SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Baş

TİCARİ AHLAK – II –

TİCARİ AHLAK – II –
Bu haber 13 Eylül 2018 - 9:54 'de eklendi ve 25 kez görüntülendi.

HASBİHÂL

İlkini iki gün önce yazdığımız bu başlıktaki yazımıza devam ediyoruz.
Çünkü bu konuda pek çok okurumdan destek telefonları aldım.
Hepsine müteşekkirim.

***
Türk sinemasının yüz akı olan “Züğürt Ağa” filmini hatırlarsınız.
Züğürt ağa marabaları tarafından soyulunca “İstanbul’un taşı toprağı altındır” sözüne kanıp İstanbul’a yerleşir, market açar batırır, seyyar satıcılık yapar batırır, çiğ köftecik yapar onu da batırır.
Çizmesi dahil neyi var neyi yok elden çıkar,
Bırakınız yakınlarını karısı bile kendisini terk eder. Yanında sadece kendisine tutkun Kiraz’ı kalır.
Züğürt Ağa’nın kâhyası “Ağam duydum ki anam çok hasta köye gitmek zorundayım” deyince züğürt ağa kâhyasına verecek parası olmadığı için kehribar tespihini, tütün tabakasını çakmağını ve parmağındaki yüzüğü çıkarır kâhyasına uzatır “Bunlar değerlidir epeyce para eder al sat köyüne dön” der.
Yıllarca ağasına sadakatle bağlı olan kâhyası bu duruma itiraz ederse de;
Züğürt ağa;
“Evladım köylülerin burada bana nasıl baktıklarını görmüyor muyum?.. Burada artık ağalık yok. Sen gider marabalıkta yaparsın ama ben yapamam, başımı öne eğemem” cevabını verir.
İşte hayatımızın her aşamasında uymamız gereken bir söz…
“Başımı öne eğemem” Başımızı öne eğmemek demek onurlu ve namuslu yaşamak, onurlu ve namuslu ölebilmektir.

***
Ömür güzergâhımda nice insanlar tanıdım. Zengin, varlıklı, mevki ve makam sahibi her şeyi var ama cemiyette yeri ve itibarı yok.
Ne kadar acı bir durum değil mi?..
Nice insanlar da tanıdım ki… Gariban, yoksul. Gün kazanmış gün yemiş malı mülkü serveti yok. Ama toplum içerisinde bir yeri bir ağırlığı var ve bir itibarı var.
Seviliyor, sayılıyor.
N kadar güzel bir şey değil mi?..
Demek ki Mevlana Hazretleri bu sözü boş yere söylememiş.
“Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok
Nice elbiseler gördüm içinde insan yok!”
Onurlu olan, izzeti nefsi olan, ilkeli ve seviyeli olan hiç kimse hiç kimseyi ne kandırır, ne dolandırır nede onun alın terini çalar.
Çünkü her şeyin bir mazereti vardır ama namussuzluğun mazereti yoktur.
***
Kimler için söyledim bu sözü?
Namuslu, haysiyetli, onurlu müteşebbislerimi, işverenlerimizi tenzih ederek ve yine “Sözüm meclisten dışarı” diyerek bu kisveler altında insanların alın terini çalanlara, hırsızlık ve yolsuzluk yapanlara…
Günümüz Türkiye’sinde hırsızlık, yolsuzluk, dolandırıcılık, hileli iflas gibi yüz kızartıcı hadiseler o kadar güncelleşti ki insanların insanları dolandırması, onları kandırması, onların alın terini çalması sıradan ve olağan şeyler haline geldi.
Çünkü günümüz Türkiye’sinde ahlak ve faziletten eser kalmadığı için kimin eli kimin cebinde belli değil.
Herkes biri birini kandırmakla, karşısındakini dolandırmakla kendisini sorumlu görüyor.
İster kabul edelim ister etmeyelim gerçek budur.
Bendeniz 10 Eylül’de 75’ine girdim. Sizleri temin ederim hayatımda hiçbir şekilde hiçbir insanı kandırmadım, dolandırmadım, umutlarını çalmadım. Çalanlardan da nefret ettim, tiksindim.
Etrafıma bakıyorum…
Adam mimarlığı mühendisliği olmayan adına müteahhit dediğimiz bir şarlatanın kurbanı olmuş.
Alın terini birikimini, hanımının kolundaki altını, bileziği bozdurmuş “Başımı sokacak bir evim olsun” umuduyla çalmış o müteahhidin kapısını.
Müteahhit bey yüzlerce kişiden bu şekilde topladığı paralarla günün birinde “İflas ettim” diyerek ortadan kaybolmuş.
Gidiş o gidiş yerini bilen, kendisini gören yok.
Peki her hangi bir bedel ödemiş mi?..
Hayır, çaldığıyla kalmış şerefsiz.
***
Bir engelli vatandaşımız ilimizde bir tekstil fabrikasında on sene çalıştıktan sonra bir gün kriz bahanesiyle kendisini kapının önünde bulmuş
Bu engelli vatandaşımızın içeride on bir aylık alamadığı maaşı ve on senelik tazminatı vardır. İşveren Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan bu alacakların üzerine yatar.
Engelli vatandaşımız mahkemeye başvurur, mahkeme kendisini haklı görür işvereni tazminata mahkûm eder. Gel gör ki zavallı işverenin üzerinde dikili ağacı bile yoktur. Varını yoğunu yakınlarının üzerine devretmiş böylelikle çaldığı minarenin kılıfını da hazırlamıştır. Gider garibimin içeride kalan 11 aylık alamadığı maaşları ve on senelik tazminatı.
Bu işverenin adını yazamazsın, iş yerini açıklayamazsın yazılması açıklanması suçtur. Ama o hırsızın hırsızlık yapması vatandaşı dolandırması onların alın terini çalması suç değildir.
Götürür götürdüğü kadar arkasında onlarca mağdur ve yoksul bırakarak.
Siz bu şehirde hileli iflas yoluyla kaçan fabrikatörlere, müteahhitlere, kuyumculara ve çeşit çeşit işverenlere baktığınızda haklılığımızı görebilirsiniz.
***
İşte ben yazı hayatımda bunları yazıyorum.
Yanında senelerce çalıştırdığı gencecik kızlarımızın sigortasını yatırmayan onları kaçak olarak çalıştıran kafası bozulunca da onları kapının önüne koyan, onların umutlarını ve çeyiz parasını çalan hırsızları yazıyorum.
Yeminle söylüyorum yazmaya da devam edeceğim.
Şimdi siz bu modern hırsızlara insan diyebilir misiniz?
Şimdi siz bunlara işveren diyebilir misiniz?
Bunlar ve bunlar gibilerinin ticaretinde ticari ahlakı görebilir misiniz?..
Elbette hayır!
Onun için çalışma yasamızda bu gibi insanların hak ve hukukunu ciddi bir şekilde koruyacak hükümlerin olması gerekir. Bu gariban insanlarımız bazı vicdansızların olmayan vicdanlarına teslim edilmemelidir.
***
Bu günkü yazımızı bir dörtlüğümüzle bitirelim.

Fazileti Hak getire rezillik olmuş düstur
Ar namusu soran yok, mefkûre olmuş kusur.
Kim kimi yakalarsa kör ebe gibi oyun
Ben buna ahlak demem adı neyse siz koyun
.

Bunun adı yok sevgili okurlarım.
Bunun adı hırsızlıktır, ahlaksızlıktır bunun adı tek kelimeyle namussuzluktur.
Namussuz insanlarında ticaretimizde ve hayatımızda yeri olmamalıdır. Bu gibi insanların topluma zararları dokunduğu kadar içerisinde bulunduğu camiaya da zararları dokunmaktadır.
Bunların bir diğer adı da “Ayrık Otlarıdır” Toplum içerisinde temizlenmeleri gerekir.
***///***

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER