SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Muhammet Yalçın Azizoğlu
Muhammet Yalçın Azizoğlu

ENKAZDAN YANSIYANLAR…

ENKAZDAN YANSIYANLAR…
Bu haber 14 Şubat 2020 - 8:22 'de eklendi.

Enkaz altında kalmış bir şehirde insanların verdiği yaşam mücadelesinin tam ortasında kalmış bir insan olarak yaşamanın zorluğu kadar yazmanın da zorluğunu yaşıyorum. Fiziksel hasar almayan bedenimizin yapılan ve yapılmayanlar karşısında ruhsal kimyasının bozulduğunu benim gibi nice hemşehrilerimizin olduğunu deprem boyunca içinde bulunduğum yardım çalışmalarında tanık oldum. Depremin üstünden üç koca hafta geçti maalesef hem yönetimsel hem toplumsal olarak sınıfta kaldık. Her insan zamanı geldiğinde şapkasını önüne koyup bu zamanların muhakemesini yapacak ve toplum kimlerin ne yaptığını unutmayacaktır. Belki insanlar unutur ama Tanrının unutma sıfatı yoktur.

Biraz eksikliğimizden, görmüş olduğumuz hatalı tutum ve davranışlardan bahsetmek gerek.

Daha evvel deprem anında toplanma alanı, çadır ve konteyner kurum alanlarının hesap kitabı yapılmamış olacak ki, gerek depremin sonrasında halkın nerede toplanacağını bilmemesi, sonrasında neredeyse her mahallede gelişi güzel kurulan çadırlar, evlerin bahçesine açılan çadırlar sonrasında dağıtılan yardımların aksamasında ki en büyük etkenlerin başında geldiğini gözledim.

Mesela Kültürpark çadır alanında ki hizmetleri şehrin kenar mahallelerinde kurulan 30-40 çadırın kurulduğu alanlarda görmek neredeyse imkânsız.  Bunun sebebi bölük pörçük kurulan yâda kurulmasına izin verilen çadır alanlarıdır.

Yardımlar adaletli dağıtılmıyor bunun en büyük nedeni dağıtılan yardımların daha en başından bir kayıt altına alınamaması. Kozmopolit bir yapıda ki bu şehirde her insandan aynı tutum ve davranışları beklemek akıl tutulmasıdır. Disiplin içinde dağıtılmayan yardımlar kimisine ganimet, yağma, çalma fırsatı doğururken ötesinde çadırına vardığımızda bir ihtiyacını söylerken mahcubiyet yaşayıp adeta iki büklüm olan mağrur insanlar maalesef mağdur edilmesine yol açtı. Hırsız, namussuz, açgözlü insanların yaptıkları ve bunu yapmalarına adeta duyarsız kalan bu şehrin güzide insanları da büyük veballerin altında kaldı.
Her depremde olduğu gibi şehrimizde ilk hafta adeta istilacı, hırsız, talancı, fırsatçı sırtlan çakalların istilasında kaldı. Burada hem toplumsal hem de yönetimsel hatalar yaptığımızı düşünüyorum. Toplumda yalan yanlış bilgilerin ses hızında yayılması, yazılı ve görsel medyanın Elazığ depremin ağır bilançosunu tam olarak haber yapamaması, toplumda sadece yıkılan 3-4 bina ve hayatını kaybeden insanlardan ibret olduğu algısı oluşmasına neden olmuştur.  Özellikle sosyal medya üstünden evlerinde oturup ‘’devlet nerede, devlet yok’’ gibi şikâyet edenler ve bunlara cevap yetiştirme çabası ile ‘’devlet tüm güçleriyle burada ‘’sözlerini sarf edenleri görünce;  aklıma şu sorular takılıyor.

Devletin görevi toplumun yaralarını sarmak değil mi? Devletimiz hangi doğal afetin yaşandığı bölgede olmamıştır? Bu devlet tarihi boyunca hangi doğal afette aciz kalmıştır. Devlet dün olduğu gibi bugünde buradadır, yarında olacaktır, bu devleti devlet yapan unsurdur. Lakin devletin kurumlarında ki kişiler, yetkililer görevini layıkıyla yapamıyorsa bu bugüne has bir özellik değil afet öncesinde de olan durumlardır. Tanık olduğum şudur ki! Kimi insan devleti suçlayıp kendini temize çekme eğiliminde, kimisi Tanrıya iftira atıp tüm bu olanları Tanrıya yüklemekte. Lakin bu çürük binaları kim nasıl yaptı, onu sorgulamaktan kendini münezzeh kılmakta. Misal benim ikamet ettiğim bina 24 yıllık normal hasarlı beş metre ötemde elli beş yıllık bina da hiç hasar yok…
Yönetmeliğe uygun yapılmayan binaları kim yaptı? Kim kontrol etti? Kim ruhsat verdi? Onların hesabı galiba mahşere kalacak.

Takipçisi olacağım bir konuda yıkılmasına her daim karşı çıktığım Mehmet Akif Ersoy Lisesinin depremde hasarsız dimdik ayakta kalması ve bu lisenin kent meydanı projesinden çıkarılması, bu okulun eğitimin hizmetinden alı konmaması olacaktır.  Yıkmanın çok kolay yapmanın çok kolay olmadığı dönemde temennim odur ki alınan kararlar daha hassas bir şekilde alınmasıdır.

Son sözümüz sayın vekilimiz Metin Bulut Beye; depremde yaralarımız sarılmaya devam ederken birçok konuda yapılacaklar depremzede insanlarımıza tam olarak anlatılmamışken, esnafımız kan ağlarken, halkımızın adına yüce meclisin kürsüsünde teşekkür etmenin zamanımıydı?

Bu şehir geçmişte yaptıklarıyla devlete, millete ve teşekkür ettiğiniz siyasi büyüklerimize teşekkür mahiyetinde davranışlar, eylemler ve söylemler içinde fazlasıyla teşekkür etme erdeminde bulunmuştur.
Gönül isterdi ki depremin ilimizdeki ağır bilançosundan hala haberdar olmayanlara seslenmeniz, gönlü kırılmış, evi başına çökmüş, ekmek teknesi tarumar olmuş, çadırının üstüne kar yağmış, umutları tükenmiş olan insanımıza umut verecek söylem ve eylemlerde bulunmanız olacaktı.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER