SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Gıyasettin Dağ
Gıyasettin Dağ

ÖNCE GÖNÜLLERİ ARDINDAN CEPHEDE KAZANMANIN SIRRI

ÖNCE GÖNÜLLERİ ARDINDAN CEPHEDE KAZANMANIN SIRRI
Bu haber 05 Aralık 2018 - 9:58 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Aliya İzzetbegoviç çağımızın hiç şüphesiz en önemli düşünürlerinden biri, devlet adamlığı ve komutanlığı da bunun üzerinde onu taçlandıran iki unsur.

Aliya’yı okumaya ve anlamaya ciddi manada ihtiyacımız bulunmaktadır. Bosna’nın işgaline karşı verdiği savaşta bir başkomutan, daha öncesinde parti lideri ve önemli bir siyasi aktör, en sonunda da Cumhurbaşkanı olarak zihnimizde yer bulsa da o aslında temelde bir fikir adamı ve düşünür.

İslam’ın doğru anlaşılmasına, yaşanmasına ve devlet temsilinde yer bulmasına kafa yoran, bu konuda eserler ortaya koyan ve en önemlisi de yaşantısı ile buna rol-model olan biridir.

Hayatını kaleme alan iki yakın arkadaşı Fikret Muslimoviç- Selmo Cikotiç onun İslam’a karşı olan bakışını ve tavrını şu cümleler ile anlatmaktalar, “Aliya İslam’a ilgiyi, dini duyguların restorasyonunu, genç kuşaklar tarafından İslam’ın kabul görmesini, İslam’ın gerçek Rönesans’ını ve İslam’a dönüşü başlatmış ve bu olgulara ilham veren kişi olmuştur.”

Bu cümleleri Fikret Muslimoviç- Selmo Cikotiç’in kaleminden çıkan Düşünür ve Devlet Adamı Aliya İzzetbegoviç kitabından bahis için yazdım. İki yakın arkadaşı ve kurmayı uzun yıllara dayanan tanışıklıklarını bilimsel bir çerçevede ele aldıkları kitapta merhum Aliya’yı geniş bir perspektiften değerlendirerek bizlere tanıtmaya, anlatmaya ve anlamamızı sağlamaya gayret etmişler.

Kitapta Aliya’nın düşünce dünyası, siyasi ve sosyal olaylara bakışı ve devlet idaresi hakkındaki görüş ve uygulamaları ayrı ayrı ele alınmış durumda. Yazarların Aliya’yı derinlemesine ele aldıkları çalışma biyografi türünden daha çok inceleme ve araştırmaya yakın durmaktadır.

Yazarlara göre Aliya’nın derdi ve davası bir yönetim anlayışı ortaya koymak, İslam ile köktendincilik arasında kurulmaya çalışılan bağı yıkarak İslam’ın da öngördüğü ideal yönetim modelini hayata geçirmektir. Aliya’ya göre bu model uygulanabilir ve hayal değildir, “Uzak atalarımızın inşa ettikleri tüm görkemli güzel camileri listelemektense, kendi mahallemizdeki mütevazı caminin çatısını tamir etmeleri daha iyi olacaktır. Anılara iç çekme ve anıları yaşam olarak bir sığınak haline geliyorsa tüm o şanlı tarihi yakmamız gerekir.”

Aliya’nın modeli hiç şüphesiz en son din olan İslam’ın öngördüğü şekilde ve Hz. Peygamber’in şahsında hayat bulan devlet/yönetim modelini uygulamak, diğer dinlere, inançlara ve farklı düşüncelere de bu pencereden bakmaktır. Yazarlara göre Aliya bu noktada “İslam’ın Yahudilik ve Hristiyanlığa karşı olan tutumunu hoşgörü olarak değil, tanıma olarak ifade etmiştir.”

Eserlerinde ve yaşamında sürekli demokrasiyi taahhüt eden İzzetbegoviç, İslami bir düzen mi vaat ediyordu? Yazarlar bu soruya da cevap vererek onun amacının İslami bir düzen getirmek yerine Avrupa değerlerine uygun, siyasi çoğulculuğa dayalı bir sistemi kurmak olduğunu savunmaktadırlar.

Aliya anlatılırken “Bilge Kral” kavramı kullanılır, şahsen kavramın doğru olmadığına inananlardanım. Kavrama bakışını sorduğum onun yakın arkadaşlarından Prof. Cemalettin Latiç de bana hak vererek ona “Bilge Lider” tanımlamasının daha çok yakışacağını, onun hiçbir zaman bir kral gibi düşünmediğini ve yaşamadığını anlatmıştı. Onun bir kral değil, lider olduğunu şu cümleler ne güzel anlatmaktadır, “Cumhurbaşkanlığında ben de askeri kazanlarda pişen askeri gıdalarla besleniyorum. Bir maaşım yok ve bir maaş alma gereğim bulunmuyor.”

Aliya kendisini Bosna halkına ve milletinin kurtuluşuna adadığına dair düşüncelerini anlatırken de bir başka yerde şu cümleleri kullanmaktadır, “Bizim görevimiz çalışmak ve mücadele etmek ve bunu en iyi şekilde yapmaktır. Tarihi ise Tanrı yönetir. Benim inandığım şey budur.”

Kitabı okurken ve yazmak için düşünürken en çok onun asker/lider olarak yaşadıkları ve söyledikleri dikkatimi çekti. Yazdıkları ve söyledikleri ile Aliya’nın Hz. Peygamber’in bir komutan olarak sefer ve savaşlarda yaptıklarını ve söylediklerini kendisine örnek aldığını, savaş hukukuna riayet ederek hiçbir zaman adaletten uzaklaşmadığını görmek mümkündür.

“Bizim düşmanlarımıza sadece adalet borcumuz var” cümlesi Aliya’nın çarpıcı sözlerinden biridir. Savaşta bile bir hukuk uygulanır, savaşın bile bir hukuku vardır. Bu sebeple atalarımız bir savaşın meşru/adil/hukuki olması için dini otoriteden veya şeyhülislamdan fetva almadan sefere çıkmamış, öncesinde ve sonrasında adalete riayete dikkat etmişlerdir.

Savaşların ardından Hz. Peygamber esirlere insani muamele etmenin en güzel örneklerini vermiştir. Bedir’den sonra esir düşenler okuma yazma bilmeyenlere okuma yazma öğretmeleri karşılığında özgürlüklerine kavuşmuşlardır. Savaş hukuku İslam hukukunun en önemli cüzlerinden biridir ve savaşta yapılacaklar tüm ayrıntıları ile belirlenmiştir.

Tüm dünyada kabul gören bir anlayış vardır. Savaşlarda yaşlılar, kadınlar ve çocuklar dokunulmazdır. Bunun kötü örnekleri tarihte vardır, günümüzde de İsrail, Irak’ı işgal eden Amerika, Doğu Türkistan’ı bir esir kampına çeviren Çin gibi zalim devletler bu kuralları elbette tanımamaktalar. Ancak Aliya yaşantısı kadar komutanlığı ile de örnektir ve bakın ne demektedir, “Kadınları ve çocukları öldürmeyen bir ordu olduğumuzda biz kazanacağız.”

Sırp ve Hırvat çetelerine karşı savaş verirken, tüm dünyanın gözleri önünde katliama maruz kalırken bile adaletten, hukuktan bahseden bir savaş anlayışıdır onunki. Şöyle der bir başka konuşmasında, “Bizim onlardan sıyrılmamız ve farklı olmamız gerekmektedir. Bu şekilde kazanacağız, her şeye rağmen!”

Ordunun savaştaki davranışlarının ve uygulamalarının ülkenin geleceğini belirleyeceğini yâda hedefleri tehlikeye atacağını biliyordu. Bu sebeple savaş suçu sayılabilecek her türlü olumsuzluğun üzerine ısrarla gitmekte ve soruşturulmasını hatta gerekirse cezalandırılmasını istemektedir.

Bunları nasıl başarmıştır sorusunun cevabı şu yaklaşımdadır belki de, “Halkın korktuğu ordunun işi zor, o ordu asla kazanamaz.” Önce gönülleri kazanma ardında cephede kazanmanın sırrıdır bu.

Fikret Muslimoviç- SelmoCikotiç

Düşünür ve Devlet Adamı Aliya İzzetbegoviç

Hece Yayınları

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER