SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Cem Bayındır
Cem Bayındır

HOŞGÖRÜ

HOŞGÖRÜ
Bu haber 09 Eylül 2019 - 8:59 'de eklendi.

-Sen sana ne sanırsan
Ayruğa da onu san
Dört kitabın manası
Budur işte var ise-

(Yunus Emre 13.yy)

***

Orta Doğu toplumlarının din anlayışı; toplumsal yaşam, kadının toplum içindeki yeri, akıl ve bilgiye verdiği yüksek değer, temizlik, kültürel doku, konukseverlik, öteki inançlara saygı ve en önemlisi vicdanlı olmak gibi eski Türk ve Anadolu gelenekleriyle harmanlanmış bu toprakların inanç anlayışıyla çok ayrımlılık içerir.

Belirttiğimiz gibi bu toprakların din anlayışı bağnazlıktan uzaktır, kişinin vicdanı da tıpkı dinsel bir değer gibi önem taşır.

Bağnazlık ya da hoşgörüsüzlük yalnız inançta, dinde değil, bilimde, eğitimde, hukukta, siyasette, ekonomide, sanatta, mimarlıkta, edebiyatta, müzikte, sporda ve tüm düşünsel alanlarda nereye girmişse orayı yok etmiş, özünü tüketmiş bir düşünce biçimidir.

Oysa Anadolu hoşgörünün beşiğidir. Bunun ilk örneklerini Ahmed Yesevi’de görürüz.

Ahmed Yesevi, kaynağını Orta Asya ve Türklükten alan, geniş ölçüde tasavvufsal renk taşıyan bir anlayışa sahiptir ve tarihin her döneminde, ırkçı ve mezhepçi dayatmalardan uzak, engin hoşgörünün simgesi olmuştur.

Hoşgörünün ilk önemli adlarından Ahmed  Yesevi, izdeşleri (müritleri) yoluyla Anadolu’nun Türkleşmesine katkıda bulunmuş bir öğretmen olup, kaynaklarda “dar-ı çeç üstünde namazını kılan” diye betimlenir.

Söylenceye (efsane) göre Yesevi, izdeşlerine onay (icazet) verip de yollamadan önce bir sınav (imtihan) yaparmış. Bu sınav dar-ı çeç (arpa, buğday gibi toplanıp yığılmış tahıl) üstünde namaz kılmayı gerektirirmiş.

Bu sınavı kazanan öğrenciler, havaya attıkları tahılları boşlukta namazlık (seccade) biçiminde durdururlar, üstünde namazlarını kılar, sonra da Anadolu’ya gönderilirlermiş.

Yesevi’nin ölümünden sonra Hacı Bektaş Veli de Anadolu Türklüğünün kuruluş dönemindeki insancıllığa, hoşgörüye, evrenselliğe rehber olmuş bir ermiştir.

Söylence bu ya, Hacı Bektaş bir güvercin kılığına girer ve Horasan’dan Anadolu’ya uçar.

Onu gören Karadonlu Can Baba adında biri hemen bir şahin olur ve göğe fırlar. Güvercin, tam yakalanacakken insana dönüşüp şahini boğazından yakalayınca şahin: “İnsan insana zulmeder mi?” diye sorar. Hacı Bektaş Veli: “Ben Anadolu’ya gelirken, bulabildiğim en masum canlının kılığına girdim. Güvercinden daha masumunu bulsaydım o kılığa girerdim. Zulmeden şahin midir, güvercin mi, sen mi, ben mi?” der.

Yine derler ki, Molla Kasım diye sözü geçer bir din bilgininin eline Koca Yunus’un şiirleri geçmiş. O da bir derenin kıyısında oturup onları okumaya başlamış, okuduğu bin şiiri din dışı bularak suya atmış, ardından öteki bin şiiri de yine din dışı bulup yakmış, elde kalanları okumaya başlar başlamaz gözüne çarpan,

“Derviş Yunus bu sözü / Eğri büğrü söyleme / Seni sîgaya çeker / Bir Molla Kasım gelir.” Sözlerini görünce, şaşıran, yaptığından ve düşündüklerinden utanç duyup, ağlamaya başlayan Molla Kasım, Yunus’un kalan şiirlerini yere koyup secdeye kapanmış, gün batımına yakın kendinden geçmiş yatarken, düş ile gerçeklik arasında bir ses duymuş:

“Üzülme Molla! Onun şiirlerinin bini yerdeki, bini de gökteki yaratılanlar içindir. Tanrı binini suda balıklar, binini de gökte melekler okusun istedi! Kalanlar insanoğluna yeter!”

İşte, Yunus Emre, Ahi Evran, Hacı Bektaş Veli, Geyikli Baba ve Şeyh Edebali Anadolu Türklüğünün gerçek ruhunu ve temel felsefesini oluşturmuşlardır.

Bizde Cumhuriyetin kurulmasından bu yana yayılmacı güçlerin (emperyalist) hem dinsel hem etnik ayaklandırma, bölme çabalarına; yine, 16. yy’dan bu yana hep var olan tutucu anlayışın Orta Doğululaştırma (Araplaştırma) özlemine ve son 60-70 yıldır da “hoşgörü”yü yadsıyan yaklaşım, ayrıştırıcı dile karşın, iç savaş, iç karışıklık denebilecek büyük bir yıkımın yaşanmamasının nedenini de bu “hoşgörü”de aramak gerekir.

Anadolu üzerindeki tüm kıyımlar, kardeş kavgaları Orta Doğu’dan yayılan tekfirci düşünce (kendi gibi olmayan herkesi dinsiz, zındık görme anlayışı) ve Cahiliye dönemi Arap geleneklerinin, bu topraklara “din” diye yansıtılmasından kaynaklanmıştır.

Orta Doğu toplumlarında örneği olmayan Şeyh Bedreddin, Mevlana Celaleddin, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Geyikli Baba, Nasreddin Hoca, Pir Sultan Abdal, Nesimi, Akşemseddin gibi bilgeler bu hoşgörünün, bu inanç felsefesinin temel adlarıdır.

Bilinmelidir ki, kıtalara yayılan fetihleri yapan ve bir dünya (cihan) imparatorluğunun doğmasına yol açan etken, silah, kılıç, bilek ve yürek gücü denli, bu adların yaydığı, taşıdığı, bu evrensel, kültürel ve insansal düşüncedir.

Yazımı XIV. yüzyılın ünlü ozanı Aşık Paşa’nın eşsiz Türkçesiyle yazdığı şiirinden bir bölümle tamamlamak isterim:

“Her kim bana ağyar ise
Hak Tanrı yâr olsun ona
Her kancaru varır ise
Bağ u bahâr olsun ona”

Ayruk: Başkası, başkaları / Ağyar: Yabancı, düşman / Kancaru: Nereye /Ağu: Zehir / Şehd ü şeker: Bal ve şeker / Müşkil: Çetin, güç /Erer: Kavuşmak, ermek / Dirlik: Yaşam, sağlık / Har olmak: Yanmak, harcanmak / Zâr olmak: Ağlayıp inlemek /Nisar: Saçılmak / Hicap: Utanmak

Kaynakça:

1- Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk -Kuran’daki İslam, Yeni Boyut Yay. 1997,
2- Ömer Zülfü Livaneli- Princeton Üniversitesi Anadolu Konferansı, 2001,
3- İlhan Selçuk-Cumhuriyet gazetesi 08.06.1998,
4- Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı- Büyük Osmanlı Tarihi, TTK Yay. 1995,
5- Prof. Dr. Cemal Kafadar -Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken, Metis Yay. 2009,
6- Prof. Dr. Cemal Kafadar- Osmanlı Kuruluş, Toplum-Devlet (http://ikincikosu.blogspot.com.tr/…/osmanl-kurulus-toplum-d…)
7- Ord. Prof. Dr. Halil İnalcık- Devleti Aliye 1. Cilt. İş Bankası Kültür Yay. 2016,
8- Ord. Prof. Dr. Halil İnalcık-Kuruluş Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak, Hayy Kitap 2010,
9- Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak-Türk Sufiliğine Bakışlar, İletişim Yay. 2016,
10- Kemal Tahir-Devlet Ana 1996 yılı, Tekin Yayınevi.

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER