SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

“İKİ ÖĞÜN SAĞLIKLIDIR, ÜÇ ÖĞÜN HASTALIKTIR”

“İKİ ÖĞÜN SAĞLIKLIDIR, ÜÇ ÖĞÜN HASTALIKTIR”
Bu haber 24 Mayıs 2018 - 18:42 'de eklendi ve 195 kez görüntülendi.

Geçtiğimiz günlerde bir dizi etkinliğe katılmak üzere İlimizde bulunan Ünlü Kalp ve İç Hastalıkları Profesörü Canan Karatay gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Özellikle Ramazan ayında beslenme konusunda önemli uyarılarda bulanan Karatay, “Ramazan, iftar ve sahur olmak üzere iki öğündür. Zaten Karatay da iki öğün beslenin diye söylüyor. İbn-i Sina da zaten iki öğün beslenirdi, Hz. Muhammet de iki öğün beslenirdi. Çünkü insan vücudu iki öğün hazmetmeye, kullanmaya programlanmıştır. Sık sık yemek hastalık yapar. İbn-i Sina da iki öğün sağlıklıdır, üç öğün hastalıktır der.”diye konuştu.

 

 

Röportaj: Songül DURSUN

Yaptığı açıklamalar ile tıp dünyasını şaşırtan, gündemden düşmeyen, doğru bilinen yanlışları ortaya çıkarması ile ünlü İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, gazetemize özel bilgilendirmelerde bulundu. “Yiyecekleriniz ilaçlarınız olsun, ilaçlarınız yiyecekleriniz olsun. Sağlıklı yerseniz sağlıklı bedene ve sağlıklı ruha kavuşursunuz. Eğer bozuk fabrikasyon yerseniz, sağlığınız da beyniniz de gider.”diyen Prof. Dr. Karatay, Karatay diyeti hakkında da vakit sıkıntısı yüzünden bilgi veremediğinden dolayı Karatay Diyeti ile ilgili 7 tane kitap yazdığını, kitaplarının okunmasını tavsiye etti. Prof. Dr. Canan Karatay sorularımızı ise şöyle cevapladı:

Ramazan ayına yönelik beslenme önerileriniz olacak mı?

“İKİ ÖĞÜN SAĞLIKLIDIR, ÜÇ ÖĞÜN HASTALIKTIR”

Tabii ki. Ramazan, iftar ve sahur olmak üzere iki öğündür. Zaten Karatay da iki öğün beslenin diye söylüyor. İbn-i Sina da zaten iki öğün beslenirdi, Hz. Muhammet de iki öğün beslenirdi. Çünkü insan vücudu iki öğün hazmetmeye, kullanmaya programlanmıştır. Sık sık yemek hastalık yapar. İbn-i Sina da iki öğün sağlıklıdır, üç öğün hastalıktır der. Sahur çok önemlidir. Kahvaltı sayılır. Kahvaltı 24 saat içinde en önemli öğündür. Sahurda sağlıklı doğal olan köy yumurtası, köy tereyağı, köy peyniri istediğiniz kadar bol bol yiyebilirsiniz. Tabi ki su içmeniz çok önemli. Çünkü yaz aylarında 12-18-16 saat sürecek olan oruçta esas sıkıntı olan susuzluktur. İftara doğru baş ağrısının olmasının sebebi de susuzluktur ve tuzsuzluktur. O bakımdan bol bol su içip vücudun hazırlanması lazım. Optimal su seviyesine hücrelerimizin getirilmesi lazım… Sahurda ayrıca istediğiniz kadar şekersiz olmak suretiyle çay içilebilir, süt, ayran, kahve içilebilir. Ama kesinlikle şekerli su, meyve suyu içilmemesi lazım… Sahurda tabiî ki sevdiğimiz bir çorba da içilebilir. Elazığ’ın yoğurtlu döğme çorbası da soğuk olarak yenilebilir. Bu yemeklerin tarifi de benim kitabımda var. Okuyucular oradan da faydalanabilirler.

Çocuklarda görülen obezite gün geçtikçe artıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

“OBEZİTE ÇOCUKLARIN KISIRLIK SEBEBİDİR”

Çocuklardaki obezitenin sebebi hazır yiyeceklerdir. Çocuklardaki obezite en tehlikeli sağlık sorunudur, salgın halindedir. Çocuklardaki obezitenin sebebi hazır gıdalarda, yiyeceklerde, şekerlerde, içeceklerde, soğuk sıkılmış meyve sularında, şekerli gazlı içeceklerde ve de fabrikada yapılan pakete girmiş her türlü yiyecekte mısır şurubu şekerinin bulunmasıdır, nişasta bazlı şekerin bulunmasıdır. Fabrikadan gelen tuzlu bisküvilerde,  pastanelerde yapılan tuzlu bisküvilerde dahi mısır şurubu şekeri vardır. Dondurmalarda da mısır şurubu şekeri vardır. Mümkün olduğu kadar bunlardan uzak durmamız lazım. Bunlar çocuklarımızın karaciğerini yağlandırıyor. 9 yaşında, 12 yaşındaki çocukların karaciğeri yağlı. Karaciğerin yağlı olması demek vücuttaki yağ miktarının artması demektir. Bu da östrojeni arttırır ve erkek ve kız çocuklarının kısır olmasının sebebidir.

“Tıp bir bilim değil sanattır”demiştiniz. Bu konuyu biraz açabilir misiniz?

“HASTALIKLAR DEĞİL İNSAN VÜCUDUNUN NASIL ÇALIŞTIĞI ANLATILACAK”

Tıp bir sanattır. Öyle bir sanattır ki objesi insan olan tek sanattır. Yani merkezinde insan vardır, hedefinde insan vardır, insanın sağlığı vardır. Hastalıklar yoktur. Hastalıklar anlatılmayacak. İnsanın vücudunun nasıl çalıştığı anlatılacak. Ben onu yapmaya çalışıyorum.18. Yüzyılda ünlü bir bilim adamı der ki “tıp bir sanattır”, kişiyi oyalar o oyalama sırasında vücut kendini toparlar. Çünkü insan organizması, hayvan organizması kendini meşakkatlere karşı, doğaya karşı, mikroplara, virüslere, mantarlara karşı koruma ile programlanmıştır. Sizin benim korumamıza ihtiyacı yoktur. O korumayı sağlayabilmesi için imkân sağlamak bizim elimizdedir.

Su ne zaman tüketmeliyiz? Yemeklerden önce mi yemeklerden sonra mı?

Su çok önemlidir. İnsan vücudunda yüzde 60 su vardır. 24 saat içinde vücudunuza yeterli suyungirmesi lazımdır. Ne zaman içerseniz için yalnız yemek sırasında içmeyin. Yeterli suyu aldığınızın en önemli, göstergesi sabah idrarınızın açık renk olmasıdır.

Neden üç beyazdan kaçınılması gerektiği hakkında sürekli uyarılarda bulunuyorsunuz?

“ŞEKER HASTALIĞI, TÜM DÜNYADA KALP PROFESÖRLERİNİN EN BÜYÜK KÂBUSU”

Bağırsak florasını yok eden üç beyaz: rafine olmuş toz şeker, rafine olmuş tuz ve rafine olmuş un… Fabrikadançıkan her şey doğallığını bozmuştur. Saf beyaz ve öldürücüdür. Neden? Rafine olduğu için. Özellikle mısır şurubu şekerinin beyaz toz şekerden 7 kat daha vücut için karaciğer için toksik olduğu söylenmektedir. Yediğimiz her türlü şekerler, içecekler, her türlü unla, şekerli şekersiz her türlü gazlı içecekler vücudumuza girdiği anda kan şekerimizi yükseltir. Şeker dolaşıma girdiği vakit toksiktir. Bütün hücreleri harap eder. Vücut kendi korumasını almıştır. Buna zaten programlanmıştır, Hücreler bozulmasın diye pankreastan insülin hormonu salgılar. İnsülin hormonu yükselen kan şekerini hemen trigliserid denen yağa çevirir ve vücutta karaciğere, göbeğe,kalçalara, gırtlağa, küçük dile, prostata v.s gönderir.  Hedefi zehir olan şekerin dolaşımdan uzaklaşmasıdır. Hücresel düzeyde daha biz hiçbir şeyi fark etmeden bu bozuklukların başlamasının sebebidir. Bütün hastalıkların temelinde karaciğer yağlanması, alzaimer hastalığı, Parkinson, kanserler, obezite, şeker hastalığı şeker metabolizması bozukluğu yatar.Şeker hastalığı tüm dünyada kalp profesörlerinin en büyük kabusu olarak kabul edilmektedir.

“KAYA TUZU EN SAĞLIKLI MİNERALDİR”

Kaya tuzu en sağlıklı mineraldir. Bilhassa mağaralardan çıkan kaya tuzu çevre kirlenmesine maruz kalmamış, rafine olmamış, ek kimyasal içermemektedir. İnsan vücudunun 92 minerale ihtiyacı vardır. 92 mineralin 84 ü bu kristal kaya tuzunda doğal olarak bulunmaktadır. Kaya tuzu tansiyonu yükseltmez, ödem yapmaz, sodyum klorürü azdır. Diğer minerallerle beraber bulunduğu için sağlıklıdır. Sofra tuzu ise endüstride kullanmak için içine kimyasallar eklenmiştir, endüstri için saflaştırılmıştır. Saflaştırılmasının dışında ağartıcı maddeler ekleniyor. Soframıza gelen tuzda da alüminyum silikat, alüminyum hidroksit ekleniyor akışkanlığı olsun diye bir deiçine işlenmiş iyot ekleniyor. Sağlıklı olmuyor o da…  Ekmek kutsal değil mi? Modern buğday ekmeğinin kan şekerini çok aşırı yükselttiği gösterildi. Modern buğdayda 23 bin türlü glüten bulunmaktadır. Bunlar insan vücuduna yabancı olan proteinlerdir. Türkiye’deki en büyük zararı çok aşırı tükettiğimiz için iştahı arttırır. Lektin denilen bir glüten içerir ve bağırsak hücrelerini parçalar. Eğer kabızlığınız varsa şişkinliğiniz varsa bu ekmekler, bu proteinler bağırsaklarınızı bozmaya başlar. Bağırsaklar bozulduğu zaman sağlıklı yesek dahi tam hazım olmaz. Otoimmün hastalıkların temeli atılmış olur. Buğday proteinleri, şeker, soya, şekerler, trans yağlardan uzak durursak hiçbir şeyimiz kalmaz. Doğada 30 türlü yağ vardır. İnsan vücuduna zararlı olan iki türlü yağ vardır. Biri trigliseridler ve diğeri de trans yağlardır yani fabrikadan çıkan her üründe bulunan yağlardır. Margarin, kızartma yanma sonucu yemeklerde meydana gelen yağlardır. Yani bu yağları vücudumuza sokmazsak sağlığımızı korumuş oluruz. Yıllardan beri söylüyorum kolesterol hiçbir zaman zararlı değildir.

Şeker yüksekliği ne gibi hastalıklara davetiye çıkarıyor?

“SALGIN OLAN HİÇBİR HASTALIK GENETİK OLAMAZ”

İnsülimizi yükseltmeyeceğiz. İnsülin yükseldiği vakit vücuttaki bütün hormonaldenge altüst oluyor. 3 yaşından, 12 yaşından itibaren vücutta hastalıklar başlıyor,metabolik bozukluk başlıyor.Genç yaşta ve ileri yaşlarda çıkan hastalıkların temelinde insülin ve şeker yüksekliği yatar. Felç, beyin içi basınç yüksekliği hastalığı, katarakt, kalp akciğer karaciğer pankreas tüm mide ve bağırsak hastalıkları,cilt hastalıkları, hormonal dengesizlikler,deri kuruluğu, şeker hastalığı, kanserler, gut hastalığı şeker metabolizması bozukluğuna bağlıdır. Gut hastalığı protein yemekten değil, yumurta yemekten, kırmızı et yemekten değil şeker yüksekliğinden şeker metabolizması bozukluğuna bağlıdır. Gut hastalığı vücutta şeker zehirlenmesinin en önemli belirtisinden biridir. Bunların hiçbiri genetik değildir, geçirilebilir hastalıklardır. Dünya Sağlık Örgütünün de söylediğine göre Son 20-25 yıl içerisinde bir obezite salgını var, bir kalp krizi felç salgını var, bir kanser salgını var. Salgın olan hiçbir hastalık genetik olamaz.  Onun için ailemde alzaimer hastalığı var siz de olacaksınız, ailemde meme kanseri var siz de olacaksınız, şeker hastalığı var siz de de olacak diye bir şey yok. Bunların hepsi sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme, doğal beslenme olursa bu hastalıkların önlenebildiği gösterildi. Halkımızı umutsuzluğa sürüklemeyeceğiz. Herşey düzelebilir ve bunu düzeltmek doktorların elinde değil, sizlerin kendi elinizde ve bunun düzelebileceğine inanacaksınız ve yapacaksınız hiçbirşeyiniz kalmıyor. Bu saydığım hastalıkların hiçbiri ilaç eksikliğinden değil, ilaç yetersizliğinden değil vücudun hücresel düzeyde bozulmasından kaynaklanıyor. Düzelir mi; düzeliyor.

Okuyucularımıza ne gibi önerileriniz olacak?

Dengeli, sağlıklı, doğal yiyecekler yiyeceğiz. Doğal köy tereyağı doğal soğuk sıkım zeytinyağı, doğal omega 3, yağlı kuzu eti, kırmızı eti yağı ile birlikte faydalı proteinin faydası katlanır. Serbest gezen köy tavuğu ve yumurtası, tam yağlı yoğurt, tam yağlı kaya tuzlu peynir, yağlı balıklar, karbonhidratlar da doğal olacak yani rafine olmayacak. En sağlıklı şey kelle paçadır, içinde bütün bu söylediklerimiz var. Kemik ağrılarına, eklem ağrılarına iyi gelir, bağışıklık sistemini güçlendirir en güçlü kolajendir. Ayrıca kemik suyu çok önemlidir. İbn-i Sina diyor ki turp yemeseniz bile turp yetişen bir tarladan geçseniz sağlığınıza kavuşursunuz. Fıstık yerseniz fıstık gibi olursunuz. İlkokulda yerli malı haftasında Fındık fıstık çıtır çıtır hem kan yapar hem ısıtır. Şiirini okurduk. Ben güzeli fındık ile beslerim diye şarkılara bile konu olmuştur. Yaş ilerledikçe hareketin ona paralel artması gerekir. Ama biz ne yapıyoruz. Yaşınız ileri gidin kenarda oturun diyoruz. Ama tam tersi olmalıdır. Bunu İbn-i Sina diyor. Hipokrat ise uzun yol yürüyen uzun yaşar diyor. Uzun yol yürüyün ki uzun yaşayasınız diyor. Sağlıkla kalın.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER