SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

Özkök; “Şiir yazmak bir tutkudur!”

Özkök; “Şiir yazmak bir tutkudur!”
Bu haber 28 Haziran 2019 - 17:06 'de eklendi.

Cumartesi Söyleşilerinde bu haftaki konuğumuz, Ankara’da ikamet eden şair ve yazar Mutahhara Arlı Özkök…

 

Sanat duyguları evrensel kurallar dâhilinde sunma biçimidir. Duygular öznel olmasa da ifade etme şekilleri özneldir. Bu da sanatı üstün kılan değerdir. Sanatçıların üstünlüğü evrenselliği de duygularını beklentilerin üstünde izah edip yarattıkları farkındalıklarla ölçülür. Onlar her zaman zamanın bir iki adım ötesinde yaşarlar. Bazen yaşadığı zaman diliminde anlaşılmamaları hak ettikleri değeri saygıyı görmemelerini üstatlar bu kıstasa binaen yorumlarlar. Sanatçıların sanat ruhu ve yeteneklerinin doğuştan kazandıkları da gene birçok uzman tarafından zikredilen bir anlayış olduğu kırmızı çizgilerle sınırlandırılmış bir tanımdır.

 

 

Röportaj: Muhammet Yalçın Azizoğlu

Bizler Cumartesi Söyleşilerinde Elazığ’da doğmuş ya da bu kentin ikliminde kültür sanatla hemhal olmuş. Yüreğinde bu şehre özlem duyan, bu şehirle alakalı anıları olan, zamanın bir iki adım ötesinde duygularını, bilgilerini, hislerini, gelecek kuşaklara daha özgür, refah seviyesi daha yüksek, evrensel değerler eşliğinde bakış acıları yakalamaları için ter döküp çabalar sarf eden sanatçılarımıza bazen ses olmak istedik. Bazen yalnızlıklarını paylaşmak istedik. Daha da önemlisi onları ilimizin ve ülkemizin yarınlarını şekillendirecek gençlerine daha iyi tanıma ve ekol alacakları değerler içinde analiz etme çabası içinde olduk.
Bu hafta ki konuğumuz Ankara’da ikamet eden şair ve yazar Mutahhara Arlı Özkök…

Mutahhara Arlı Özkök kimdir sizden dinleyelim?

…Mutahhara Arlı Özkök, edebiyat aşığı, yazdıkça çoğaldığına inanan, edebiyat adına yaptığı her çalışmayı gönlünün sonsuzluğunda gerçekleştiren, insanı ve yaşamı seven, insanca yaşamaya kendini adamış bir annedir…

Edebiyata ilginiz, merakınız ne zaman başladı?

…Çocuk yaşlarda, henüz on iki yaşlarımda şiir yazmaya başladım ve tabi ki okumak benim için vazgeçilmezdi. İlkokulla başlayan okuma hevesim zamanla yazmaya da dönüştü…

Kaç esere imza attınız? Kitaplarınızı anlatır mısınız?

…Şimdiye kadar yayınlanmış dört eserim bulunuyor. İlk eserimi, şiir kitabım “Rıhtımdaki Gölge” ile okuyucularımla paylaştım. Daha sonra, “Düşler Nereye Ben Oraya” adlı şiir kitabım yayınlandı. Ardından ilk romanım “Nisan” okuyucusuyla buluştu. Son olarak da yine şiir kitabım “Biraz Manolya” yayınlandı. Son şiir kitabımdan sonra okuyucularımın ilgisi sayesinde “Nisan” adlı romanım ikinci baskı gördü. Bu vesileyle tüm okuyucularıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Yeni eser ve yeni çalışmalarınız hakkında neler söylersiniz?

… Bu sıralar yayın sürecine girmek üzere olan yeni romanımın üzerinde çalışıyorum. Biraz farklı bir tarzı olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanı sıra bir sonraki romanıma giriş yaptım. Diğer taraftan şiir yazmaya elbette devam ediyorum ve benim için bir tutku olan şiir yazmak ve seslendirmek üzerine çalışmalarım devam ediyor. Söyleşi ve programlarımız da devam ediyor.

Her yazar ve şair ilk kitabının çıkış heyecanını farlı duygulara benzetir. Sizin ilk kitabınız çıktığında ki heyecanız nasıldı?

… Şimdiye kadar edebiyata dört eser verdim ve inanın ilkiyle sonuncusu arasında heyecan hiç bitmedi. Elbette ilklerde heyecanın yanı sıra birçok duyguyu da birlikte yaşıyorsunuz. Onlar benim göz bebeklerim, ilk eserim de ilk göz ağrım…

Edebiyat sahasında sizi etkileyen akımlar şair yazarlar kimlerdir?

… Henüz şiir yazmaya başladığımda annem benim yazmaya olan hevesimi, ilgimi fark edince bir şiir okumasında kazandığı Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş” şiir kitabını hediye etti. Kitabı elime alıp şiiri okuduğumda çok etkilenmiştim ve henüz o yaşlarda bir gün kitap çıkarma hayalleri kurmaya başlamıştım. İlk kitabım yayınlandığında otuz beş yaşımdaydım. Oldukça ironik bir hikayedir benim için. Orhan Veli serbest şiir alanında yazmaya başlamamda en büyük etkendir. Onun dışında şairlerin bana hitap eden tüm şiirlerini severek okurum, kendi tarzımı oluşturmak en büyük dileğimdir.

Ülkemizde yazar olmanın sıkıntıları nelerdir?

… Tabi ki bir ülkede yazar olmanın sıkıntıları, o ülkede okur sayısının az ya da çok olması ile doğru orantılıdır. Bizim için en büyük sıkıntı okuyucu sayısının az olması.

Ülkemizde kadın şair yazar olmanın sıkıntılarını yaşadınız mı?

… Maalesef her alanda olduğu gibi edebiyatta da kadın olmak sizi bir adım geriden başlatıyor. Erkek şairlerin daha iyi şiir yazdığının düşünüldüğü ve kadın şairlere çok fazla sesini duyurmak için şans verilmediği bir ortamda yer edinmeye çalışmak çok daha fazla çaba sarf etmeyi gerektiriyor.

Gelişmiş ülkelerle kendimizi kıyaslarsak okuma oranımız çok düşük seviyelerde bunun sebebi nedir?

… Okumaya teşvik etmek ilk önce aileden ve okuldan başlar diye düşünüyorum. Siz okuyacaksınız ki çocuklarınız da okusun. Okullarda, devlet tarafından ve medya tarafından okumaya teşvik çok önemli…

Sizin bu konuda ne gibi önerileriniz olur bizleri takip eden genç kuşaklara?

… Okumak onları çok daha başarılı, özgüveni yerinde, konuşmasını bilen, kültür seviyesi ve hayat görüşü ileri düzeyde birer birey haline getirecektir. Okumak çoğalmaktır ve eğer yazmak, yazarak daha fazla çoğalmak istiyorlarsa çok okumaları gerektiğini asla unutmamalılar.

Ülkemiz kaynak tema doküman ve çalışma sahası bakımından şair ve yazarlar için nasıl bir zenginlik taşımakta?

… Toplumun ve devletin yazarlara avantaj sağladığını düşünmüyorum. Yurt dışındaki işleyiş maalesef bizim ülkemizde yok. Bizim tarihimiz de kültürümüz de elbette ki başlı başına bir kaynak ama bu kaynağı bilmek için araştırma yapmak artık daha çok internet üzerinden sağlanabiliyor. Tabi burada birtakım bilgi kirliliklerinden dolayı hata yapma riskiniz de mevcut. Her ilçede bir kütüphane olmasını çok isterdim…

Elazığ da ki yerel medyayı edebi dergileri edebi kültürel faaliyetleri takip ediyor musunuz sizce ilimiz kültür sanatı için yeterli mi;?

Birkaç dergiyi inceledim ancak çok yakından takip etme şansım olmadı. Elazığ kültürel açıdan oldukça zengin diye düşünüyorum.

Geriye dönüp baktığımızda mücadele ile geçmiş bir ömre sahipsiniz? Bu ömür içinde yüreğinizde kalan ukde var mıdır?

… Hayat bir mücadeledir aslında. Yaşadığım ya da yaşayacağım her olaya doğru yer ve zaman şimdiymiş felsefesiyle yaklaşmaya çalışırım her zaman. Elbette ki hayallerim var ve bunları gerçekleştirmek için doğru bir zaman olacağına inanıyorum, bu yüzden içimde bir ukde taşımıyorum…

Vakit ayırıp bizi konuk ettiğiniz için gazetemiz adına sizlere teşekkür ediyor, başarılarınızın devam etmesini canı gönülden diliyorum. Söyleşimizin son sözünü siz kıymetli şairimiz Mutahhara Arlı Özkök bırakıyorum.

Son olarak; hemşerilerimize, bizleri takip eden okurlarımıza vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Değerli okuyucular var oldukça ve nefes aldıkça yazmaya devam edeceğim. Edebiyata gönül vermiş biri olarak okumanın önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Okuyun, yazın, ne kadar çoğaldığınızı göreceksiniz… Bana bu fırsatı verdiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Göstermiş olduğunuz özverili çalışmalarınıza, emeklerinize sağlık. Tüm okuyucularıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum…

DUYUYOR MUSUN

Çok dertler biriktirmiş gibi gözlerin uzak bakıyor,
Hemen yanı başında bir ırmak çağlıyor,
Görmüyorsun…
Bir liman arar gibi kalp taşıyorsun umman ortasında,
Dönüp duruyor, girdap oluyorsun.
Kuşlar martı,
Martılar mavi,
Gökyüzü ağlamaklı.
Yorulmuşsun üstelik dalgalar vururken sahiline,
Tuz kokuyor ellerin,
Gözlerinde o limanın gölgesi,
Uzaklığı kilometrelerce.
Kulaçların yetmedikçe batıyorsun,
Uzanıyorsun, ellerin değmiyor gökyüzüne.
Çaresiz bir bulut,
Ardı fırtınada büyüyor,
Yağmur saçlarından hep geri dönüyor,
Islanıyorsun…
Yanaklarından belli,
Biraz önce kelimelerde ağlamışsın
Bu şiiri yazarken.
Ellerin şiir kokuyor,
Duyuyor musun?

Ben Hep

 

Nehir çağladığı zaman
Akar gibi,
Çağlanın bademe durduğu vakit
Baharmış gibi
Bakarım gözlerine.
İçimde onca sene pınarmış gibi
Ruhum kana kana…
Ve ben yana yana firariyim sana.
Dönüp durur başım,
Bu sarhoşluk senden âşina.
Kör kuyudan çıkıp gelen
Ay ışığında gölgen gibi
Saklarım adını.

 

Nereye dönsem bir ben değilim şimdi.
Tümden geçtim çoktan,
Bütüne yoldaşım sensin artık.
Kollarında boynu bükük kalışım hep
Biraz sonra gideceğinden.
Ama bilirim
Bir ses çağırsan beni,
Yelkovanın ucunda
Beklerim seni.
Ha geldi ha gelecek saatinde,
Kapı eşiği meskeninde,
Her gelişine geç derim ben,
Gidişine hep erken…

AVLU

Söyle bana yeşilim hangi dalında açar?
Toprağın yedi katından
Hangisine sarılayım yokluğunda?
Üstünde filizlensem ruhum üryan,
Altında kalsam üşür yüreğim.
Mühürlü gözlerim, dillerim
Düşmüyorsun payıma bu aralar
Seni dilerken gecelerce ,
Kim bilir kaç elma çaldım masallardan.

 

Erenlerden soruyorum ismini,
Hiçbiri bilmiyor cisminden
Turnalar ne zaman göç etmişti.
Uğramaz oldu nev bahar gittin gideli
Hançere yarasıdır artık bende ay yüzün.

Hayal gözlüm,
Şiir sözlüm,
Müebbet yedim dün gece türkü dilinden
Mahpusluk kaderim der çekerim de
Bir senin ellerinde fesleğen kokusu
Gitmez ne kadar istesem de
Gözlerinde darı ağacı kurdum bakışından
Dökme gözün yaşını
Gittiğin gün bana sürgün
Şimdi ses versen de ne çare
Sustum yeni doğan güne ey yâr
Avlunun orta yerinde…

 

Mutahhara Arlı Özkök

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER