SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Ayşe Keskin
Ayşe Keskin

TECRÜBE

TECRÜBE
Bu haber 30 Temmuz 2018 - 10:05 'de eklendi ve 77 kez görüntülendi.

Toplumsal olarak duygusal bir millet olduğumuzun bilgisi kulağımıza çalınmıştır pek çoğumuzun… Dinamik varlıklar olan bizler, hızla cereyan eden hayatın içerisinde, az zamanda çok deneyimler ediniyoruz. Edinmiş olduğumuz deneyimlerin her birinin birer “tecrübe” olduğunu biliyoruz ebetteki… Fakat bazı tecrübeler derin izler bırakabiliyor hayatımızda…

İnsanın tecrübe ettiği her yaşantı muhakkak ki yeni bir şeyler öğretiyor,  öğretmesine de… Bireyin yaşadığı olayları nasıl değerlendirdiği yani zihin dünyasında hangi düşünceler şeklinde belirdiği aslolandır. Bu durum sonraki düşüncelerin yapısı, türü, kapsamı ve mahiyeti için   “mihenk” olma özelliğini de barındırıyor.

Güç ve zor hayatlar yaşamış insanlar yaşadıkları olaylar sonucunda tabulaştırdıkları düşüncelerin;  yıkılmaz,  sarsılmaz olduğuna olan inançları ve de hiçbir gücün, bunu değiştiremeyeceğine dair ulaştıkları kanaatleriyle ayrıca; yaşantılarını kendilerine her koşulda delil olarak sunmaları kederli, stresli, kaygılı ve bıkkın bir hayat sürmelerine sebep olmaktadır. Özetle  yaşantılar düşünceleri oluştururken;  düşünceler ise bireye çeşitli mesajlar verir!..

Zorlukla geçen yaşantıların izleri derin ve kalıcı…   Zaman zaman kırk yıl önceki bazı öğrenmelerin sancısını, zihinsel aktarımla bugünde yaşayan insanlarla karşılaşmamız da bu sebeple…

İnsanların yaşantıları sonucu elde ettikleri düşünceler ile kendilerine verdikleri mesajlar ferdin psikososyal ve ruhsal dünyası için hayatî bir önem taşımakta…

Biraz daha somutlaştırmaya ne dersiniz?.. Çünkü hayatî…

Genç bir adam düşünün; çocukluğunda ailesi  tarafından sürekli aşağılanmış, kendine olan güveni “elalemin çocukları” ile başlayan cümlelerle zehirlenmiş, çocukta  ezik ve silik bir kişilik oluşması için ağulu ne kadar  tohum varsa  serpiştirilmiş…  O çocuk bugün genç…  Belki bir çocuğun babası… Belki de bir kadının kocası… Güç yaşantısı sonucu edindiği düşünceler ile birlikte kendine verdiği mesajlar ile; antisosyal kişilik bozukluğu, panik atak, ileri düzeyde anksiyete, çeşitli obsesyonlar ve daha birçok fobik bozukluk peşi sıra takip edebilmekte maalesef ki…

Güç ve zor yaşanmışlıklar insanları, olayları ve dünyayı algılamamızda önemli derecede büyük etkilerde bulunuyor. Hele ki başımıza gelen olay ve durumlardan sonra öğrendiklerimiz bizim yaşam felsefemiz haline geliyorsa… Üzerine bir de mantıksal akıl yürütmeyi devre dışı bırakıp duygusal öğrenmeleri gerçekleştiriyorsak; risk altındayız diyebiliriz.

Kişi duygusal zekasını geliştirmiş olsa dahi yani duyguları dışarıda bırakabilse bile, gerçek hayatta özellikle de duygusal açıdan ağır ve güç yaşantılara maruz kalanların saf mantıksal düşünebilmeleri neredeyse imkânsız. Güçlü bir duygusal zeka ile saf mantık devreye girse bile olaylar karşısındaki kanaatimize ya da davranışımıza etkisi olmayabiliyor,  değişime yetmeyebiliyor.

Güçlü ve iz bırakıcı duygusal yaşantılar ancak düzeltici olumlu duygusal yaşantılara sahip olunca köklü bir şekilde değişebiliyor.

Çocuklukta sevilmediğini ve değerli olmadığını hisseden; takdir görmemiş sürekli kıyaslanarak yaşayan kişi ancak güvenli, onay ve takdir göreceği, doyurucu bir yaşam içinde sakinleşip mutmain hale gelebiliyor.

Yaşantılar neticesinde oluşan duygusal ferdi kanaatler ancak;  yeni olumlu yaşantılar içerisinde revizyona uğrayabiliyor. Duygularımızı kendimize verdiğimiz mesajlar oluşturur. Bu gerçeği bilerek yaşantımıza dair düşünceler geliştirmemiz bizler için oldukça faydalı olacaktır. Düşüncelerin duyguları oluşturduğunu unutmayarak…

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER