SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

VEKİL AĞAR: GEREKSİZ İŞLERLE VATANDAŞI GERMEYELİM!

VEKİL AĞAR: GEREKSİZ İŞLERLE VATANDAŞI GERMEYELİM!
Bu haber 10 Şubat 2020 - 18:49 'de eklendi.

AK Parti Elazığ Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Üyesi Zülfü Tolga Ağar ile depremde zarar görenlerin ve şu anda evsiz kalan kişilerin ne zaman konteynerlerde yaşamaya başlayacağını ve Elazığlıların yaralarını saracak; Elazığ yasası gibi bir şeyin gündeme getirilip getirilmeyeceği üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında sorularımıza içtenlikle cevap veren Vekil Ağar, bir de ortaya atılan spekülasyonlaraaldırış edilmemesi gerektiğini vurgulayarak; “Hakikaten böylesi gereksiz işler ile vatandaşı germeyelim” diyerek konteynerlerin başka şehirlerdeki firmalara yaptırılmasına tepkili olanlara da sitem etti. Ağar;  “Ben Elazığ’da daha iki tane konteyner üreten bir firma görmedim. Kusura bakmasınlar. Yapılan işi bizim devam ettirmemiz gerek. Konteyner sistemleri yapmak tecrübe gerektirir” dedi. Ayrıca Ağar; en geç onbeş gün içerisinde insanlarımızın konteyner kentlere yerleşmiş olacağını aktararak, derdinin vatandaşın başına dam koymak olduğunu belirtti.

 

 

Röportaj: Kübra TÜRKAN

Depremin yaşandığı ilk günden beri İlimizde olan AK Parti Elazığ Milletvekili aynı zamanda TBMM Milli Savunma Komisyonu Üyesi olan Zülfü Tolga Ağar, depremin ardından da, depremin izlerinin bir an evvel memleketinden de hemşehrilerinin üzerinden de atılması adına yoğun çaba sarf ediyor. Bu sürede kamuoyunun merak ettiği sorulara da açıklık getiren Vekil Ağar, kendisine yönelttiğimiz sorulara da içtenlikle cevap verdi. İşte Vekil Ağar ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin detayları…

 İçişleri Bakanı Süleyman Soylu,  Elazığ afet bölgesi ilan edilmeli şeklindeki konuların ardından Elazığ yasası gibi bir konuyu gündeme getirmişti. Sizce Elazığ yasası olabilir mi?  

“İHTİYACIMIZ OLAN MADDELERİ KONUŞMALIYIZ!”

Bu bir tanımlamaydı. Yasa olacak diye illa bir şey söz konusu değil. Biz kendi içimizden; bizim ihtiyacımız olan maddeleri ön plana çıkarabilirdik. Afet bölgesi gibi; bu tarz tartışmalar ile ciddi bir vakit kaybetmezdik. Ama yine de hiçbir şey kaybedilmiş değil. Hızlı bir şekilde bizler yaralarımızı sarmalıyız.

Sizler de aynı zamanda iş insanısınız.  İş insanları depremden son derece etkilendiklerini ve depremin ekonomiye olan olumsuz etkilerinin de devam edeceğini belirtip duruyorlar. Elazığ’daki iş insanları adına sizce daha fazla ne yapılabilir?

“DEVLETİN ORTAK BİR KASASI VAR!”***

Siyaset kurumunu temsil eden biriyim. Hem de hükümetin temsilcisiyim.  Bundan dolayı da benim söylediğim sözler bağlayıcı olur. Şöyle genel olarak bir tarif yapmamı istiyorsanız. Benim gördüğüm kadarıyla burada küçük ve orta ölçekli ticaret yapan vatandaşlarımız bundan en çok zarar görmüşler. Onlara öncelikli olarak kendi talepleri doğrultusunda;  50 bin TL’lik uzun vadeli faizsiz kredi verilecek. Bizim biliyorsunuz birçok konuda depremle ilintisi olmayan destek paketlerimiz de var. Şunu vatandaşımızın iyi bilmesi lazım. Bunlar karşılığı olmadan verilecek yardımlar değil. Böyle de olmamalı. Çünkü bir tek Elazığ yok. Elazığ’dan başka 80 il daha var. Devletin ise ortak bir kasası var.

“ZARAR GÖREN VE GÖRMEYEN İŞ İNSANLARI AYIRT EDİLMELİ!”***

Sorunlar doğru tespit edilip, karşılığı yerine konduktan sonra bu faydalar yapılmalı. Bir Türk vatandaşı olarak bunun olmasını isterim. Acil olarak hemen tarım kredileri ötelendi.  Küçük ve orta ölçekli esnafa hemen kredi imkanları sunuldu. Burada tabi samimi davranılması gerek. İhracata yönelik çalışanlar, yani işi hiç zarar görmemişlerle, ticareti zarar görenlerin ayırt edilmesi gerek. Kimse kusura bakmasın bundan herkes faydalanamaz. Bir takım sigorta primlerin ertelenmesi ya da daha çok istihdama fayda sağlayacak onlara destek paketleri önerilebilir. Zaten; senelerdir OSB’lere de, orta ölçekli işletmelere de destekler uygulanmakta. Bunları ortak akılla konuşmalıyız. Biz ilk geceden beri sahadayız. Bizim önceliğimiz hemen insanların barınma sorununu çözmektir. Ortak bir çalışma sonucunda doğru ve makul işleri hayata geçirmekteyiz.

Doğal afetlerde sığınacağımız bir yaşam alanımızın olmadığını gördük. Bundan sonrası için daha sağlıklı adımlar atılacak mı?

“TÜRKİYE’NİN 1,5 MİLYON KONUTA İHTİYACI VAR!”***

Gerçekçi konuşmak gerekirse; Türkiye’nin 1,5 milyon konuta ihtiyacı var. Bu konut finans demek. Bu finansın hazırlanması gerek. Biz bu finansı hazırladık AK Parti hükümeti olarak; iki ay önce Sayın Berat Albayrak’ın ve Bakan Murat Kurum koordinesinde 100 bin konutluk bir paket sunduk. Bu uzun vadeli faizsiz ödeme fırsatını sunduk. Toplanma alanı hazırlığı gibi bir takım eksiklikler olsa da biz toplanma alanları gibi yerleri vatandaşa da sunduk.  Ama vatandaşlarımız, toplanma alanlarının yerine; kendi  evlerinin önünde barınmayı tercih ettiler. Biz de burada kimseyi kırmak istemedik.  Yardımların dağıtımını da ona göre yapmaya çalışıyoruz. Bundan kaynaklı ufak tefek sıkıntılar oluyor.

“DEVLET HERKESİN YARASINI SARACAK!”***

Herkesin evinin önünde aynı anda sıcak yemek ulaştırmak takdir edersiniz ki çok kolay değil.  Bizler ilk gece spor salonları, taziye evleri, camiler, kurulan çadır kentlerde insanlarımız toplansaydı. Bu problemleri çok daha çabuk ve basit bir şekilde aşardık. Ama canlarımız sağ olsun devlet herkesin yarasını saracak.  Herkese ulaşacak.

Peki böylesi afet durumları için hazırda konteyner kent oluşturulup,  vatandaşların hemen oralara ulaştırılması mümkün olmaz mıydı?

“KONTEYNERLER İHTİYACI OLAN YERLERE GÖNDERİLİYOR!”

Bu çok büyük bir maliyet. Bu iş hiç de olmayabilirdi. Bunların milyarlara varan maliyeti var. Tabi ki bir bütçe yönetiyorsunuz ve bunu ihtiyacı olan yerlere ulaştırıyorsunuz. Çok iyi niyetli bir düşünce olsa da bütçeyi doğru yönetmek gerekiyor. Vatandaşlarımız da yakından takip ediyor. Biz hakikaten 3. Dünya Savaşının içerisindeyiz aslında sekiz senedir ve vesayet savaşlarının tam göbeğinde ülkemizi korumaya çalışıyoruz.

Konteyner kentlerde çalışmalar sürüyor. Peki insanlarımız ne zaman çadırlardan kurtulup buralara yerleştirilmeye başlanacak?

“EN GEÇ ONBEŞ GÜNE KONTEYNERLER HAZIR!”

En geç 15 gün içinde bütün insanlarımızın başına bir dam koyacağız. İnşallah takvimi biraz uzun veriyorum. On güne kadar da biter ama hava şartları bir takım şeyler imalatları aksatabilir. Konteyner kentlerin altyapısını tamamen sağlıklı oluşturmalıyız. Çünkü orada daha sonra yaşam kalitesinde bir sıkıntı olmamalı.

Bu süreçte maalesef birileri Malatya’nın beş ilçesi afet bölgesi ilan edildi. Elazığ neden afet bölgesi olmuyor gibi tamamen itibar edilmeyecek haberler ortaya attı.  Bu duruma bir açıklık getiri misiniz?

“SPEKÜLASYONLARI AŞMALIYIZ!”

Öncelikle depremden dolayı Malatya’da da hayatını kaybedenler oldu. Allah’tan onlara rahmet yakınlarına baş sağlığı ve Malatya halkına da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Elazığ’ın tamamı ve Malatya’nın beş ilçesi de afet etkinlik alanı oldu. Bizim bu yardımları dağıtmamız, evleri yıkıp yardımları oluşturabilmemiz bunun sayesinde mümkün oldu. Yoksa olmazdı. Bu tarz spekülasyonları artık aşmamız gerek. Hepimizin elinde akıllı telefonlar var. İstediğimiz bilgiye hemen ulaşabiliyoruz. Art niyet aramalıyım; bu işlerde google girip bilgiyi sorduğumuzda bir saniye sonra cevabı gelsin.

Depremle uğraşırken maalesef hoş olmayan fırsatçılık gibi durumlarla da karşı karşıya kaldık. Sizler gerçek Elazığlıların fırsatçı olmadığını ifade ettiniz. Yine de böylesi yanlışlara düşenlere dair bir mesaj vermenizi istesek neler söyler siniz?

“HERKES ELİNDEN GELDİĞİNCE SEVAPTAN NASİPLENSİN!”

Yumuşak bir mesaj vereyim. Ticarette dengeleri arz ve talep oluşturur. Şu an talep fazla arz az. Talep çok fazla, normalde ticari dengeler bakımından kiraları yukarıya çekebilir. Ama bu normal bir olay değil doğal bir afet sonucu bu durum oldu. Bu konuyu yanlış anlamışlar herhalde ben onlardan zam yapmaları yerine ellerine vicdanlarını koyarak biraz indirim yapmalarını bekliyorum. Bu sevaptır ve bu iş herkese nasip olmaz. Bu nasipten faydalanmalarını rica ediyorum. Şu an Elazığ’da çok büyük bir olay yaşanıyor. Elinden geldiği kadar herkesin bu sevaptan nasiplenmesini diliyorum.

Son bir sorumuz daha olacak şehir efsaneleri bu süreçte iyice ayyuka çıktı. Kimisi de konteynerlerin  Elazığlı firmalara değil de Trabzonlu firmalara verilmesine tepki gösterdi. Bu konu özelinde neler söyler siniz?

“BENİM DERDİM VATANDAŞIMIN BAŞINA DAM KOYMAKTIR”***

Şimdi bizim önceliğimiz en kısa zamanda 3 bin 500 adet konteynerı sahaya indirmek. Bunu yapacak bir firma Elazığ’da var mı bu konuda bilgim yok. Kim yapabiliyorsa bunu liyakati ile tercihimiz o olur.   Yani bizim istediğimiz şekilde ve vatandaşlarımızı rahat ettirecek fonksiyonlarda bu firmalara verilir. Bu Trabzon’dan da olur, İsviçre’den de bunu ithal edersiniz. Benim derdim burada vatandaşımızın başına bir dam koymaktır.

“BÖYLESİ GEREKSİZ İŞLERLE VATANDAŞI GERMEYELİM”

Hakikaten böylesi gereksiz işler ile vatandaşımızı germeyelim. Ben Elazığ’dan daha iki tane konteyner üreten bir firma görmedim. Kusura bakmasınlar. Yapılan işi bizim devam ettirmemiz gerek. Konteyner sistemleri yapmak tecrübe gerektirir. Hakikaten sosyal medya son derece tehlikeli bu konuda en uç şekilde bundan çeken biriyim. Akla gelmedik iddialar ortaya atılıyor. Terbiyesizlikler de yapılıyor. Ama biz bunları dikkate almayalım. Biz işimize gücümüze bakarak, saha da olmaya devam edelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER