SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
M. Fikret Yılmaz
M. Fikret Yılmaz

GÖNLÜMÜZÜ, DİLİMİZİ GELECEĞE TAŞIYAN OZANLARIMIZ-1-

GÖNLÜMÜZÜ, DİLİMİZİ GELECEĞE TAŞIYAN OZANLARIMIZ-1-
Bu haber 08 Ağustos 2018 - 10:05 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

Açık Pencere

 AŞIK VEYSEL

“Elinde sazı var dut dalından

Bir karagün dostu tutmuş elinden

Dağlar taşlar hoşnut kalmış dilinden

Yol verin ağalar, yol verin beyler

Bu gelene Veysel derler.”

Aşık Veysel’i Ünlü şairimiz Bedri Rahmi Eyüboğlu böyle tanıtır. 1930’lu 1940’lı yıllarda,  genç Cumhuriyet‘imizin halk kültürünün gelişmesine, dilimizin zenginliklerinin ortaya çıkarılmasına önem verdiği yıllardır. Okuma yazma, folklor el sanatları gibi önemli çalışmalar yeni kurulmuş olan Halkevleri tarafından yürütülür.  Bu kapsamda Sivas İl’inde her yıl Aşıklar Bayramı düzenlenir. İşte Veysel’in hikayesi böyle başlar.

O yıllar, 2. Dünya savaşının Avrupa’yı kasıp kavurduğu; ülkemizde açlığın, yoksulluğun, hastalığın, çaresizliğin ve özellikle cahilliğin kol gezdiği yıllardır. Bütün bunlara rağmen, dilimizin güzelliğini, toplumun ortak dertlerini, tutkularını dilden dile aktaran halk ozanlarımız sazları ellerinde diyar diyar gezerek kültür zenginliğimizi yaşatmayı sürdürmüşlerdir.

Para yok, maaş yok, sadece gittikleri köyde, kentte saz çalıp verilen yardımlarla  yoksulluk içinde yaşarlar. Halk ozanlarının içerisinde bulunduğu durumu yine aynı yörede yaşamış olan Aşık Ruhsati :

“Bir berbere vardım tıraş olmaya

Parasız olduğum biliyor usta.

Senin başın kıllı imiş zor diye

Gönülsüz gönülsüz geliyor usta”

Deyişi ile dillendirmiştir.

Aynı topraklarda Aşık Veysel’den önce yaşamış değerli bir halk ozanı olan Serdari ise duygularını:

“Nesini söyleyim canım efendim,

Gayri düzen tutmaz telimiz bizim

Arzuhal eylesem deftere sığmaz

Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim.”

Deyişi ile ortaya koymuştur.

Aşık Veysel’e gelince, ondaki dert dağlar gibidir. 1894 yılında doğar, yedi yaşında çiçek hastalığına yakalanır. Hastane yok, doktor yok, yol yok para yoktur, Bir gözünü kaybeder, kısa süre sonra da ikinci gözü görmez olur. Artık Halk arasında adı “Kör Veysel’dir” Artık Veysel’n dostu, can yoldaşı sazıdır.Askerlik çağına kadar köyünde, çevre köylerde çalar söyler. Savaş zamanıdır ama askere almazlar, buna :

“Ne yazık ki bana olmadı kısmet

Düşmanı denize dökerken millet

Felek kırdı kolum vermedi nöbet

Kılıç vurmak için düşman başına.”

Diye hayıflanır. Veysel’in derdi bitmez, yirmili, yaşlarında annesini ve babasını peş peşe kaybeder. Candan bir iki arkadaşından başka kimsesi kalmaz.

O günlerde Sivas İl merkezinde her yıl  Halkevinin  düzenlediği “Aşıklar Bayramı “

Vardır. Arkadaşının teşviki ile bu bayrama katılır. Çalar söyler ve Veysel’in adı bundan sonra  duyulmaya başlar. İşte o gün Bedri Rahmi’nin dediği  “Bir karagün dostu tutmuş elinden” dizesi anlam kazanır. O sırada Veysel’i dinleyen şair ve aynı zamanda  Milli Eğitim Müdürü olan Ahmet Kutsi TECER elinden tutar.

Veysel hemen hemen Türkiye’nin önemli şehirlerini, İlçelerini elinde sazı ile dolaşır İstanbul radyosunda türkülerini söyler. Bu programlardan birini Atatürk de dinleyerek beğenir ve onunla görüşmek ister ama Veysel’in kaldığı yer belli olmadığından görüşmek kısmet olmaz. Veysel, Atatürk’e hayranlığını türkülerinde dile getirir. Atatürk’ün ölümünü duyduğunda söylediği uzun deyişten birkaç kıtayı okuyalım:

 

“Ağlayalım Atatürk’e

Bütün dünya kan ağladı

Süleyman olmuştu mülke

Geldi ecel can ağladı

               

Atatürk’ün eserleri

Söylenecek bundan geri

Bütün dünyanın her yeri

Ah çekti vatan ağladı

               

Uzatma Veysel bu sözü

Dayanmaz herkesin özü

Koruyalım yurdumuzu

Dost değil düşman ağladı…”

 

Veysel’in en yakın sırdaşı sazıdır. Zaman zaman onunla söyleşir. Bakalım ne konuşmuş sazı ile:

 

“Ben gidersem sazım sen kal dünyada

Gizli sırlarımı aşikar etme

Lal olsun dillerin söyleme yad’a

Garip bülbül gibi ah ü zar etme

                              

Bahçede dut iken bilmezdin sazı

Bülbül konar mıydı dalına bazı

Hangi kuştan aldın sen bu avazı

Söyle doğrusunu gel inkar etme

               

Sen petek misali Veysel de arı

İnleşir beraber tapardık balı

Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı

Ben babamı sen ustanı unutma…”

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER