SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcı

GENÇ OSMANLILAR (3)

GENÇ OSMANLILAR (3)
Bu haber 10 Haziran 2019 - 7:52 'de eklendi.

Fikir Günlüğü

Genç Osmanlıların fikir babası ve manevi önderi sayılan ünlü Tanzimat edebiyatçısı ve gazeteci Şinasi Tasvir-i Efkar adlı gazeteyi 1861 yılında çıkarıyor. Bu gazetenin idarehanesi Genç Osmanlıların toplanma yeri, adeta teşkilatın bir nevi Genel Merkezi olarak kullanılmıştır.

İstanbul’da bir kısım aydınlar arasında uyanan ve devletin mutlakıyetten meşrutiyet idaresine geçmesini isteyen hareketin başlangıcı 1860 yılına kadar gider. Fiili örgütlenme ise Haziran 1865 yılında başlar. Genç Osmanlılar hareketi 1876 yılına kadar etkisini sürdürmüştür.

Cemiyet ilk önce Belgrat Ormanlarında yapılan gizli toplantıda doğdu. Cemiyetin ilk ismi “İttifak-ı Vatan (Vatanın Birliği)” olarak belirlenmişti. Yaklaşık 2 yıl süren gizli faaliyetlerden sonra örgütün faaliyeti haber alınıp da üzerine gidilince belli başlı üye ve kurucuları Paris’e kaçar. Cemiyetin isminin “Yeni Osmanlılar”  olarak değişmesi Paris’te olur. Cemiyetin bir kısım mensupları Avrupa’ya kaçınca 20 Mart 1868’de Paris merkezli olarak tekrar faaliyete geçerler ve kendilerine Yeni Osmanlılar demeye başlarlar.

Günümüzde Yeni/Genç Osmanlılar Cemiyeti hakkında olumsuz düşüncelere sahip çoğunluğunu muhafazakar fikir adamlarının oluşturduğu gruplar bu cemiyetin İtalyan Carbonari cemiyetiyle organik ilişki içinde olduğunu iddia etmektedirler. Dayanak noktalarını ise Belgrat Ormanları’nda yapılan gizli toplantıya katılanların yanlarında Carbonarı ve Leh gizli cemiyetine ait kitaplarla gelmiş olmasını gösterirler. Carbonari cemiyetini de, herhalde İtalyan olmasından ötürü, bir Mafya örgütü olarak nitelendirirler. Halbuki özellikle 1830 sonrasında Fransa Cumhuriyet Fırka (Parti)’sını taklit ederek Avrupa’da birçok gizli cemiyetler kurulmuştu. Almanya, İtalya ve Lehistan, üyeleri gençlerden oluşan bu tür siyasi örgütlenmeye sahip ülkelerdendi. Avrupa’da ardı ardına patlak veren ve 1848 ihtilalleri olarak tarihe kaydı düşülen ayaklanma, devrim ve özgürlük hareketleri bu tür cemiyetlerin kuruluş ve faaliyetlerinde büyük etkiye sahip olmuştur. Özellikle İtalya, Almanya, Fransa, Avusturya, Polonya, Romanya ve Macaristan bu dönemde büyük sarsıntılar geçirmiş; dönemin diğer büyük güçleri olan Rusya, Osmanlı Devleti, Birleşik Krallık ve Hollanda ise bu olaylardan nispeten daha az etkilenmişlerdir. Lakin bu az etkilenmişlik geniş kamuoyu ve devlet yapısı açısından değerlendirilmelidir. Sayıları 254 olarak tahmin edilen Genç Osmanlıları oluşturan grubun üyeleri yabancı dil bilen, iyi tahsilli, Avrupa ve Dünya’da ne olup bittiğini takip eden elit bir kesimdi. Dolayısıyla Avrupa’yı kasıp kavuran akımlardan, fikri ve siyasi oluşum ve hareketlerden etkilenmemeleri mümkün değildi.

1848 ihtilallerinin olduğu dönemde Osmanlı tebası, yüzyılların alışkanlığı içinde siyasetten uzak, durağan bir ekonomik ve toplumsal yapının padişaha kulluk felsefesini takip ediyordu. Oysa Sanayi Devrimi’ni tamamlamış Avrupa’da sanayicilerin ve şirketlerin gelirleri büyük ölçüde artarken köylerde ve kentlerde yaşayan fakir halk bu zenginleşmeden nasibini alamamıştı. Avrupa’da açlık salgınları görülmekteydi. Bu yıllarda Alman Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından 1 Şubat 1848 tarihinde yayınlanan Komünist Manifesto özel mülkiyeti devrimle ortadan kaldırmayı savunuyordu. Açlık ve sefalet altında ezilen ve zengin ve fakir arasındaki uçurumun giderek arttığı Avrupa’nın, sanayileşmesini büyük ölçüde tamamlamış ülkelerinde bu görüş yankı buldu. Sanayileşmenin getirdiği zenginliğin halka yayılmadığı, yaşam şartları, sağlık koşulları ve çalışma şartları çok ağır olan konutsuz, nüfusu giderek artan halk, sınıfsız ve devletsiz bir toplum düzenini gerçekleştirme düşüncesine sıcak baktı. Bu koşullar yüzünden devrim düşüncesi toplumun çeşitli kesimlerinde çok sayıda taraftar bulmuş ve sonunda 1848 yılında bu devrimler bütün şiddetiyle patlak vermişti. Geleneksel toplum düzeni içinde yaşayan ve Sanayileşme sürecini yakalayamayan Osmanlı Halkında bu düşüncelerin yankı bulması mümkün olamazdı.

Bizdeki muhafazakarların Osmanlı Devleti ve padişahları savunurken düştükleri yanılgı burada yatıyor. Genç Osmanlılar hareketi ve bunun gibi başka hareketleri sırf padişahı ve devleti zor duruma düşürmek için yapılan fitne-fesat hareketleri olarak görüyor, altında derin ve büyük siyasal-toplumsal olayları görmezden geliyorlar.

Avrupa’yı kasıp kavuran bu olayları kısaca özetlersek: Fransa’da cumhuriyetçi ayaklanma ve işçi ayaklanmaları Kral Louis-Philippe’in tahttan indirilerek İkinci Cumhuriyet’in kurulmasına yol açtı. Berlin’de yapılan miting ve gösterilerden korkan Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm göstericilerin taleplerini kabul ederek parlamento seçimlerinin yapılmasını, bir anayasa hazırlanması ve basın özgürlüğünü kabul etmek zorunda kaldı. Saksonya’da halkın baskısı sonucu Kral I. Ludwig tahtan inmek zorunda kaldı. Viyana’da 1848 yılı boyunca 4 defa hükümet değişikliği yaşandı. Çekler, İtalyanlar, Slovenler, Lehler, Sırplar, Hırvatlar, Slovaklar, Romenler ve Macarlar arasında bağımsızlık talepleri yükseldi. Macaristan’da bağımsızlık hareketleri bir bağımsızlık savaşına dönüştü. Budapeşte’de Lajos Kossuth’un başkanlığı altında kurulan hükümet Avusturya’dan bağımsızlığını ilan etti. Avusturya kralı I. Franz Joseph Rus çarı I. Nikolay’dan bu ayaklanmayı bastırmak için yardım istedi. Lajos Kossuth Macaristan’dan kaçarak Osmanlı Devleti’ne sığındı. 1 yıl kadar Vidin, Şumnu ve Kütahya’da yaşadı. Romanya’da Rusya’nın yönetimine karşı ayaklanmalar ortaya çıktı. Bu ayaklanmaların bastırılmasında Osmanlı ordusu da rol oynadı. Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa ve Keçecizade Fuat Paşa Osmanlı ordusunun başında 25 Eylül 1848 tarihinde Bükreş’e girerek Rusya’nın Romanya’yı etkisi altına almasını önlemeye çalıştılar.

Avrupa’yı ve Dünya’yı takip eden, fikir ve siyasi akımları bilen bir avuç Osmanlı Aydını’nın mutlakiyet idaresini meşrutiyet idaresine, yani padişahın yetkilerinin bir kısmını halkın oyuyla seçilen bir meclise devretmesini istemelerini, salt Osmanlı’yı yıkmak için yapılan bir hareket olarak değerlendirmek oldukça sığ kalan bir yorum olmaz mı? Genç Osmanlıların, İngiltere’de kurulan Genç İngiltere, İtalya’da kurulan Genç İtalya gibi cemiyetlerden etkilenmemesi düşünülemez. Ancak etki başka, silahlı çıkar örgütü olan Mafya’nın bir organı olmak başka bir şeydir.

Genç Osmanlılar hareketi İtalyan Carbonari gizli cemiyetinin örgüt ve yöntemlerine sempati duymuştur. Bu cemiyet İtalya’da mutlakiyete karşı mücadeleyi hedef tutuyordu. Ancak farklı olarak İtalya dışında, özellikle de Fransa’da hücreleri vardı. İtalyanca’da Carbonari sözcüğünün manası kömürcüdür. 19. yy başlarında gizli bir örgüt olarak kurulmuştur. Yurtsever ve liberal görüşleri savunmuştur. Muhafazakar rejimlere muhalefet eden bu örgütün politik programı konjonktüre göre değişiklik göstermiştir. Genç Osmanlıların teşkilat yapısında bu örgütü örnek aldıkları söylenir.

Gizlilik esasının hakim olduğu cemiyet İstanbul’da kilit noktası mevkiindeki bazı makam ve kişileri kazanmıştır. Harp Okulu komutanı Süleyman Paşa, İstanbul karakolları komutanı Macar Ömer Naili ve Zaptiye Nazırı yardımcısı Mustafa Asım Paşalar bunlar arasındadır. Süleyman Paşa’nın önemi daha fazladır. Çünkü 1876 yılında Mitah Paşa ve arkadaşlarıyla beraber Sultan Abdülaziz’i tahttan indiren ve daha sonra İkinci Abdülhamit’i meşrutiyetin ilanına yöneltenlerin arasında ön saflarda olmuştur.

Bazı iddia sahipleri Genç Osmanlıları terörist-yıkıcı ve bozguncu bir cemiyet olarak görür. Günümüzün moda değimiyle onları “darbeci” olarak tanımlarlar. Ancak ilk safhalarda cemiyette bir terörizm veya darbecilik eğilimi görülmemiştir. Çünkü ilk kurucular ve üyeler idealistti. Saf duygular içinde, iyi niyetli ve padişaha karşı sadakatliydiler. Padişahın islahat hareketlerini başlatacağını ve meşrutiyetin güzelliklerini anlayarak kendiliğinden bu idareyi hem onaylayacağını hem de benimseyeceğini düşünmekteydiler. Hatta padişahın kendilerini bizzat çağırarak görev vereceğini, meşrutiyetin ilanında ve bu idare şekli altında uygulama yapmalarını isteyeceğini düşünecek kadar saf duygulara sahiptiler. İlk hedef olarak meşrutiyet idaresinin bütün esaslı maddelerini tam bir şekilde hazırlayıp geniş bir rapor halinde bir heyetle birlikte padişaha sunmayı düşünüyorlardı. Memlekette dertler çoğaldığı, devletin ekonomisinin giderek çöktüğü, imparatorlukta toprak kayıplarının arttığını ve çeşitli halklarda bağımsızlık hareketlerinin tehlikeli boyutlara çıktığı göz önüne alındığında padişahın bir çözüm anlamına gelecek meşrutiyet ve beraberindeki ıslahatı hoş karşılayacağını düşünmeleri doğal olabilir. (Devam edilecek)

 

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER