SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Prof. Dr. Ömer Atalar
Prof. Dr. Ömer Atalar

MEDENİYETİMİZİ ÖĞRETMENLERİMİZ KURTARACAK

MEDENİYETİMİZİ ÖĞRETMENLERİMİZ KURTARACAK
Bu haber 27 Kasım 2019 - 8:09 'de eklendi.

Hayatı sadece bu dünyadan ibaret sayıp, küçük hesaplar peşinde koşamayız. Bizim bir yaşam sebebimiz, bir de imanla ölüm hevesimiz var ömrümüzün sonunda. Dünya bir gün o da bugün diye yaşamaya çalışıyoruz Müslümanlar olarak. Yaşadığımız gibi inanmak değil, inandığımız gibi yaşamak derdindeyiz. Hayatımızı yaşanmış olmaya değer kılmalıyız. Dünyada kaldığımız süre tamamlandığında, bırakacağımız kayda değer bir sözümüz bir izimiz olmalı. İdeallerimiz, isyanlarımız, hayallerimiz ve bir sevdamız olmalı. Ufkumuz olmalı göremediklerimize de ulaşabileceğimiz, gönül gözüyle göreceğimize inandığımız hülyalarımız olmalı.

“Övenin övmesi de, sövenin sövmesi de bir görülür bizde” diyemesek te; en azından bunun çilesini çekmek huzur vermeli gönlümüze. Kamil olamama derdi ile dermanı arama. Uzlete çekilerek mi? Asla! Kınayıcıların kınamasına aldırmadan, İslam davasının sancağını en yukarıya taşıma gayretinde olarak. Allah’ın hatırını her hatırdan ali bilerek, mahlûkata hizmet ederek, çile çekerek, inancından davasından zerre taviz vermeden gayret ederek, Hakkı arama işi olmalı bizimki. Merhum Nurettin Topçu’nun dediği gibi “..Yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül veren, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan, ruh cephesinin maden işçileri” olmalı ve yarınki Türkiye’yi bu şuurda gençlerle kurmalıyız.

Kendimizi kimsenin söyleyemediği hakikatleri söylemek noktasında vazifeli görmeliyiz. İltifat için değil, rızayı Bari için.  Hesabi değil, hasbi olmak, niyetimizi halis kılmak için çabalamak zorundayız. Hayat hızla geçerken hoş bir seda bırakmalıyız. Şu veya bu olmak için değil, insan olmak için mücadele etmeliyiz. Kendimizden çok milletimizin dertleriyle dertlenmek gayreti, bizi ruhi tekâmüle götürecek, belki merhaleler sonrasında halka hizmet ederken Hakkın rızasına eriştirecektir.

Öylesine çalışmalıyız ve dertlenmeliyiz ki bu memleketin milli ve manevi selameti için,  kendi dertlerimizi ve ihtiraslarımızı unutalım. Ve öyle bir heyecanla koşalım ki; koşarken ağaran saç ve sakallarımızı umursamayalım. Bir arada olalım. Birlikten kuvvet ve uhuvvet doğsun. Hakikati haykırırken heyecanımız hep diri dursun.

Koşturmamız da en fazla, günün ve haftanın önemine binaen öğretmenlerimizle beraber olsun…

Önce kendimizi düzeltmeye çalışmalıyız ecel vaki olmadan. Sonra canımız evlatlarımız olmalı gayemiz. Onlara bir ideal ve milli şahsiyet kimliği vermeliyiz. Budur bırakacağımız en büyük mirasımız, bakiyemiz. Elbette bunu öğretmenlerimizle el birliği içerisinde gerçekleştirmeliyiz. Yepyeni bir diriliş neslini, dava bilincinde öğretmenlerle yetiştirmeliyiz. Öğretmenlerimizi milli bir mefkûresi, ülküsü, davası, idealleri olan ve bu uğurda fedakârlığı da nimet bilen insanlardan seçmeliyiz. Yapılan mülakatlarda bunlara da dikkat etmeliyiz. Rahmetli Nurettin Topçu’nun Türkiye’nin Maarif Davası kitabını kanaatimce ders kitabı olarak, mutlaka Eğitim Fakültelerinde vermeliyiz. Şöyle tanımlıyor üstad öğretmeni: “Muallim ruhumuzun sanatkârı, hayatımızın nazımı, aşkı aşılama vazifesinde medeniyetimizin koruyucusu.” Evet, nihayetinde medeniyetimizi korumak, zihinlerimizdeki Batı işgalini sonlandırmak ve özümüzle kucaklaşmak zorundayız.

Büyük Türkiye İdealine diploma müşterisi değil; idealist, şuurlu ve iyi yetişmiş gençler hayat verebilirler. Bu ideal de ancak; öğrencilerine milli bir ruh üfleyen gönül ehli öğretmenler eliyle gerçekleştirilebilir. Müfredatların yenilenmesi, akıllı tahtalar, dizüstü bilgisayarlar, elverişli sınıflar önemlidir, ancak yeterli değildir. İşin temeli iyi yetişmiş eğitimcilerdir. Ayrıca milli ruh ve şuurdan uzak,  anlattıklarına inanmayan ve yaşamayan eğitimcilerin verdikleri –dava- dersleri zehir etkisi gösterir. Bu konuya da önem verilmelidir. Öğretmenler yavrularımızı büyük idealistler, fikir ve fazilet aşığı nesiller olarak yetiştirmelidir. İskender’in şöyle bir sözü vardır: “Babam beni gökten yere indirdi. Hocam beni yerden göğe yükseltti.” Öğretmenler çocuklarımıza böyle yüksek hedefler göstermelidir.

Dünyanın her yerinde, geçmişten günümüze medeniyetleri hep öğretmenler inşa etmiştir. Alman Birliği öğretmenler öncülüğünde kurulmuştur. Rönesans Fransa’da öğretmenler tarafından yükseltilmiştir. Yunan Medeniyeti meydanlarda, pazarlarda her bulduğu gence bir şeyler anlatan filozoflarca inşa edilmiştir. Selçuklular, Nizam’ül Mülk gibi bir âlimin gayretleriyle, Bağdat’taki Nizamiye Medreselerinden yetişen muallim ve devlet adamlarıyla büyümüştür. Merhum Nurettin Topçu çok güzel anlatıyor bunları kitabında ve şöyle diyor: “Devletler yapan, medeniyetler kuran veya yıkanlar hep muallimlerdir.”

Dikkat edilmesi gereken bir husus da; özellikle bizde hem zahiri hem manevi eğitimin birlikte verilmesi gerekliliğidir. Çünkü biz, Avrupa gibi hayatı maddeden ibaret sayan bir millet değiliz. En çok ihmal ettiğimiz ve göz ardı ettiğimiz hadiselerden biri de budur. Bu ihmal de biran önce ikmal edilmelidir. Fatih büyük fetih öncesi hocası Akşemseddin hazretleriyle ile istişare etti, dua aldı. Maddi ve manevi eğitimi en kâmil noktada birleştirmeyi becerdi, surları aştı. Yavuz Sultan Selim Han, hocası Kemal Paşa’nın atının ayağından kaftanına sıçrayan çamuru kendisine şeref nişanı saydı. Hatta ölünce tabutunun üzerine bu çamurlu kaftanın örtülmesini vasiyet etti. Osmanlı ilerleme dönemlerinde kesinlikle zahiri ve batıni eğitimi ihmal etmedi, cem etti. Hocalarına, âlimlerine hürmeti fazilet bildi. Çünkü âlimler ve muallimler Peygamber varisi kabul edilirdi. Allah da ceddimizi ihya etti, İslam’ın sancaktarı eyledi. Biz de eğitim, bu şuur ve disiplinli çalışmalarla inkişaf etti. Bu şuurdan kopunca geriledi. Her milletin eğitim sistemi kendi değerlerine uygun olursa başarılı olur. Devşirme sistemlerin bize faydası yoktur.

Bizde eğitim, usta çırak ilişkili, muallim talebe merkezli ve edep terbiye usullüdür. Öğretmene saygı ve edebin olmadığı hiçbir istemi ruhumuzun kabul etmeyeceği artık idrak edilmeli, batı modellerinden vazgeçilmelidir. Öğretmenlerimizin kaybolan veya azalan itibarını iade etmek noktasında, devlet eğitim politikaları yeniden düzenlenmelidir.

Sözü fazla uzatmadan bağlayalım. Ebedi âleme göçen öğretmenlerimizi rahmetle analım, hayatta olanlara da en derin sevgi ve hürmetlerimizi sunalım. Evlatlarımızın en iyi şekilde yetişmesi için, öğretmenlerimizle el ele gönül gönüle koşturalım.

Baki selam ve daim muhabbetlerimle.

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER