat Kabaklı, Engin Çır, İsmail Acar, Almancı Fatoş ve Melek Gündem gibi birçok değerli sanatçı tarafından şarkılarım okunmuştur. MESAM (Türkiye Musiki Eserleri Meslek Birliği), İLESAM (İlim ve Edebiyat Eserleri Meslek Birliği ), ve FİLMSAN  üyesiyim.

Edebiyata ilginiz, yazmaya merakınız ne zaman başladı?

Okumaya başladığım okuduğumu anlamaya başladığım günden beri yazma içgüdüsel olarak oluştu diyebilirim.

İlimiz İle diğer illerimizi kıyaslarsak; kaynak, tema, doküman ve çalışma sahası bakımından şair ve yazarlar için nasıl bir zenginlik taşımakta?

“BİR ŞEHİR KÜTÜPHANEMİZ OLMALI”

Her ilin kendine özgü bir kültür ve folklor potansiyeli vardır. Ama  bazı iller tarihten gelen bir vizyon taşımakta ve bu vizyonunu gelecek nesillere aktarılması konusunda daha donanımlı daha temel değerlere sahiptirler. İşin gerçeğini söylemek gerekirse ben Elazığ ‘ dan da kırk iki yıldır ayrıyım. Elazığ’da kaynak, tema, döküman ve çalışma sahası var mı yok mu bilemiyorum. Umarım böyle bir Akademik çalışma vardır. Ama fikrimi sorarsanız kültür tarihi zenginliklerle dolu bu şehrin bir şehir kütüphanesi olmalı, bir basın müzesi olmalı. Ve bu müzede şehrinizin yetiştirdiği şairlerin, bestekârların, yazarların, şarkı sözü yazarlarının, Sinema ve tiyatro oyuncularının dokunulabilir tanıtım görsellerinin olmasını arzu etmekteyim.

İlk kitabınızın yazma yayınlanma serüvenini anlatır mısınız?

Ankara’da İlk şiir kitabımı 1977 yılında çıkardığımda henüz yirmi yaşlarında toy bir delikanlıydım. “Gün Batarken “ adını verdiğim bu şiir kitabım benim bu yolda yürürken temel taşım olmuştur. Kendime olan cesaretimi, şiire olan tutkumu artırmıştır. Olumsuz aldığım eleştiriler beni yıldırmamış bilakis daha çok körüklemiştir.

 

 İlk kitabın farklı heyecanı ve sevinci olur siz neler yaşadınız?

İlk kitabımın dizgiden çıktığı anı ve ilk baskının elime geçtiğinde hissettiğim duyguları burada anlatmam imkânsız. Şair olmak ve kendini şair görmek…

 

 Yeni eser ve yeni çalışmalarınız hakkında neler söylersiniz?

Yani burada kendimi kitap çıkarma konusunda eleştirebileceğim bir soruyla karşılaştığımı hissediyorum. 1977 yılı ile 1984 yılları arasında ( yedi yılda ) beş şiir kitabı çıkaran ben neredeyse her yıla bir kitap düşüyor. 1984’den bu güne kadar hiç kitap. Potansiyel ve birikim olarak daha çok verimli bir otuz beş yıl içinde kitap çıkarmamanın bir sebebi olmalı elbet. Heyecan eksikliği olabilir mi acaba?

Bu arada Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan bir belgesel film çalışmamız var. Senaryosunu   Engin Temizer ‘ in yazdığı yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği  “Şiirlerde  Şarkılarda Filmlerde İstanbul “  adlı bu belgesel filmde yardımcı yönetmen görevini üstlendim. Ayrıca “ İstanbul ‘u Seyrettim “ adlı şiirimle belgeselde yer almaktayım. Belgeselde yer alan şairler Yahya Kemal Beyatlı, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Aşık Veysel Şatıroğlu, Orhan Veli Kanık, Sadri Alışık, Suat Yığmatepe, Ümit Yaşar Oğuzcan, Atilla İlhan, Özdemir Asaf, İlhan Berk ve Cahit Sıtkı Tarancı,

 

 

Ülkemizde yazar ve şair olmanın sıkıntıları nelerdir? 

Gerçek şair ve yazarlar hak ettikleri yeri almaktadırlar. Fakat emeklerinin karşılığını alıyorlar mı bu tartışılabilir bir konu. Devletimiz şair ve söz yazarlarının haklarını korumak ve savunmak için MESAM ‘ı kurmuştur. Ama maalesef bu ve benzeri kuruluşlar hak savunucu değil hak yiyici duruma sahiptirler. Üreten ve şarkıları dilden dile hit olan söz yazarı arkadaşlarımız yoksulluk içinde yüzerken onlara daha iyi bir gelecek vaat eden kurum lüks ve saltanat içinde yaşamaktadır.

 

 Edebiyat sahasında sizi etkileyen akımlar şair yazarlar kimlerdir? 

Edebiyat sahasında beni etkileyen akım hececiler olmuştur tabii ki. Buna paralel olarak da hececilerin beş şairinin etkisinde kalmam mümkündür.


Gelişmiş ülkelerle kendimizi kıyaslarsak okuma oranımız çok düşük seviyelerde bunun sebebi nedir? Sizin ne gibi önerileriniz olur

“KİTAP OKUMANIN NE ÖNEMLİ ETKEN OLDUĞUNU KAVRAYAMADIK”

Bana göre okuma oranının düşük seviyelerde olmasının en büyük sebebi kitap okumanın ne denli önemli bir etken olduğunu kavrayamamaktır.

 

Ülkemizde de birçok etkinliğin, sosyal projenin içinde sizleri görüyoruz. Bu konu hakkında ki düşünceleriniz?

Ben yıllar sonra kendimi tanıyabildim ancak. Ben hiperaktif bir adamım. Sanatın hemen hemen her dalıyla iç içeyim. Roman yazmak, Seneryo yazmak, Şiir yazmak, Şarkı sözü yazmak benim yaşam tarzım oldu farkında olmadan.  Tabi bunun yanında ilk gençlik yıllarında tiyatro ile uğraşmak daha sonraki yıllarda Sinemayı tanımak benim yol haritam oldu.

 

Elazığ da ki yerel medyayı, edebi dergileri takip ediyor musunuz sizce ilimiz kültür sanatı için yeterli mi?

Elazığ ‘ da ki yerel medyayı fırsat buldukça takip etmekteyim. Edebi dergilerden “ Telmih “ dergisini takip etmekteyim. Bahsi geçen derginin editörü sevgili çok değerli kardeşim Talat Özer’e burada isimlerini teker teker yazamadığım yayınlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkürlerimi sunuyorum. Böyle düzeyi ve realitesi yüksek bir derginin yayın kurulunda olmaktan da onur duymaktayım.

 

Geriye dönüp baktığımızda mücadele ile geçmiş bir ömre sahipsiniz? Bu ömür içinde yüreğinizde kalan ukde var mıdır?

Kırk beş yıllık sanat hayatımın inişleri de olmuştur çıkışları da. Zaman zaman küskünlük olsa da sanattan edebiyattan kopmam imkânsızdı. Bu zaman içerisinde yüreğimde kalan, gözümde kalan şunu da yapsaydım diyebileceğim bir şey yok çok şükür.  Yeşilçam ‘ın dışında da dünya sinemasında da rol aldığım projeler oldu. İtalya’da “ 2057 Napoli “ adlı sinema filminde mafya rolünü, yine İstanbul ‘ da Fransız ‘ ların çektiği  “ Çocuk Hırsızı “ adlı sinema filminde mafya rollerini canlandırdım.

Vakit ayırıp bizi konuk ettiğiniz için gazetemiz adına sizlere teşekkür ediyor, başarılarınızın devam etmesini canı gönülden diliyorum. Söyleşimizin son sözünü siz kıymetli şairimiz Suat Yığmatepe Beye bırakıyorum.

Böyle güzel bir söyleşi de bana zaman ayırdığınız, bana fırsat verdiğiniz için asıl ben şahsınızda gazetenize ve size teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.

 

Son olarak hemşehrilerimize, bizleri takip eden okurlarımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Bol bol kitap okumalarını özellikle dünya klasiklerini tanımalarını tavsiye ediyorum. Dünya klasiklerini okuyarak vizyonunuzu ve ufkunuzu genişletmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Okuduktan sonra neden klasik haline geldiğini daha iyi anlayacaksınız. Dünya klasikleri yazıldığı dönemin çok ötesinde olan yazarların, sayfalara döktüğü tecrübeler  ve hayal güçlerinden oluşur.

 

ASLA BİLMEDİN

 

Sen hep bahar oldun bense kış oldum

Zemheri ayında uçan kuş oldum

Bir ömür aşkından hep sarhoş oldum

Sen benim sevgimi asla bilmedin

 

 

Taşlarda yosundum denizlerde kum

Sen lale sümbüldün ben ise zakkum

Sen sana tutkunum ben sana mahkûm

Sen benim sevgimi asla bilmedin

 

 

Ben aşkın yeliydim sen de bir peri

Başıma indirdin sanki  gökleri

Hangi gönül yaşar böyle mahşeri

Sen benim sevgimi asla bilmedin

 

 

Ben kutupda buzul sen çölde vaha

Seninle aşkımız bitmedi daha

Okyanus olupta kalktım da şaha

Sen benim sevgimi asla bilmedin

Suat Yığmatepe

 

 

İSTANBUL MU SEN Mİ DAHA GÜZELSİN

 

Her semtini karış karış gezersin

İstanbul mu sen mi daha güzelsin

Boğazlardan meltem gibi esersin

İstanbul mu sen mi daha güzelsin

 

Dağlarında yeşil yeşil çamlar var

Her semtinde senle dolu anlar var

Yüreğimde candan öte canlar var

İstanbul mu sen mi daha güzelsin

Sirkeci ‘ de çay içmiştik seninle

Balık ekmek yedirmiştin elinle

Ezanları sevgi ile bir dinle

İstanbul mu sen mi daha güzelsin

 

Emirgan koyunda seyre dalmıştın

Üsküdar yolunda simit almıştın

Sonunda boğaz ‘ da karar kılmıştın

İstanbul mu sen mi daha güzelsin

Suat Yığmatepe

 

 

 

 ZAMANI GELDİ

 

Yolun açık olsun senin bahtında

Belli ki  biri var gönül tahtında

Bu aptal aşığın bunun farkında

Artık ayrılmanın zamanı geldi

 

Meltemler esmiyor eskisi gibi

Kadehler kesmiyor eskisi gibi

Gönüller küsmüyor eskisi gibi

Artık ayrılmanın zamanı geldi

 

Her şeyin bir sonu var biliyorsun

İşte bak sonunda sen gidiyorsun

Bu dertli halime hep gülüyorsun

Artık ayrılmanın zamanı geldi

 

 

Bu aşk yıllardır böyle duygulu

Sonunda terk ettim ben İstanbul ‘u

Senin de gözlerin biraz buğulu

Artık ayrılmanın zamanı geldi

 

Bu aşktan sonunda bıktın demek ki

Gizlice bu kalpten çıktın demek ki

O kutsal mabedi yıktın demek ki

Artık ayrılmanın zamanı geldi

 

 

Nafile yalvarma ben gidiyorum

Seninle aşkımı bak siliyorum

Bir daha dönüş yok ben biliyorum

Artık ayrılmanın zamanı geldi

Suat Yığmatepe

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
1 ADET YORUM YAPILDI
Zafer Murat Coşkun Eylül 21, 2019 / 15:29 Cevapla

Elazığ ilimiz sanata değer vermekte yeni yetişen neslimizin bilgilenmesi için bunlar gerekli Sayın Suat Yılmaz Tepe Çok doğru söylemiş kendisini çok iyi takip ediyorum sanata verdiği değerden dolayı kendisine çok teşekkür ediyorum

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER