SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

Selçuk: Bir kuşak daha deney tahtası haline getirilecektir!

Selçuk: Bir kuşak daha deney tahtası haline getirilecektir!
Bu haber 21 Mayıs 2019 - 16:51 'de eklendi.

Eğitim- İş Elazığ Şube Başkanı Hüseyin Selçuk ile eğitim sistemindeki son gelişmeleri masaya yatırdığımız bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında son on yedi yılda eğitim sistemimizin tamı tamına on beş kez değiştiğine dikkat çeken Başkan Selçuk, “Eğitim günü birlik politikalar ile yönetilemez” diyerek eğitim sistemimizin adeta yapboz tahtasına dönüştürülmesinden dert yandı. Selçuk,  bir kuşağın daha deney tahtası haline getirileceğini öne sürdü. Ayrıca Selçuk, ilimizin tam gün eğitim sistemine geçmesinin önünde sıkıntılar olduğunu da ifade ederek;  “Tam gün eğitime geçme istatistiğini tutturmak adına hareket edilmemeli” dedi.

 

Röportaj: Kübra TÜRKAN

Son günlerde Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk eğitim sistemimizdeki değişiklikleri birbiri ardına sıralamaya başladı.  Fırat gazetesi olarak bizlerde hem eğitim sistemimizdeki bu değişikleri hem de ilimizdeki eğitim grafiğini Eğitim- İş Elazığ Şube Başkanı Hüseyin Selçuk ile konuştuk.  İşte Başkan Selçuk ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin detayları…

Eğitim sistemimiz de sürekli değişikler yaşanıyor. Bu değişiklere ayak uydurmaya çalışan; öğrenciler, öğretmenler ve veliler bu süreçte yıpranmıyor mu? Yani eğitim sistemi bu denli hızlı ve köklü değişimleri hemen kaldırabiliyor mu?

“EĞİTİM SİSTEMİMİZ SON 17 YILDA 15 KEZ DEĞİŞTİRİLDİ”

Eğitim sistemimiz adeta yapboz tahtasına dönüştürüldü.17 yıldır iktidarda olan AKP 17 yılda eğitim sistemimizi 15 defa değiştirdi. İnanabiliyor musunuz? Her bakan değiştiğinde yeni bir değişiklik, olmadı bir daha bu kabul edilebilir bir davranış değildir. Eğitim bir ülkenin geleceğidir. Planlanmadan, toplumla tartışmadan, öğretmenler, idareciler, veliler, üniversiteler, STK’ler ve sendikaların görüşlerini almadan hep yaptım oldu anlayışıyla yapılan değişiklikler daima sorun yaratmıştır ve alt yapısı oluşturulmadan yaptıkları değişiklikleri de yine kendileri değiştirmişlerdir. Ve bu değişiklikler öğrenciler ve veliler üzerinde aynı zamanda öğretmenler üzerinde de travmalar yaratmıştır.

“EĞİTİM GÜNLÜK POLİTİKALARLA YÖNETİLEMEZ”

Örneğin çocuğum kaç yaşında okula gidecek? Bir sene 60 ay bir sene 66 ay bir sene 69 ay oldu veli hep şaşkın çocuğunun okula ne zaman gideceğini bilmiyor böyle bir yaklaşım olur mu?  İlkokula 5 yıl eğitim görme amacıyla başlayan bir öğrenci 4+4+4 sisteminden olumsuz etkilenerek eğitim hayatına devam ediyor. Bu durumdan eğitimin en önemli üç ayağı olan yani öğrenci, veli ve öğretmen şikâyetçi olmaktadır. Sınav sistemimiz de aynı şekilde daima bilinçsizce değiştiriliyor. SBS,TEOG,LGS… Yalnız değişen sadece isimler oldu. Öğrencilerin sınava dair kaygıları giderilmediği gibi öğrenciyi âdeta bir yarış atı gibi gören sınav sistemleri devam etmektedir. Biz Eğitim- İş Sendikası olarak yapılan tüm bu değişikliklerin yanlış yönlerini hep dile getirdik.  Raporlar sunduk ama dinlemediler ve hep değiştirdiler.17 senede 15 defa. Yeniden uyarıyorum eğitim günlük politikalarla yönetilmez.

 

Son yapılan düzenleme ile ilk ve ortaöğrenim kurumlarına ara tatil uygulaması getirildi. Sizce bu doğru bir yaklaşım mı?

“KERVAN YOLDA DİZİLİR MANTIĞI İLE HAREKET EDİLMEKTEDİR”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 2019-2020 eğitim ve öğretim yılının çalışma takvimini açıklamış ve yeni bir tartışma başlatmıştır. Eğitimin yığılmış sorunlarına çözüm üretilmemişken, daha fazla ara tatil içeren bu yeni takvim, başlı başına bir oyalama hamlesinden başka bir şey değildir. Göreve gelir gelmez her ay yeni bir program açıklayacağını, her ay bilimsel ve akademik projeleri hayata geçireceğini, 3 yıllık bir yol haritası oluşturacağını söyleyen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, sözlerini tutmak yerine “dostlar alışverişte görsün” mantığıyla içi boş açıklamalar yapmaya devam etmektedir. Bakan Selçuk, bugün gündeme getirdiği bol ara tatilli çalışma takviminin öğrenci ve öğretmenleri rahatlatacağını, bunun bilimsel olarak da belirlendiğini söylese de durum bunun tam tersidir. Öğrenci ve öğretmenleri rahatlatacağı söylenen takvim, tüm eğitim camiasını endişelendirmiştir. Bu takvimin “faydalarının” ölçülebilmesi için bir pilot uygulamaya gidilmemişken, kervan yolda dizilir mantığıyla harekete geçilmiş ve “bilimsel” tabelası asılmıştır.

“BİR KUŞAK DAHA DENEY TAHTASI HALİNE GETİRİLECEKTİR”

Bu takvimi bazı Avrupa ülkelerinde uygulandığını söyleyerek savunmak da bir o kadar bilimsellikten uzaktır. Yeni takvimin benzerine sahip o ülkelerin eğitim sistemleri çok daha farklıdır. Bu takvimin bizim sistemimize uygun olup olmadığı büyük bir soru işareti olarak ortada durmaktadır. Her tatil öncesi rehavetin hakim olduğu, okullarda ders işlenmediği, birçok öğrencinin rapor alarak tatilini uzatıp seyahate çıktığı gibi unsurlar da hesaba katılmadan açıklanan yeni takvim, bir kuşağı daha deney tahtası haline getirecektir. Eğitim-İş olarak Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan cevap bekliyoruz: -Bu yeni takvimi hangi bilimsel verilere dayanarak oluşturdunuz? -Neden bir pilot uygulamaya gitmeden, böyle kapsamlı bir değişikliği birden yaptınız?

 

İlimiz tam gün eğitim sistemine geçmeyi planlanıyor. Peki sizce ilimiz tam gün eğitime geçmek için; gerek fiziki gerekse de insani kaynak olarak yeterli düzeyde mi?

“TAM GÜNE GEÇİRME İSTATİSTİĞİNİ TUTTURMA MANTIĞIYLA HAREKET EDİLMELİ”

İlimizin tam gün eğitime geçmesi noktasında fiziki anlamda sıkıntıları olduğunu ben dâhil herkes söylüyor. İlimizdeki okullarımızın fiziki şartları çok kötü. İlimizin milletvekili Gürsel Erol Bey milletvekili olduktan sonra Elazığ’ın okulları ile ilgili tespitlerde bulunmuş hatta Milli Eğitim Bakanıyla görüşüp Elazığ’a davet etmişti sorunları yerinde görmesi anlamında. Aynı zamanda giden Vali Murat Zorluoğlu Elazığ’daki okulların yenilenmesi gerekir demiş hatta Özel İdarenin yerinin satılıp yeni okullar yapılacağını açıklamıştı. Bu projeninde ne aşamada olduğunu merak ediyorum? Kısacası altyapısı olmadan oyun alanı spor salonu yemekhanesi olmadan derslik sayısı yetersiz okulları tam güne geçirme istatistiği tutturma mantığıyla tam güne geçirme hem öğretmeni hem velileri zor durumda bırakmaktadır. Birçok öğretmenimiz norm kadroya düşmüştür. Sınıflar kalabalıklaşmış. Öğrencilerin öğlen yemek yiyecekleri sınıf dışında bir yer olmaması hijyen sorunu da yaşatmaktadır.

 

Lise son sınıf öğrencileri artık ders seçerek eğitim alacaklar. Birde okullarda kariyer merkezleri kurulacak. Eğitim seviyesi iyi olan ülkelerde çocuklar çok daha küçük yaşlarda mesleki yeteneklerine göre eğitimlerini şekillendirirken,  bizler de daha yeni yeni liselerde böylesi uygulamaların hayata geçirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“BU SİSTEM ON BİNLERCE ÖĞRETMENİ ETKİLEYECEKTİR”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıkladığı ve 2020-21 yılında 9. Sınıflardan başlayarak kademeli geçiş yapılması planlanan yeni sisteme göre; ders sayısı azaltılacak, liselere kariyer ofisleri açılacak, 12. Sınıflarda ders saatleri azaltılıp destek çalışmaları yapılacak, bilgi kuramı zorunlu ders olacak, her öğrenci üniversitedeki gibi kendi istediği dersleri seçebilecektir. Geçmişte denenmiş ve ülkemizdeki okulların fiziki eşitliği sağlanamadığı için başarısız olmuş kredili sistemin benzeri olan bu sistem, okullar arasında hala var olan eşitsizliği daha da derinleştirecek, eğitimin daha da ticarileşmesinin kapısını ardına kadar açacak görünmektedir. Yeni sistemde, Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Felsefe gibi dersler seçmeli ders olarak belirlenmişken Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu ders olarak belirlenmesi hem anlayışı hem yaklaşımı hem de Bakanlığın bilimsellikten ne kadar uzaklaştığını ortaya koymaktadır. Bu değişikliklerle birçok alanda öğretmenler ya norm fazlası olacaklardır ya da kurum değiştirmek zorunda kalacaklardır.  On binlerce öğretmeni etkileyecek böyle bir düzenlemede eğitimin paydaşlarının görüşünün alınmaması kabul edilebilir değildir. Kaldı ki ders sayılarını azaltma adı altında bazı dersler Doğa Bilimleri, Sosyal Bilimler gibi adlar altında birleştirilmekte fakat bu dersleri kimlerin okutacağı, bununla ilgili nasıl bir çalışma yapılacağı belirsizliğini korumaktadır.

“DAMDAN DÜŞERCESİNE AÇIKLAMA YAPILMIŞTIR”

Kariyer ofisleri tüm okullarda açılabilecek midir? Açılacaksa bu ofislerde kimler görev alacaktır? Her ayrıntısının planlanmasına akademisyenlerin ve uluslararası uzmanların da katıldığı ifade edilen bu çalışma tüm paydaşların görüşü, katkısı, eleştirisi alınmadan neden damdan düşercesine açıklanmıştır? Sözü edilen akademisyenler ve uluslararası uzmanlar kimlerdir? Yapılan açıklama akıllara birçok soru getiriyor.

“MESLEK LİSELERİNE DE GEREKLİ ÖNEM VERİLMEMİŞTİR”

Meslek liseleri noktasında da gerekli duyarlılık gösterilmedi. Meslek liselerinde gerçekten adına uygun şekilde planlı bir eğitim öğretim uygulanmış olsa bu okullar ülkemiz için önemi büyük okullardandır. Ülkemizin kalkınması büyümesi için meslek liseleri önemsenmelidir maalesef yıllardır meslek liselerine gereken önem verilmemiştir. Meslek edinmenin önemini köy enstitülerini inceleyince anlıyoruz. Köy Enstitüleri öğrencilerine meslek edindirmiş gittikleri köylerde onlarda topluma öğretmiştir. Meslek liseleriyle ilgili sendika olarak bizler de bakanlığa raporlarımızı sunduk.

 

Elazığ ölçeğine dönecek olursak, bir eğitimci olarak Elazığ’daki eğitim seviyesine bakış açınız nedir? Son zamanlarda bazı sınavlarda ilimiz adından söz ettiriyor. Sizce başarı seviyemizi yükseltmek adına ne gibi çalışmalar ortaya koymalıyız?

“ELAZIĞ’IMIZ EĞİTİME BÜYÜK ÖNEM VERİYOR!”

Elazığ’ımız eğitime büyük önem veriyor. Velilerimiz bilinçli çocuklarıyla ilgileniyorlar öğretmen arkadaşlarımızda özverili olarak çalışıyorlar velilerle işbirliği içerisindeler bu da başarıda önemli bir faktör. Sistemsel sorunlar sıkıntılar velilerimizi ve öğretmenlerimizi zorlasa da yine bunlarla da kendi çabalarıyla mücadele ediyorlar. Sınavlardaki başarının yükselmesi veli öğretmen işbirliğinin başarısı ve ilimizin eğitime bakış açısının öneminden kaynaklanıyor.

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey varsa öğrenebilir miyiz?

“PARASIZ, BİLİMSEL EĞİTİM ANLAYIŞI HAKİM KILINMALIDIR”

Bize bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz. Eğitim sistemimizin temel sorunlarını çözme noktasında politikalar geliştiremeyen eğitimden sorumlu kurumlar, altyapısı hazırlanmadan yapılan değişikliklerle eğitimin mevcut sorunlarını daha da ağırlaştırmaktadır. Öncelikle yapılması gereken,  okulların fiziki şartlarını geliştirmek ve eğitimin esas paydaşlarıyla işbirliği geliştirmek olmalıdır. Parasız, bilimsel eğitim anlayışını hakim kılmak için, öğrencilere çok yönlü bilgi ve beceri kazandıracak nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Tekrar söylüyoruz: Fırsat ve imkân eşitliğine dayalı, bilimsel ve objektif kriterleri içeren bir modele geçilmelidir. Eğitim-İş olarak, ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşakların akıl, bilim ve sanat ortamında barış ve huzur içinde verilen bir eğitim sistemiyle yetiştirilmesi için her türlü katkıyı sunacağımızı; aksi yöndeki her türlü dayatmanın da karşısında olacağımızın bilinmesini istiyorum.

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER