SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Gıyasettin Dağ
Gıyasettin Dağ

“Harput’ta Bir Amerikalı”

“Harput’ta Bir Amerikalı”
Bu haber 12 Eylül 2018 - 10:05 'de eklendi ve 46 kez görüntülendi.

“Harput’ta Bir Amerikalı” Cevat Fehmi Başkut’un en önemli ve bilinen eserlerinden biridir. Yazar 1900’lü yıllarda Harput’tan ve Türkiye’den Amerika’ya olan göçü anlattığı eserinde, o dönemlerde had safhaya ulaşan “batı hayranlığını” yarı şaka yarı ciddi hicvetmektedir. Ancak bizim için kıymetli olan tarafı Harput’a dair düşünce ve görüşleridir.

Cevat Fehmi Başkut, kitabını tanıtmak için yazdığı bir yazıda o dönemi şöyle tasvir eder, “Harput ve Harputlunun trajik hikâyesi ülkenin tamamını ilgilendiren güç ve bir o kadarda komik bir durumdur”.

Merhum Başkut eserinin odak noktasını Harput olarak seçmesini ve oyunda geçen olayların Harput’ta cereyan etmesini şu cümlelerle açıklar, “Harput’ta üzerimde derin tesirler bırakan birkaç gün geçirdim. Coğrafyanın ve iktisat kaidelerinin ölüme mahkûm ettiği bir şehrin son nefesine yetişmiş olmanın kederini yaşadım. Harput’un mazide kalmış altın devirlerinin hikâyelerini dinlerken gözlerim yaşardı. Onun unutkan evlatlarının vefasızlıklarını dinleyerek yüreğim sızladı. Oturup gördüklerimi ve duyduklarımı bir araya topladım. Fakat bunları naklederken bir komedi yazarı olduğumu da unutmadım…”

Harput’un yıkılıp yok olduğu, mezraya ciddi bir göçün yaşandığı geçen yüzyılın başındaki hadiselere değindiği ve Harput’un neden bu hale geldiğinin anlaşılmasına katkı sağladığı için önemli ve kayda değer bir çalışmadır.

Bilindiği gibi geçen yüzyılın başından itibaren gerek misyonerlerin çalışma ve çabaları ile gerekse de işsizlik ve fakirlik nedeniyle Harput’tan Amerika’ya önemli oranda bir Türk işçi göçü yaşanmıştır. İlginç hikâyelerin olduğu bu göçler henüz yeterince araştırılmış yâda üzerinde durulmuş bir konu değildir.

Harput’tan Amerika’ya ulaşan ve yerleşen işçilerin hayatları, çocukları, torunları, sosyal ve iktisadi yaşamları ve Türkiye deki akrabaları ile olan irtibatları, ülkemizin birinci cihan harbinde ve sonrasında yaşadıkları sorunları aşmak için yaptıkları yardım ve sosyal faaliyetler gibi birçok boyutları ilginç bir belgesel ve kitap konusu olabilecek niteliktedir. İşte Başkut eserinde göçlerle başlayan bu trajediyi biraz dram, biraz da komedi tadında anlatmaktadır.

Eserin başkahramanı yıllar önce Türkiye’de bırakıp ayrıldığı kardeşini aramak için yeniden Harput’a dönen ve bu dönüşüyle medyada büyük ilgi uyandıran Amerikalı milyoner Abraham Maderus’tur.

Abraham Maderus’un Türkiye’ye dönmesinin ardından “gerçek” kardeşini bulmak üzere Harput’a gelir ve oyunun ikinci perdesi tamamen Harput Belediyesi salonunda geçer. Oyunu bu bölümünden itibaren o dönemde dağılan ve yaşama mücadelesi veren Harput’un da bir dramıdıdır adeta…

Abraham uzun uzun “kardeş adaylarını” değerlendirir, gerçek kardeşini arar. Bu arada tımarhaneden kaçan İbrahim Müderrisoğlu da gelir ve kendisine komiser süsü vererek bütün adayların yalanlarını ortaya çıkarır. Ancak jandarma gelip kendisini geri götürecek olurken İbrahim Müderrisoğlu’nun konuştukları Harput’un adeta son nefeste söyledikleridir. “…Duyduk ki sen Amerika’da büyük bir zengin olmuşsun ve adını bile değiştirmişsin, anam sana üzüldüğü için ince hastalığa tutulup öldü. Milyoner kardeşim sen o zaman neredeydin. Harput çöküyordu. Dükkânım işlemez oldu. İşsiz kaldım hamallık, ırgatlık, rençberlik ettim milyoner kardeşim sen o zaman neredeydin? Şu şehrin haline bak, biz bu Harput’un sokaklarında gözlerimizi açtık. Şu taşlar üzerinde zıp zıp oynadık, arkadaki düzlükte uçurtma uçurduk… Sen ise milyonlarla uğraştın şimdi ne yapabilirsin bana bu şehri geri verebilir misin?”

Yazar, yine uzun cümleler halinde Harput’un neden bu hale geldiğini anlatırken coğrafyadan ve ekonomik sorunlardan kaynaklanan olumsuzluklara da parmak basmaktadır. Harput’un bu hale gelmesinin sebeplerinden biri de kervan sahiplerinin ve arabacıların mal taşırken Elazığ’a ayrı, Harput’a ayrı tarife uygulamalarıdır.

İhtiyar Belediye Başkanının ağzından bir Harput değerlendirmesi de yapan yazar, o günleri şöyle anlatır, “50 sene evvelini hatırlıyorum da 40 bin nüfus, 8-10 bin hane, camiler, medreseler, hanlar, hamamlar… Mutasarrıflıktı o zamanlar Harput… Şimdi hatır için nahiye olarak bakıyorlar, 50-60 ev, 200-250 nüfus…”

“Harput öldü, havaya uçtu. Sanırsınız bir cehennem ateşi ile taşları bile yandı ve külleri göğe yükseldi. Buradan aşağıya Elazığ’a gidenler evlerini de yıktılar taşlarını dahi taşıdılar. Nüfusun yüzde yirmisi de Amerika’ya göç etti. İçlerinden “ah vatanım” deyip geri dönenler bile Harput’ta kalamadılar ve Elazığ’a taşındılar. Bu bir faciadır. Harput’un bu gün uğradığı zarar on atom bombası etkisindedir”. Yazar bir başka yerde Amerika’ya göçe vurgu yaparken de böyle demektedir.

Belediye Başkanı ve Kâtibin ağzından Harput’u anlatmaya devam eden yazara göre Harput’un dünya ile bağlantısı “dört beş gün” gecikmelidir. Harput’a gazeteler bile bir hafta sonra gelmektedir. Harput’un ne ezeli ne de ebedi bir yer olmadığını, şu anda “mezarlıklar kenti” olduğunu söylemektedir.

Yazar, eserinin son bölümünde ise Harput’un “kurtarılabilmesi” için mesajlar vermektedir. Hikâyenin kahramanlarından Necmettin’in öncülüğünde kahramanlarımız Harput’a bir “otel” kurarak işletmeye başlarlar. Bu durum yıllardır Harput’tan ümitlerini kesen Belediye Başkanı için duygularını tutamayıp gözlerinden yaşların süzülmesine neden olmuştur.

Harput’ta Bir Amerikalı – Cevat Fehmi Başkut

İnkılap Kitabevi

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER