SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Gıyasettin Dağ
Gıyasettin Dağ

UTOPİA YAZARI İSLAM KAYNAKLARINDAN ETKİLENDİ Mİ? 

UTOPİA YAZARI İSLAM KAYNAKLARINDAN ETKİLENDİ Mİ? 
Bu haber 08 Ağustos 2018 - 10:07 'de eklendi ve 48 kez görüntülendi.

Bir önceki yazımda Utopia yazarının İslam kaynaklarından haberdar olma ihtimaline dair teorimi dillendirmiştim. Şunu peşinen belirteyim, yazarın İslam kaynaklarından haberdar olmasının Utopia’nın değeri açısından ne yükseltici ne de alçaltıcı bir değer taşır. Kitap önemlidir ve kıymetlidir. Amacımız çok yapılan bir hataya düşerek “bak gördün mü yazar bizim kaynaklardan beslenmiş” gibi bir yaklaşım da bulunmak yerine sadece soru sormak. Düşünmek, araştırmak ve doğruları bulmak.

Yazarımızın kitabındaki İslami referanslara yakınlığı bizim için calibi dikkattir. Elbette iyi bir Katolik olan yazarımız bu öngörülerini tahrif edilmemiş kutsal kitabından da almış olabilir. Bir önceki haftaki yazımızda yazarın Müslüman devletlerde değişik şekillerde uygulanan tımar ve benzeri toprak işleme uygulamalarıyla Utopia’daki toprak uygulama hayalleri arasındaki bağlara, yakınlıklara dikkat çekmiştik.

Bu yazıda da yazarın yazdıklarıyla, öngördüğü toplum düzeni ve uygulamalar ile İslam referansları arasındaki bağlara küçük dikkatler çekmek niyetindeyiz.

Yazarımız eserinde özellikle ve sık sık “öldürmeye” karşı çıkmakta, özellikle de hırsızlık suçunun cezasını öldürme olarak uygulanmasına itiraz etmekte ve “İnsanı para çaldığı için öldürmek doğru değildir” demektedir.

İslam kaynakları yazarımızdan bin yıl önce hırsızlığın cezasını uygulamada ölüm yerine başka hadler koymuştur.

Yazarımızın en fazla üzerinde durduğu konulardan biri de o yıllarda devam eden köle ticareti, kölelik uygulamalarınadır.

“Yediğinden yemeyi, giydiğinden giymeği öğütleyen” İslam dini elbette kölelik müessesine karşıdır. Hz. Peygamber de uygulamasında ve hayatında köle olarak Arap toplumunda tutulan insanları özgürlüğüne kavuşturmuş, onları kardeşi olarak adlandırmış, evlatlık almıştır. Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir’i bile azatlı kölesinden olma Usame bin Zeyd’in emrinde sefere göndermeyi istemiştir. Hele Hz. Hatice tarafından evlilik hediyesi olarak Hz. Peygamber’e sunulan Usame’nin babası Zeyd’in hayatı daha da önemlidir. İslam’la müşerref olan üçüncü kişi olan ve Hz. Peygamber tarafından azat edilip evlatlık edinilen Zeyd yıllar sonra bulduğu ailesiyle memleketine gitmeyi reddetmiş ve Mekke’de Allah’ın Elçisi ile kalmıştır. Yazar bu hikâyelerden haberdar mıydı acaba şunları yazarken “Yabancı bazı ülkelerin vatandaşları kendi ülkelerinde özgür yaşamak varken Utopia’da köle olmayı tercih etmekteydiler”.

Tamam, İslam dünyasında kölelik uygulaması bir anda sona ermemiş, hatta Osmanlı’ya kadar uzanmıştır. Ancak bu uygulamalar hiçbir zaman, cahiliye Araplarının yaptıkları gibi yâda Amerika’da Afrikalı kölelere uygulanan zulümler gibi olmamıştır. İşte o sebeple yazarımız acaba bu uygulamalardan haberdar mıdır ki şöyle demektedir, “Utopia’lılar bütün savaş esirlerini değil de ancak silah elde yakaladıklarını köle yaparlar”.

Ya sadelik, yöneticilerin sıradan vatandaş gibi olmaları. Hani, Bizans elçisi Mekke’de Hz. Peygamber’in mescidine geldiğinde O’nu üzerindeki kıyafetten ayırt edemeyince mescittekilere “İçinizden Muhammed kim” demişti. Yazar da yöneticilere mütevazı olmayı yakıştırmakta ve “Utopia’da kılık bakımından başkan bile öteki vatandaşlardan ayırt edilemez. Ne süslü püslü bir kaftanı ne de tacı vardır” demektedir.

“Onlar (Utopialılar) için en şanlı zafer düşmanı oyun düzen gücü ile yenmektir” cümlesini okuyunca da aklıma yine Hz. Peygamber’in “Harp oyundur/taktiktir” manasındaki sözleri geldi. (Yeri gelmişken “Harp hiledir” şeklinde aktarılan Hadis’in aslında doğru manasının “harp oyundur/taktiktir” şeklinde olması gerektiğini, Müslüman’a harpte bile hile yapmanın yakışmayacağını düşünmekteyim.)

Utopialılar “Törenlerde hayvan kurban etmezler. Tanrının onların kanlarının akıtılmasından hoşlanmadığına inanırlar”. Malum İslam da Allah’ın adının anılmadığı ve Allah yolunda kesilmeyen bütün kurbanları reddetmiştir.

Yazının burasına kadar kendi düşüncelerimizi dile getirdik ve sorularımızı yönelttik. Bir de eser üzerine derinlemesine bir inceleme yapan Mina Urgan’dan bazı alıntılar yapmak istiyorum.

Ülkemizin önemli roman eleştirmenlerinden olan Mina Urgan eseri tahlil ederken şunları kaydetmektedir, “Ortaçağ Hristiyanları insanların doğuştan günahkâr olduğuna inanırken Utopialılar insanların iyi olarak doğduğuna inanmaktadır. Yine o dönemde şövalyelik ve savaşkanlık övülürken onlar savaşları ancak kiralık askerlerin yapabileceği bir uğraş olarak görmektedirler”.

Malum, inancımıza göre doğan her çocuk masumdur ve sonradan günahkâr olmaktadır.

İnancımızın falcılığı Thomas More’den bin yıl önce haram kıldığını ve hoş karşılamadığını belirtmeme gerek yok sanırım. Şu alıntıda Urgan’dan “Utopialılar falcılık, yıldız falı gibi boş inançları yoktur ve gülünç bulurlar. Oysa Güneş Ülkesini aynı dönemlerde kaleme alan Campanella yıldız falını övmektedir”.

Mina Urgan’ın bu yorumları, kitaptan alıntıladığım bölümler ortaya koymaktadır ki yazarın İslam referanslarından bir şekilde haberi olma ihtimalini akla getirmektedir. İslam devletlerinin adil toprak işleme uygulamaları, toplumsal düzenlemeleri yazara esin kaynağı olmuş olma ihtimali yüksektir.

İş Bankası Yayınları – Hasan Ali Yücel Kitaplığı

Çevirenler / Sabahattin Eyüboğlu- Mina Urgan – Vedat Günyol

 

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER