SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Ata Şengül
Ata Şengül

Metehan’ın Çerileri

Metehan’ın Çerileri
Bu haber 16 Temmuz 2018 - 10:05 'de eklendi ve 36 kez görüntülendi.

“Türk ordusunun bir hususiyeti de, mensuplarının kendilerini askerlik vazifesine vermeleri ve buna dâimi meslek haline getirmiş bulunmalarıdır. Türk ordusu mensupları hazerde, eğlence dışında, vakitlerini talimlerle ve manevralarla geçirirlerdi. Bu sebeple hükümdarlar, imparatorluk ordusundaki savaşçılar arasında bir tane zanaatkâr’ın bile bulunmamasıyla iftihar ederlerdi.”

Mehmet Altay KÖYMEN (Alp Arslan Zamanı Selçuklu Askerî Teşkilatı adlı kitabından)

Tarihte kurulan güçlü devletlerin varlık sebepleri incelendiğinde, bir arada yaşama isteği duyan bir topluluğun ve güçlü bir yönetim aygıtının bu gücün altında yattığını görmek mümkündür. Bununla birlikte, bu iki hususun güçlü bir devletin tesisinde ve sürdürülmesinde yeterli olmadığını söylemek gerekir. Silahlı bir gücün varlığı, her zaman, devlet yönetimini ve bir arada yaşama isteğini güvence altına alan bir zorunluluk olmuştur. Bu değerlendirme ışığında, kökleri M.Ö. 3000’lere kadar uzanan Türk Milleti’nin, bir arada yaşama arzusunun yanı sıra, süreç boyunca kurmuş olduğu devletlerde güçlü bir silahlı gücün payının olduğunu söylemek gerekir. İbni Haldun’un, “coğrafya kaderdir” sözünde belirtildiği gibi, bugün Orta Asya olarak adlandırılan Türkistan coğrafyasının sert bozkır iklimi ve bölgesel şartları, göçebe şeklinde yaşayan milletimizi her an, her tehlikeye karşı hazır olma zorunluluğunu doğurmuştur. Bu zorunluluk, Türklerin atları evcilleştirip koşum takımları, üzengi, eğer ve dizgin gibi onlara hakim olmayı sağlayacak araçları bularak dünya kültürüne kazandırmalarına sebep olmuştur. Ayrıca, ata binerken, üzerinde hareket etmeyi kolaylaştıracak pantolon, kuşak, potin tarzı ayakkabı gibi giysi ve diğer ekipmanların da Türkler tarafından bulunduğunu söylemek gerekir.

Bozkır ikliminde yaşamın devamı için zorunlu olan çeviklik, atın evcilleştirilmesi sayesinde elde edilmiş ve atlar süratli bir muharebe ve nakil vasıtası olarak kullanılmıştır. Bu durum, dünya tarihini etkilemesini yanında, askeri bakımdan da bir devrim olarak kabul edilmektedir. Zira bu sayede, Türkler, düşman unsurlarına karşı büyük bir üstünlük sağlamışlardır. Hatta, bozkurt taktiği, hilal taktiği ve sahte ricat gibi savaş taktiklerinin uygulanmasında da bu askeri kazanımın büyük etkisi vardır.

Bu tür yeniliklerin bulunması kadar, bozkır ikliminin getirdiği bir diğer zorunluluk olan disiplin olgusu da Türklerin günlük hayatını olduğu kadar silahlı gücünü veya bir diğer ifade ile, ordusunu şekillendiren temel etkenlerden biri olmuştur. Ordu-millet anlayışı içinde, her bireyin savaşma kabiliyetine sahip olmasına önem verilmiş, savaşa her an hazır olmak için sürekli talimler yapılmıştır. İlerleyen dönemlerde, ordu onluk, yüzlük, binlik gibi kısımlara ayrılmış, her bir kısmın başına yetkili komutanlar atanmış ve bunlar arasında emir-komutayı sağlayacak bir hiyerarşik sitem kurulmuştur.

Söz konusu bu disiplin anlayışı çerçevesine oturtulan ordu yapısı, tarihe altın harfler ile yazılan birçok zafere imza atan Türk Ordusu’nu, günümüze kadar taşıyan ve verilen her görevi başarı ile icra etmesini sağlayan temel yapı taşları olmuştur. Bu konuyla ilgili olarak, Prof. Dr. Ahmet TAŞAĞIL tarafından yazılan “Kök Tengri’nin Çocukları” isimleri kitabında, Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş yılı olarak kabul edilen M.Ö. 209’da tahta çıkan Mo-tu’nun (Metehan) nasıl bir disiplinli ordu kurduğu şu şekilde anlatılmaktadır:

“…Mo-tu kendisine verilen birliği sıkı disiplin içerisinde eğitime tabi tuttu. Öyle ki, kendisinin ıslık çalan okunu attığı her hedefe adamları da atacaklardı. Böyle yapmayanlar derhal orada öldürülüyorlardı. Mo-tu önce en sevdiği atına, daha sonra en sevdiği karısına ok attığında onun gibi yapmayanların hepsini öldürdü. Daha sonra babasının en sevdiği ata ok attığında herkes atmıştı. Neticede herkesin yani on bin kişinin kendi istediği gibi yetiştiğine kanaat getirdi…”

Aktarılan bu olay, Türk tarihinde, ilk defa, disiplini ve eşgüdümlü bir askeri birliğin kuruluşu olarak kabul edildiğinden, Türk Kara Kuvvetleri subayının üniformasında taşıdığı brövede, kuruluş tarihi M.Ö. 209 yazmaktadır.

Kimlerine göre fazlaca militarist ve hatta canice gelebilecek bu olay, aslında, oldukça önemli sonuçlar içermektedir. Buna göre, ordunun, belirlenmiş kurallar çerçevesinde emir komutaya bağlı kalarak belirli bir disiplin anlayışı ile kendisine verilen görevi icra etmesi güçlü bir devletin olmazsa olmazlarındandır. Bu aynı zamanda, bir ordunun temel yapı taşlarıdır. Bu yapı taşlarının bozulmaya başlaması, devletin sarsılmasına ve hatta yıkımına sebep olabilmektedir. Nitekim tarihimiz bununla ilgili birçok örnek ile doludur. Kaldı ki, ikinci yıldönümünü geçirdiğimiz 15 Temmuz’da yaşananlar, ordunun belirli bir kesiminin dahi olsa, yozlaşması ve bozulmasına bağlı olarak, devletin ve milletin başına neler gelebileceğinin vahim bir örneğidir.

Sonuç olarak, ordunun sadakati, belirli bir grup, cemaat ve başkaca bir yapıya değil her daim devlete ve millete olmalıdır. Bu sağlamanın yolu ise, ehliyet, sadakat ve liyakat ilkelerinin tavizsiz ve tarafsız bir şekilde uygulanmasından, hukuk kuralları ile belirlenen görev alanının gözetilmesinden, ordumuzun her türlü iftira ve ithamdan korunmasından ve ordu içinde eşgüdümlü olarak sürdürülecek disiplin anlayışının sürdürülmesinden geçmektedir.

Türk Kara Kuvvetleri’nin kuruluşunun 2227. yıldönümü sebebiyle, Metehan’ın çerilerini tebrik eder, şehitlerimize rahmet, gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür dilerim. Ayrıca, 15 Temmuz cunta girişiminin millet tarafından bertaraf edilişinin ikinci yıldönümünde, canını tank paletlerinin altında, namluların hedefinde teslim eden şehitlerimizi rahmet ve minnet anar, gazi unvanı kahramanlarımıza afiyetler dilerim.

Allah Devlet’e ve Millet’e zeval vermesin.

Baki muhabbetle…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER