SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcı

SOL KORKUSU

SOL KORKUSU
Bu haber 03 Aralık 2018 - 9:31 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Fikir Günlüğü

Türk siyasal yaşamında solun eksikliği hissediliyor.

Ezilenin, işsizin, fakirin sorunlarını dile getirmesi gereken bir sol yok Türkiye’de.

Siyasetin serbest olduğu demokratik rejimi benimsemişseniz bütün aktörlerin tam olması lazım.

Demokrasi senaryosunun tam kuralına göre oynanabilmesi için bütün siyasal görüşlerin hem parlamentoda, hem basın yayın hayatında hem de sivil toplum örgütlerinde serbestçe temsil ve faaliyet göstermesi lazım.

Siyasal yaşamda sağcılar olacak, solcular da. Sermaye de temsil edilecek işçi, köylü, işsiz ve fakir de.

Milliyetçiler olacak, enternasyonalistler de.

İnancı ön plana çıkaranlar da olacak ateistler de.

Oyunun kuralı bu.

Asla silah olmayacak, halkı kandırmadıktan ve kışkırtmadıktan sonra her görüş serbest.

Tamam, ülkemizde radikal veya silahlı teşkilatlar siyaseti kalkan olarak kullanıyor.

Tamam ülkemizde suret-i haktan görünüp demokratik siyasal yaşamı silah zoruyla ve darbeyle değiştirmek için gizli faaliyet yürütenler oldu, gelecekte de olacak.

Devlet reaksiyon olarak tedbir aldı. Bazen bu tedbirler anti-demokratik düzeylere kadar çıktı ve kimi ideolojileri adeta silindir gibi ezdi.

Bu da kabul.

Ama bunların hiçbiri demokratik yaşamımızda solun temsilindeki yetersizliğini açıklayamaz.

Geri kalmışlıktan halen kurtulamadık. Biçimcilikten de kurtulamıyoruz. Atatürkçülüğü heykel dikmek, şiir okumak sananlar hiç de azınlık değil. Gerçekçi Atatürkçülük çoğu zaman bilinçli olarak gizleniyor. Tören ve çelenk Atatürkçülüğü gerici gizli niyetlerin maskesi olarak pompalanıyor. Halkı kim uyaracak, gerici yobazlar mı?

Atatürkçülüğün ekonomik ve sosyal anlamda tam bir ulusal bağımsızlık olduğunu, zamanın koşullarına en iyi ve en uygun uyumu sağlamak olduğunu söyleyecek “sol aydın” yok mu? Halkçılığın halkın hizmetinde olmak anlamına geldiğini, halka en iyisini sunmak için de devletin görevli olmasına devletçilik dendiğini anlatacak olan solcu kalmadı mı? Devletçiliği bilinçli olarak sermaye düşmanlığı ve komünizm gibi gösterenlerle kim mücadele edecek? Sol basın – yayın nerede? Halka hizmet için engelleri kaldırmaya laiklik, milliyetçilik ve cumhuriyetçilik dendiğini o söylemeyecek mi?

Pardon sol basın yayının daha önemli işleri var, sırf muhalefet olsun diye birtakım şer odaklarına çanak tutmak gibi!

Ulusal gelirimizin büyük bir kısmını küçük bir azınlığa gittiğini, dış yardım ve borçlanmalarla ekonominin yürütülmek zorunda kaldığını, buğday, pancar ve bir çok yaşamsal besini ithal etmek zorunda kaldığımızı söylemeyecekse sol ne işe yarar?

Yoksa artık köylü çiftçi falan kalmadı da herkes paradan para kazanan kapitalist mi oldu?

Sol, asıl görevleri dururken, dokunulmazlıkların kaldırılmasına hayır demekle, savcıların, hakimlerin görevlerini yapmasına, topyekûn hukukun işlemesine muhalefet etmekle mi uğraşmalıdır?

Emeğin örgütlenmesine ve üretime sokulmasına bir türlü yeterince eğilemeyen, gençlerin işsizlikten kıvrandığı, makarna bulgur bağışıyla oy toplandığı, delikanlı ve gençkızlarımızın yurt dışına kaçış yolu aradığı ülkemizde sol bunları avazı çıktığı kadar bağıra bağır anlatmayacak da ne yapacak?

Sol kendisinden korkuyor. Solcular solcu olmaktan kendileri ürküyor. Kendinden korkanlardan halk da korkuyor. Halk soldan korkuyor. Solu kendi yanında değil, şer odakların yanında görüyor.

Solun birçok kalesini sağın zapt ü rapt altına aldığı bir Türkiye’de yaşıyoruz.

İşsizler ve fakirler sağa, sermayeye ve kapitalizme oy veriyor. Çünkü sağ onlara umut veriyor. Büyük gelişme ve kalkınma projeleri üretiyor, gerçekleştiriyor. Ortak bir maksat etrafında topluyor.

Evet yiyecek ekmeği yok ama üçüncü köprüsü var. Bununla gurur duyuyor.

Bu gururu sol neden yaşatamıyor? Çünkü sol başarıdan, iktidar olmaktan korkuyor.

Solcular köprülere, barajlara, nükleer santrallere, duble yollara karşı çıkarak daha ne kadar varlıklarını sürdürebilecekler? Ortaçağ geleneklerinden kurtulabilecek mi?

Soldan, önce kendileri korkmazsa, halk da korkmaz, oy verir.

Ya iktidar olursak ne yaparız, diyene kimse oy falan vermez.

Solun bir kenarda giderek marjinalleşmesine üzülüyorum.

Açık ve tarafsız konuşmak gerekiyorsa şanlı bir tarihleri var. Sırf şu sorulara yanıt vermek bile bu tarihin ana noktalarını çizmeye yetiyor.

Dünya savaşları, bölgesel savaş ve krizler solcuların mı kapitalistlerin mi yararına oldu? Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını solcular mı çıkarmıştı?

Fakirliği, eşitsizliği solcular mı çıkardı? Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yani çok üretenin az kazanması, hiç üretmeyenin çok kazanması solcuların, sosyalistlerin mi yararınadır?

Türk Kurtuluş Savaşı, yani milli mücadelemiz kime karşı yapılmıştır? Solculara karşı mı yoksa kapitalistlere karşı mı?

Kapitalizm, emperyalizm, büyük sermaye eşitsizlikle ve fakirlikle beslenir. Az kazanan ve çok çalışanlar olmazsa, yani emeği sömürülenler olmazsa büyük sermaye devam edemez.

Kapitalizmin ilacı savaşlardır, ölümler ve göçlerdir. Ülke ve bölgeleri savaşla kontrol eder, kaynaklarını kendisine aktarır. Sınırları savaşlarla çizer. Kimi zaman bu savaşlara kendisi katılır, çoğu zaman ülkeleri savaştırır. Kendi ülkelerine bulaşmadıkça, çok sayıda insan ölse bile umursamazlar.

Türkiye o kadar insanını kurban verdi, hala terör belası çekiyoruz. Batı bunu nasıl görüyor?

Çatışma ortamı!

Peki Türk Solu ne diyor?

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER