SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcı

YALNIZLIK

YALNIZLIK
Bu haber 09 Temmuz 2018 - 10:00 'de eklendi ve 49 kez görüntülendi.

Fikir Günlüğü

Anne rahmindeki bebek anneye bütünüyle bağlıdır, kan dolaşımından beslenmesine değin hiçbir ihtiyacı için hiçbir şey yapması gerekmez. Doğumla birlikte oksijen ihtiyacını karşılamak için nefes alıp vermesi, karnını doyurmak için bile efor sarf etmesi gerekiyor. Artık soğukta üşüyecek, sıcakta rahatsız olacaktır. Doğum, bebek için bir kayıp, bir ayrılıktır.

İlk yalnızlığa insan doğumla düşer.

İlk bağlanma ihtiyacı da doğumla ortaya çıkar.

İnsan yalnız fizyolojik değil toplumsal ihtiyaçları da olan sosyal bir varlık. Bağlanma ve toplum içinde yaşama ihtiyacı ömür boyu sürüyor.

Birçoğumuz için yalnız insan deyince, eşi ölmüş, çocukları evlenip uzak diyarlara gitmiş ya da ekmek parası için sıladan ayrılmış yaşlı insanlar akla gelir. Derme çatma evlerinde toplumdan uzak kıt kanaat geçinen, beli bükülmüşler…

Halbuki yapılan araştırmalar gösteriyor ki yalnızlık, sanıldığının tersine gençlerin hastalığı. Okullarda cıvıl cıvıl koşturan, dersliklerde kaynaşan, arkadaş gruplarıyla kahkahalı çığlıklı sohbetlerde kendisini kaybeden, tek kale maçlar yapan ergen ve gençler, yaşlılık duygusundan daha fazla muzdaripler.

Yaşı 18’in altında olan çocuklarımız, yeğenlerimiz, torunlarımız, kendilerini yalnız hissediyorlar yani. Her 4 delikanlı erkek ya da kızdan 3’ü yalnız olduklarını belirtiyor. Kırklı yaşlardan sonra ise 4 erişkinden 2’sinde yalnızlık duygusu hakim. Yaşlı dediğimiz insanlarda ise 4 kişiden biri yalnız hissediyor kendini. Belki de yılların verdiği deneyim yüzünden yaşlı insan yalnızlık hastalığını yenmenin yollarını el yordamıyla da olsa çözebiliyor.

Yalnızlık toplumsal açıdan bir zayıflık belirtisi olmasa de kişinin kendisi için öyle. Yalnız insan kendisini aciz hissediyor, acı duyuyor.

Yalnızlık bir hastalık, yalnız insan ise hasta kabul ediliyor. Toplumsal bir varlıksak eğer, ki öyleyiz, toplumsallaşma ve sosyalleşme ihtiyacımızı giderecek olanakları da bulmamız gerekiyor.

Sosyal devlet toplumun sağlığını düşünen, koruyan ve gözeten bir devlettir. Toplum sağlığı devletin başlıca görevlerinden biri.

Toplumsal yaşam mutlu ve gelişkin olmadığında birey de mutlu olamaz.

Şehirlerini beton ve asfalta teslim etmiş, apartman duvarları arasında cep telefonu ve tabletlere teslim olmuş, televizyonun uyuşturduğu kitleler toplumsal yaşamımızı tehdit ediyor.

Büyük şehirlerin apartman yaşamında karşı dairede kim oturur bilinmez. Giriş-çıkışta selam sabah olmaz. Kimin düğünü, kimin yası vardır umursanmaz. Kalabalıklar içinde yalnız yaşam vardır. Lüks yaşam olanakları ve medeniyetin nimetleri toplumsallaşma ihtiyacını tatmin edemiyor, psikolojisi bozuk hastalıklı insanlar giderek artıyor.

Sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığını, yalnızlık hastalığı körüklüyor. Bunlar da yalnızlığı. Bir kısır döngü.

Kimsenin yalnızlığa karşı doğuştan direnci yok. Toplumsal bir varlık olmamızın gereğini kendi ellerimizle ve irademizle yerine getirmek şart.

Anne-babası ayrılmış çocuklarda yalnızlık riski fazla, utangaç olanlarda, evlenmemiş erişkinlerde, yoksullarda ve yukarıda değindiğimiz gibi genç nüfusta risk yüksek. Bağlanılan bir yakını, sözgelimi babası ya da eşi ölenler, sevgilisinden ayrılanlarda da aynı durum söz konusu.

Yalnızlık duygusunu niye yaşıyoruz?

Toplumsal yaşamın içinde yer almadan rahat edemiyoruz. Bu doğamızın gereği.

İnsanoğlunun fıtratı bu.

Toplum yaşamı içinde özellikle önem verdiğimiz konular eksik olduğunda içimizi yalnızlık duygusu karabasan gibi sarıyor.

İlişkilerimizi bu nedenle doyurucu olacak şekilde kurmamız, geliştirmemiz gerekiyor.

Kendimizi hep başkalarının gözüyle görmeyi terk etmeliyiz.

Elalem ne der, sorusu yine fıtratımızdan kaynaklanan başka bir hastalık. Dünyadaki tüm insanlarda bu fabrika hatası var. Kendi değerimizi çevremizdekilerin, özellikle de kendimizce önemli insanların sözlü veya davranışla gösterdikleri mesajlarına bakarak değerlendiriyoruz. Onlarca insanın kıyafetimiz hakkında görüşü önemli olmayabiliyorken, kendimizce değer verdiğimiz birinin bir aşağılayıcı bakışı değersiz hissetmemize yetiveriyor. Yetenekli ya da değerli olduğumuz duygusunu birilerinin öznel yargılarına esir etmemek gerekiyor.

İhtiyacımız olduğunda yardımımıza koşacak kişileri, güvenebileceğimiz insanları hayatın heyecanlı filmi içinde, deneyerek-yanılarak, benzer duygu ve davranışlara sahip insanlarla kimi zaman yakınlaşıp, gerektiğinde uzaklaşarak bulabilir ve yalnızlık hastalığıyla mücadele edebiliriz.

Unutmamalı ki yalnızlık da bir kanser, kalp hastalığı veya şeker hastalığı gibi ama onlar kadar kendini belli etmiyor, içten içe, sinsice insanı kemiriyor.

Bol arkadaşlı bir sosyal yaşam dileklerimle.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER