SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Meltem Kaya
Meltem Kaya

KAYGI NE ZAMAN PSİKOLOJİK BİR RAHATSIZLIĞA DÖNER?

KAYGI NE ZAMAN PSİKOLOJİK BİR RAHATSIZLIĞA DÖNER?
Bu haber 27 Mayıs 2019 - 8:17 'de eklendi.

Kaygı pek çok duygu gibi olağan ve yaşamamız gereken bir duygudur. Vücudumuzun strese ve alışılmadık uyaranlara karşı verdiği korkuya benzeyen yoğun bir tepkidir. Bizim için önemli olan bir sınav ya da işe başladığımız ilk gün kaygılı, endişeli ve gergin hissetmemize neden olabilir. Bunun gibi pek çok sebeple her gün farklı farklı, yoğunluğu az veya çok kaygı yaşarız. Ancak bu duygunun aşırı ve uzun süreli yaşanılması kaygı bozukluklarına diğer adıyla anksiyeteye neden olabilir.

Korku kavramı şu anda var olan bir duruma karşı vücudun verdiği duygusal ve fizyolojik bir tepkidir. Anksiyete ise gelecekte olabilecek bir duruma karşı verdiğimiz duygusal ve fizyolojik bir tepkidir. Korku kısa süreli olmasına rağmen, anksiyete kalıcı ve süreklidir. Hem vücutta hem de yaşam tarzında ve davranışlar üzerinde ciddi olumsuz etkilere neden olur. Evden hiç çıkamamak, otobüse, uçağa binememek, insanlarla iletişime geçememek, kalabalık ortamlarda ya da kapalı alanda bulunamamak, sürekli sıkıntılı endişeli hissetmek gibi pek çok durumu beraberinde getirir.

Yaşadığımız kaygının psikolojik bir rahatsızlık boyutunda olup olmadığını anlamamız için bizi etkileyen stresli duruma karşı verdiğimiz tepkileri anlamamız gerekir.  Yerinde duramama, çarpıntı, terleme, titreme gibi fizyolojik belirtiler kaygılı durumlarda bize eşlik edebilirler ve bu tepkiler normaldir. Ancak kontrol edilemeyen sıkıntı, korku, endişe ve gerginlik hali ve tehlikeli bulunan stresli durumdan kaçma isteği anksiyete belirtileridir. Kişi günlük yaşamını etkileyecek, işlevselliğini azaltacak düzeyde bu belirtilerle uğraşır, bunların aşırılığının farkında olmasına rağmen düzeltemez.

Kaygı bozuklukları; yaygın anksiyete bozukluğu, özgül fobiler, takıntılar, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, panik bozukluk gibi çeşitlidir. Bir nesneye karşı bir kaygı geliştirileceği gibi, ölmek ya da bayılma korkusu gibi durumlara karşı da kaygı geliştirilebilir. Bunun yanında bir durum ya da nesneden bağımsız süreklilik gösteren bir kaygı, gerginlik ve endişe hali de olabilir. Tüm bu kaygı bozukluklarının ortak paydası aşırı bir uyarılma, aşırı ve uzun süren günlük yaşamını etkiler düzeyde tepkiler göstermektir.

Bazı ilaçların anksiyeteye yol açması, depresyona anksiyetenin eşlik edebileceği ihtimali, alkol ve madde kullanımı, kafein kullanımı veya nikotin yoksunluğu anksiyete belirtilerini tetikleyebilir. Bu nedenle yaşanılan belirtilerin hangi koşullarla birlikte ortaya çıktığına dikkat edilmelidir.

Yoğun kaygı yaşayan kişilerin bu kaygıları hangi durumlarda yaşadığını ve ne yaptıklarında kaygılarında azalma hissettiklerini tespit etmeleri gerekir. Tepkilerinin aşırılığının farkında olmaları ve bunun kendilerini yıprattığını görerek bu kaygıyı normal seviyeye çekme isteği bunu çözme adına önemli bir adım atmış olduklarını gösterir.  Kendilerine yönelik olumlu, özgüvenlerini arttıracak ifadeler kullanmaları, küçük gerçekleştirilebilir hedefler belirlemeleri bunları yavaş yavaş aşmalarını sağlayarak bu sürece katkı sağlayacaktır. Dikkati düzenlemek adına kitap okuma gibi aktiviteler yapmak kaygıyı azaltmak için önemlidir. Düzenli yemek yemek, uyumak, yürüyüş yapmak gibi bedeni rahatlatacak aktiviteler; bedensel belirtilerin düzene girmesini sağlayıp anksiyeteyi azaltmada yardımcı olabilir. Sosyal ortamlardan uzak durmamak insanlarla iletişimi arttırmakta bu süreçte önemlidir.

Unutulmamalıdır ki her insan belli düzeyde kaygı yaşar, bireyin psikososyal işlevlerini bozmadığı sürece bunu bir ruhsal sorun olarak adlandırmak yanlıştır. Ancak aşırı ve kişinin yaşamını etkiler düzeyde uzun süreli bir kaygıysa bir uzmandan yardım almak gereklidir.

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
1 ADET YORUM YAPILDI
Mehmet Turan Mayıs 27, 2019 / 15:55 Cevapla

Evet çok haklisiniz.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER