SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Cahit Kutlu
Cahit Kutlu

KENTLEŞMEDE AİLE VE KADIN

KENTLEŞMEDE AİLE VE KADIN
Bu haber 25 Nisan 2019 - 7:52 'de eklendi.

Bir önceki yazımda aile kavramını açıklayıp toplumsal olarak aile ve çocuk kavramı üzerinde durmuştum. Bu yazıda ise aile kavramının temel taşını oluşturan kadının kent ve ailedeki konumu üzerinde durmak istiyorum.

Hepimizin bildiği gibi toplum olarak gelenekselci bir yapıdayız. Yaşadığımız coğrafyada aile kavramı sürekli işlenen bir konu olmakla beraber çoğumuz; aileler dağılıyor, eski aile kavramı kalmadı vb. bir çok konuşma ve konuya şahit olmuşuzdur. Peki eskiden nasıldı, şimdi nasıl? Neden değişti ya da değişim ne aşamada? Bu tür uzun konuşma ve tartışmaların yapılması gerekliliği, bu kavram içinde toplumun aile içerisinde kadına bakış açısını ve ailedeki durumuna bakmakta fayda olacağını düşündürmüştür.

Ülkemizde aile ve kadın deyince; anne- baba başta olmak üzere çocuklardan oluşan, bazı geniş ailelerde ise dede-nene vb. aile büyüklerinin olduğu kişilerin birlikteliğini aile; temizlik, yemek, çamaşır vb. ev işlerini yapan evin içinde otoriter, sert tutumlu, hata şansı olmayan, yaptığı iş sadece ev hanımlığı kavramı ile geçiştirilen kişi ise kadın olarak tanımlanır. Oluşturulan bu algının değişerek kadının toplumsal alandaki rolünün anlamsal olarak aslında aileden değişmeye başladığını görüyoruz.

Bir yandan toplumsal yapımızdaki kentleşmenin sancılı süreci, bir yandan da kitle iletişim araçlarının ( başta internet ve teknolojik cihazlar olmak üzere) çocuk ve gençler olmak üzere aile üzerindeki olumsuz etkileri, değerlerin içinin boşalması, geleneğine, örfüne yabancı bireylerin yetiştirilmesinin önüne geçilmesinin temel görevi yine ailede doğal olarak anneye düşmektedir. Bu kadar çok görev ve sorumluluk yüklediğimiz kadının ailenin temelini oluşturması ve bunun kent bağlamında ele alınması gerekirse kentli olmak deyiminin ne zaman ve nasıl başlandığına bakarak kent yaşamında kadının rolünü ele almamız gerekir.

Ülkemizde 1950’ li yıllarda başlayan kentleşmenin istenmeyen sonuçlarından biri eski gelenek ve değerlerin içinin boşalmasıdır. Kırdan göç edenlerin kendine ait olan kimliği, değerleri ve ideallerinin kentte karşılık bulamamasıdır. Kırda hep bir arada yardımlaşma duygusu, aile birliği vb. ön planda iken, kent yaşamında ise bireycilik ve ben kavramının daha ön planda tutulması nedeniyle kentleşme sorunu küçük çaplı olarak aileyi etkilemekle beraber tüm sorunun kadının sırtına binmesine neden olmuştur.

Modern kentte kadın erkek ilişkilerinin değişmesi modern düşünce kalıplarından yararlanarak oluşturulan davranış biçimi, en çok kadını etkilemiş ve yıpratmıştır. Şehirli kadınlar için eğitim başta olmak üzere yüksek öğrenim yanında mesleğinde ilerleme yani kariyer yapma da önemli bir hale gelmiştir. Bu yolu seçen kadınlar hem çalışıp hem de eş ve anne olmanın zorluklarının bilincine vardıkları ve aileleri tarafından da desteklendiğinde evlilik ve çocuk sahibi olma ikinci planda kalabilmektedir.

Kent yaşamının neredeyse zorunluluğu olarak karşımıza çıkan ailede hem erkek hem de kadının çalışması kadın için oldukça yorucu ve yıpratıcı olmaktadır. Çünkü kadının bir de annelik görevi bulunmaktadır. Bu görev bazen anneler tarafından yardımcı tutmak, aile büyüklerine baktırmak, yuvaya vermek vb. çözümlerle aşılmaya çalışılmaktadır. Anne olan kadınların çalışmaması gibi bir lüksümüzün olmadığı günümüz koşullarını da kabul etmek gerekir.

Bunun için kadına toplum olarak; öncelikle toplumsal bakış açımızı değiştirerek bakmalıyız. Kadının fiziksel olarak nazik, ruhsal olarak daha duygusal olduğunu göz önünde bulundurarak, erkek egemen toplumda tüm haklarının eşit olduğunu sadece yaratılış olarak daha farklı olduğunu kabullenmekle beraber annelik gibi kutsal bir kavramın yaratıcı tarafından sadece kendisine verilmesi, ailenin koruyucusu ve ana etmeni olduğunun farkına varılması, kadınlara daha dikkatli ve anlayışla yaklaşmayı gerektirir.

Devlet ise; çalışan kadının annelik vazifesini de ihmal etmemesi için devlet eliyle bir takım düzenlemeler yapabilir. Bunun için iş yerlerine kreş, annelere yarı zamanlı iş seçenekleri sunmak, doğum iznin 6 aya, süt iznin 1 yıla çıkarılması, çalışmayan annelere maddi olarak çocuk yardımı yapmak, emeklilik hakkı tanımak vb. yollara gidilebilir. Kadın kavramı ailenin ve çocuk yetiştirmenin ana merkezi olduğundan geleceğimiz olarak baktığımız aile ve çocuk kavramı kadın üzerinden şekillendiği için; kadın gibi kutsal bir olguyu önce anlamak, sonra koruyup kollamak, kent hayatında kadını aile ile birleşik bir şekilde tutmak ve destek olup ailede sorumlulukların paylaşılması ile daha sağlıklı bir neslin oluşmasına katkının sağlanması dileğiyle…

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER