SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

Toplumsal cinsiyet eşitliğini hayata geçirecek acil çalışmalar yapılmalı!

Toplumsal cinsiyet eşitliğini hayata geçirecek acil çalışmalar yapılmalı!
Bu haber 22 Ocak 2020 - 18:47 'de eklendi.

Kadınlar ve kız çocukları dünya nüfusunun yüzde 50ʼsini oluşturuyor. Bu Dünyanın potansiyelinin de yarısını oluşturdukları anlamına geliyor. Ancak toplumsal cinsiyet eşitsizliği günümüzde çok yaygın. Bu da toplumsal ilerlemeyi engelliyor. Dünya genelinde kadınların yüzde 35ʼi eşlerinin veya sevgililerinin ya da tanıdıklarının uyguladığı fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor. Ülkemizde de 2019 yılında 474 kadın öldürüldü. Verilere göre kolluk görevlileri, şiddet mağduru kadınlarımızın sadece yüzde 23 ‘ü için koruma tedbirlerine başvurmuş, yüzde 77’lik kısım için bir işlem yapılmamıştır. İçişleri Bakanlığı verilerinde ise 94 kadınımız hakkında koruma kararı olmasına rağmen öldürüldü. Türkiye’nin Dünya Ekonomik Forumu’nun 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi sıralamasında 153 ülke arasında 130. sırada yer aldığını da göz önünde bulunduracak olursak; toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayata geçirilebilmesi için acil çalışmalar yapılmalıdır. Konuya ilişkin bilgilendirmelerine başvurduğumuz Fırat Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama Ve Araştırma Merkezi (FÜKÇAM) Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Burcu Gezer Şen, “Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması temel insan hakları ve Birleşmiş Milletler değeridir” diyerek, “Kadınlar ve erkekler arasında eşitlik sağlamak, kadınların eşitlikten mahrum olma biçimlerinin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını gerektirir. Bu anlayış, bu ayrımcılığın ortadan kaldırılması için uygun stratejilerin geliştirilmesini kolaylaştıracaktır” İfadelerinde bulundu.

 

 

Haber: Songül DURSUN/ÖZEL

Kadının ve erkeğin sosyal olarak belirlenen rol ve sorumlulukları olarak nitelendirilen toplumsal cinsiyet olgusu toplumdan topluma ve zaman içinde farklılık göstermekte. Ulusal ve uluslararası düzeydeki güncel politikalar, bireyler arası eşitsizliğe yol açmakta ve oluşan eşitsizlik alanlarında kadınlar daha da eşitsiz konumda bulunmaktadır. Oysaki toplumsal cinsiyet eşitliği temel bir insan hakkıdır. Fakat toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle kadınlar daha az sağlıklı, daha düşük eğitimli, daha az işgücüne katılan ve daha az gelir getiren işlerde çalışan pozisyondadır. Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların; ikinci sınıf insan muamelesi görmeleri, düşük olan toplumsal statüleri, kaçınılmaz olarak onların verilen sağlık ve eğitim gibi hizmetleri kullanmalarını, hizmetlerden zamanında yararlanmalarını da olumsuz etkilemektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı kadının güçlendirilmesi ve konumunun geliştirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısının politika, strateji ve uygulamalara yansıtılması büyük önem taşımaktadır. Cinsiyetler arası eşitliğin sağlanması ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığının ortadan kaldırılması doğrultusunda Dünya’da ve Türkiye’de yapılan girişimlere rağmen, henüz istenilen düzeye ulaşılamamıştır.

KADINA YÖNELİK HER TÜRLÜ AYRIMCILIĞIN ÖNLENMESİ SORUNU BİR TOPLUM SORUNUDUR

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, biyolojik farklılıklar ile açıklanamayacak kadar derin sorunlar yaratmakta, kadını ötekileştirip ikinci plana itmektedir. Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın önlenmesi sorunu bir toplum sorunudur. Fırat Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (FÜKÇAM) Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi  Burcu Gezer Şen; kadınların ekonomiye katılımı, fırsat eşitliği, eğitim olanakları, sağlık ve kadınların siyasal açıdan güçlendirilmesi gibi kriterlere göre hazırlanan, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi sıralamasında, Türkiye’nin  153 ülke arasında 130. sırada yer aldığına dikkat çekerek, Dünya Ekonomik Forumu direktörü Klaus Schwab’ın sözlerini hatırlattı ve Schwab’ın, şimdiki değişim hızıyla eşitsizliğin ortadan kaldırılmasının yaklaşık 100 yıl alacağını söylediğini aktardı.

“CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNİN ORTADAN KALDIRILMASI KONUSUNDA ÇOK AZ İLERLEME KAYDEDİLDİ”

Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi sıralamasında 153 ülke arasında 130. sırada yer aldı. Türkiye fırsat eşitliğinde 136., kadınların işgücüne katılımında 135., eşit ücrette 106., eğitime erişimde 13., sağlıkta 64. ve siyasi temsilde 109. sırada yer aldı.Toplumsal cinsiyet eşitliğinde en iyi performanslar İzlanda, Norveç, Finlandiya, İsveç, Nikaragua, Yeni Zelanda, İrlanda, İspanya, Ruanda ve Almanya’ya aitken; en kötü performans gösteren ülkeler Umman, Lübnan, Suudi Arabistan, Çad, İran, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Suriye, Pakistan, Irak ve Yemen oldu.

‘UÇURUMUN KAPANMASI 100 YIL ALACAK’

FÜKÇAM Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Gezer Şen,  Dünya Ekonomik Forumu Direktörü Klaus Schwab’ın  bu yılki endeksin cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmada çok az ilerleme gösterdiğini kaydettiğini  ve Schwab’un bilgilendirmelerini aktaran Şen, “Bu oranda, cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması 100 yıl sürecek. Mevcut hızda, cinsiyet farkları potansiyel olarak Batı Avrupa’da 54 yıl, Latin Amerika ve Karayiplerde 59 yıl, Güney Asya’da 72 yıl, Sahra Altı Afrika’da 95 yıl, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da 107 yıl, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da 140 yıl, Kuzey Amerika’da 151 yıl, Doğu Asya ve Pasifik’te ise 163 yıl içinde kapatılabilecek” dedi.

KADINLAR, ŞU ANDA DÜNYADAKİ 572 MİLYON ÇALIŞAN YOKSULUN %60’INI OLUŞTURUYOR

Kadınların şu anda aşırı yoksulluk içinde yaşayan 1,4 milyar insanın üçte ikisini oluşturduğu ve dünyadaki 572 milyon çalışan yoksulun %60’ını oluşturduğu tahmin edilmektedir.  Dünya hızla değişiyor ve bu değişim kadınların sosyal, ekonomik ve politik yaşama tam olarak katılması için kapılar açtı. Bu iyimserliğe rağmen, toplumsal cinsiyet normları hala kadınları geride tutuyor. Tüm bireyler eşit fırsatlara sahip olmalıdır. Fakat eşitliğe ulaşmak için büyük zorluklar var. Toplumun kadınlardan beklentileri sosyal, ekonomik ve politik yaşamda fırsatlarını sınırlandırabiliyor. Dünya genelinde, kadınlar hala daha düşük statüye, daha az fırsata ve daha düşük gelire, kaynaklar üzerinde daha az kontrole ve erkeklerden daha az güce sahiptir. Toplumsal rollere ilişkin beklentiler kadınların eğitim hakkının inkar edilmesine, eğitim ve iş olanaklarının engellenmesine neden oluyor.

“İNSAN HAKLARI EĞİTİMİNİN YAYGINLAŞTIRILMASI GEREKLİLİĞİNİN ALTI SÜREKLİ ÇİZİLMELİDİR”

Bu konuda birkaç bilim insanının sözlerine de yer veren Şen, “Maltepe Üniversitesi Prof. Dr. Hülya Şimga ise konuya ilişkin olarak; “CEDAW ve bağlayıcılığı olan benzeri sözleşmeler toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında kritik rol oynamaktadır. Ama toplumların bakış açılarının değişmesi, önyargılardan kurtulunması, insanın değerini merkeze koyan çağdaş bir anlayışın benimsenmesi için, insan hakları eğitiminin yaygınlaştırılması gerekliliğinin altı sürekli çizilmelidir. Bu, her tür ayırımcılık konusunda olduğu gibi kadına karşı ayırımcılığın da azalmasına imkân verecektir. Ayrıca olanaklarını geliştirme imkânı bulduğu için değerler üretebilmiş ve insanlığa faydalı olmuş kadınları görünür kılmak, hem kadınların en az erkekler kadar başarılı olabileceğini göstermek hem de hemcinslerine ilham vermeleri açısından son derece önemlidir. Onur sahibi bir varlık olarak her insan, kişisel özellikleri ne olursa olsun, hiçbir ayırım gözetilmeksizin aynı muameleyi hak eder” diyerek konuya bir takım çözüm önerileri getirmiştir. Türk filozof, akademisyen  İoanna Kuçuradi de; “İnsanın değeri derken bundan insanın diğer canlılar arasındaki özel yerini anlıyorum. İnsana bu özel yeri sağlayan, onun olanaklarının bütünüdür; onu diğer canlılardan ayıran olanaklarıdır. Bu olanaklar, insana özgü etkinlikler ve bu etkinliklerin ürünleri olarak görünür. Bu özellikler ise, insanı diğer canlılarla ortaklaşa taşıdığı özelliklere ek özelliklerdir. İşte bu özellikler ya da olanaklar ‘insanın değerini’ ya da ‘onurunu’ oluşturur” ifadeleri ile cinsiyet eşitliğine dikkat çekmişlerdir” ifadelerini kullandı.

“KADINLARA KARŞI AYRIMCILIĞIN ORTADAN KALDIRILMASI TEMEL İNSAN HAKLARI VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER DEĞERİDİR”

Sözlerinin sonunda Şen, “Kuramsal açıdan baktığımızda, kadın haklarını insan hakları temelinde ele almamız daha uygun olur. Kadın hakları, tüm insanlar için benimsenen temel insan haklarını ifade etmektedir. Bu haklar arasında şiddet, kölelik ve ayrımcılıktan uzak yaşama hakkı, eğitim hakkı, mülk sahibi olma hakkı, adil bir ücret kazanma hakkı, seçme ve seçilme hakkı yer almaktadır. Kadınlar bu hakların hepsinden yararlanma hakkına sahiptir. Yine de dünyanın hemen hemen her yerinde, kadınlar genellikle sadece cinsiyetleri nedeniyle hala reddedilmektedir. Hakların korunması, bireylere toplumsal hayata dair olanaklar tanınmasından daha fazla bir anlam ifade etmektedir. Hakların korunması aynı zamanda ülkelerin ve toplumların zihniyet yapılarını değiştirmekle ilgilidir. Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması temel insan hakları ve Birleşmiş Milletler değeridir. Kadınlar ve erkekler arasında eşitlik sağlamak, kadınların eşitlikten mahrum olma biçimlerinin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını gerektirir. Bu anlayış, bu ayrımcılığın ortadan kaldırılması için uygun stratejilerin geliştirilmesini kolaylaştıracaktır” dedi.

 

GENELGELER UMARIZ UYGULAMAYA KONULUR!

Geçtiğimiz günlerde,  81 İl Valiliği, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Sahil Güvenlik Komutanlığı’na Adalet Bakanlığı Abdülhamit Gül ve İçişleri Bakanlığı’nın imzasıyla,  Kadına yönelik şiddeti, sorumlu kamu kurum ve kuruluşları kanalıyla önlemeyi amaçlayan “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Genelgesi” gönderildi.  Umuyoruz ki, bu genelgenin uygulamaya konulmasından sonra ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitliğini hayata geçirecek acil çalışmalar yapılır. Sadece ülkemizin değil bir dünya lideri olan Türkiye Cumhuriyetimizin Kurucusu Atatürk’ün “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” sözleri toplumsal cinsiyet ayrımcılığını önlemek isteyen toplumlara rehber olmalıdır.

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER