SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu

GÜVEN ADASI OLABİLMEK- II

GÜVEN ADASI OLABİLMEK- II
Bu haber 11 Ocak 2020 - 8:55 'de eklendi.

Peki bu kitaplar neyi geliştiriyor veya bu sistem gerçekte neye hizmet ediyor?

Filmlerde, dizilerde başarılı iş adamları, onların hayatları, arabaları, evlilik dışı ilişkileri, saatleri, pahalı cep telefonları, içkileri, partileri…

Amaç ne?

Özenti yaratmak! Dikkat edin tüm senaryolardaki insanlar genç, mutlu ve varlık içinde yüzüyorlar. Toplumdaki varlıkları % 1 oranında. Toplumun geri kalan % 99’u  “kaybeden”, sıradan işlerde, sıradan hayatlar yaşayan, günlük telaşlarda hayatlarını erteleyen ve en önemlisi de kendilerine borçlu kalan insanlar.

Tam da bu noktada “Ben nasıl onlar gibi olabilirim?” mücadelesi başlıyor ve onlara nasıl başaracaklarını anlatan sihirli formüller devreye giriyor. Krem sürerek güzelleşeceklerine, kitap okuyarak başaracaklarına inanan insanlara mucizevi seminerler yapılıyor, kitaplar satılıyor. Seminerlerde de, kitaplarda da, reklamı yapılan ürünlerde de her şey pozitif enerji üzerine kurulu.

Oysa seminerden çıktığında ya da kitabı kapattığında dönüp bakıyorsunuz, hayatın içinde mutluluk olduğu kadar mutsuzluk da var; sevinç olduğu kadar gözyaşı da var. Ama hayatın olumsuz kısmının üstü örtülüyor ve hep bir mutluluk hormonu salgılanıyor bu sistemde.

Lütfen bir süpermarkete gittiğinizde aklınızda bulunsun.

Çocuk bezlerinin satıldığı reyona gidin. Üzerinde bin bebekten birinin olabileceği kadar güzel bebekler ve yüz bin anneden birinin olabileceği kadar güzel genç anneler birbirlerine sarılmış gülmüyorlar mı?

Şimdi de tezgâhın alt köşe raflarına bakın, orda da yetişkin bezleri var. Ama onun üzerinde altını bağlamak zorunda kalacağınız, yaşlı bitkin adamın, kadının resmi yok, Neden sizce? Her bebeğin girdiği evde bir tane de o yaşlıdan olamaz mı?

Numaraları bu işte.

Filmlerde, kitaplarda, gazetelerde o yaşlı insanlar var mı, yok maalesef. Olacaklar mı, hayır! Çünkü hedef belli.

Her şey kendinden, hayatından memnun olmaman; başka biri olmak istemen üzerine kurulu. Modellediğin adam, kadın gibi olmak, onun gibi giyinmek, saçını onun gibi boyatmak, onun gibi içmek ve hep markaları konuşmak.

Hayatından tatmin duyan, kendinden memnun birisi çılgınca satın alır her şeyi kolayca tüketir mi?

Asgari ücretle geçinen, çocuğunun ayağında ayakkabısı olmayan ama elinde aylık maaşının beş katı telefon kullanan bir zihni tarife kelimeleriniz yetiyor mu? Benimki yetmiyor maalesef.

Bakın ülkemizdeki anti-depresan ilaçların son yıllarda anbiyotikleri bile sollayan satış grafiğine ne demek istediğimi daha net anlarsınız.

Peki tüm bunları alt alta topladığınızda amaç ne?

İkiz kulelere saldırdıklarında, başkan Bush “Bu Amerikan yaşam biçimine bir saldırıdır” demişti. Çok ilginç bir cümle değil mi? Ülkeme, yurduma, insanıma demiyor; “Amerikan yaşam biçimine” diyor. Gelecekteki sistemi neyin üzerine kuracakları belli mi, bence belli.

Bu ülke her üç dakikada bir, bir kadına tecavüz edilen bir ülke. Her dört saniyede bir suç işleniyor. Geceleri kimse sokağa çıkamıyor. Zencilerin nasıl aşağılandığını görsek inanamayız ama dünyaya “Yaşam biçimi” satıyorlar.

Yaşam biçimi dedikleri şey ne? Tek kültür oluşturma sevdası.

“İmkân mı imtihan mı” başlıklı yazımda sosyal medya için harcanan milyar dolarların bu amaca nasıl hizmet ettiğini istatistiki verilerle açıklamıştım.

Bütün sistem bunun üzerine kurulu. Dünyada 1,5 milyar aç, 640 milyon evsiz insan varken yaşı henüz 236 olan İngiliz müsveddesi ABD’nin 350 milyar dolar dış gelir fazlasının yarısı bilgi teknolojilerinden, windows falan, diğer yarısı silah satışından geliyor. Eğer geniş çaplı savaşlar olmazsa, bu geliri kaybedecekler. Afganistan ve Irak’ın işgali olmasa, ekonomilerinin zora gireceğini tüm ekonomistler söylüyor.

Anımsıyorum, New Orleans’ta bir kasırga yaşadılar, herkes birbirinin evini dükkânını yağmaladı. Durduramadılar, insanları vurdular yağmayı durdurmak için. Bugün bizde Allah korusun öyle bir şey olsa, herkes birbirine yardım eder. Biri hastalansa herkes çorba götürür. Çünkü bizi biz yapan değerlerimiz ne olursa olsun ne yaşarsak yaşayalım halen diri çünkü birçok insanımızda.

“Kişisel Gelişim” süsü altında bencilliğe giden yolun haritasını çizip kendine mahkum eden bu zihniyet ile vereceğim tek örnek asıl gelişim hamlesinin “üstün ırk” paranoyasından kaynaklı olduğunu bir kez daha gözler önüne serecek nitelikte;

Sudan’da, tüm Afrika’ya AIDS ilaçlarının jenerik ilaçlarını imal eden bir ilaç fabrikası vardı. Bugün Afrika’nın üçte biri AIDS’li çünkü. Müthiş pahalı ilaçları alma ihtimalleri yok; zira yiyecek ekmekleri yok, AIDS ilacını nasıl alsın?

Sudan’daki fabrika RobinHood gibi tüm Afrika’nın ilaç ihtiyacını karşılıyordu. ABD hükümeti açıklama yaptı: “Burası bir kimyasal silah üretim merkezidir.” Bunun üzerine Sudan hükümeti fabrikayı aynı gün herkesin kontrolüne açtı. Gazeteciler, silah uzmanları fabrikayı gezdiler ve rapor verdiler. “Burada kimyasal silah üretimi yapılamaz” diye. Sudan hükümeti açıklama yaptı: “Burada üretilen ilaçlara Afrika’nın çok ihtiyacı var. Fabrikamız Birleşmiş Milletler uzmanlarının denetiminde çalışabilir” diye. Amerikalılar işin sarpa sardığını görünce, ABD uçakları bir gecede fabrikayı yok ettiler.

Ez cümle sevgili dostlar okuyacağımız kitapların, izleyeceğimiz filmlerin, dinleyeceğimiz şarkıların bile başkaları tarafından kumanda edildiği bir sistemin içinde “Kişisel gelişim” safsatasına para harcamayın ve bilin ki siz bir başkasına benzediğiniz kadar değil, kendiniz olduğunuz kadar mutlu olacaksınız. Bencillik çukuru içinde debelenerek değil yaratılmışa sahip çıktıkça, var olanı onunla paylaştıkça huzurun eşsiz tadını yudumlayacaksınız.

Atın kendinizi bir Çocuk Esirgeme Kurumuna veya bir yoksulun, düşmüşün, yaşlının, yalnızın, yolda kalmışın yanına. Paylaşın derdini, giderin sıkıntısını. O an yanağınıza konacak sıcak bir öpücük, gönüllerdeki gülümseme, davranışlardaki samimiyet sizi “Kişisel olarak” çok geliştirecektir emin olun.

Müebbet muhabbetle…

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
1 ADET YORUM YAPILDI
Mehmet Şükrü Baş Ocak 14, 2020 / 09:54 Cevapla

Tebrik ederim üstadım muhteşem tespitler.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER