SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Ata Şengül
Ata Şengül

ENERJİNİN İPEK YOLU: TANAP

ENERJİNİN İPEK YOLU: TANAP
Bu haber 09 Temmuz 2018 - 10:06 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

 “Enerjiyi çatışma değil iş birliği zemini olarak gören anlayışımız,

TANAP sayesinde bir kez daha ete kemiğe bürünmüştür.”

                                                Recep Tayyip ERDOĞAN – Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

Dünyanın yaşam kaynağının temeli olması sebebiyle enerji, insanoğlunun günümüz dünya uygarlığını meydana getirdiği tarihi süreç boyunca önemli konulardan biri olmuştur. Öyle ki, Sanayi Devrimi ile birlikte üretim çarklarını döndüren kömüre ve ilerleyen dönemlerde bulunan petrole olan ihtiyacın her geçen gün artması, dünyanın gördüğü iki büyük savaşın yaşanmasına sebep olmuştur. Gerek iki savaş sonrasında şekillenen mevcut dünya düzeninde gerekse Sovyetlerin yıkılmasıyla birlikte oluşan çok kutuplu dünyada, enerji, uluslararası ilişkileri şekillendiren politikaların ana başlıklarından biri olmuştur. Özellikle, Sovyetlerin yıkılıp çok kutuplu hale gelen yeni uluslararası düzende, enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler ile bu kaynaklara ihtiyaç duyan ülkelerin sürdürdüğü ilişkilerde enerji ön planda olmuştur.

Söz konusu enerji kaynakları arasında yer alan ve benzerlerine nazaran çevre kirliliğine daha az sebep olması sebebiyle daha çok talep edilen doğalgaz, günümüz enerji politikalarında önemli bir yere sahiptir. Nitekim, özellikle, Kafkaslar bölgesinde yer alan doğalgaz yataklarının işletilmesi ve güvenli bir şekilde küresel piyasalara nakli, yaklaşık 50 yıldan bu yana gündeme getirilen doğalgaz üretimi ve nakliyle ilgili projelerin ana konusu olmuştur. Özellikle, enerji maliyetleri yüksek olan Avrupa’nın, her ne kadar enerji çeşitliliği konusunda oldukça radikal adımlar atarak yenilenebilir enerji kaynaklarına ciddi yatırımlar yapmış olsa bile, kısa vadede, doğal gaz gibi önemli bir enerji kaynağına olan talebini, arttırarak, sürdüreceği öngörülmektedir. Nitekim uzun vadeli yapılan hesaplamalarda, halihazırda ihtiyaç duyulan enerjinin % 50’sini ithal ederek karşılayan Avrupa’nın, 2030 yılında bu oranı %70’e çıkaracağı öngörülmektedir.

Enerjiye, özellikle de doğal gaza yönelik talebin artarak sürecek olması, enerji üretim sahalarının olduğu kadar, nakil koridorlarının da güvenli ve istikrarlı bir ortamda bulunmasını, bir başka ifade ile sürdürülebilir olmasını, gerekli kılmaktadır. Bu yönüyle, günümüz enerji piyasasının en önemli tedarikçisi olan Rusya’ya olan aşırı bağımlılık, Avrupa ülkelerini olduğu kadar, ülkemizi de zaman zaman ekonomik, siyasi ve stratejik bakımdan sıkıntıya sokmaktadır. Bu bakımdan, Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılaması planlanan “Güney Gaz Koridoru” yukarıda ifade edilen hususlar bakımından oldukça hassas bir öneme sahiptir.

Bu koridorun ana gövdesini oluşturan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP), geçtiğimiz haftalarda faaliyete geçerek uluslararası enerji politikalarına yeni bir boyut kazandırmıştır. Zira, bu proje ile Azerbaycan’dan başlayıp Gürcistan’a uzanan Güney Kafkasya Boru Hattı’nın (SCP) taşıdığı doğal gaz, Ardahan Posof’tan Edirne İpsala’ya kadar TANAP üzerinden taşınarak Trans Adriyatik Boru Hattı ile, Yunanistan, Arnavutluk Adriyatik Denizi ve İtalya’ya ulaştırılacaktır. Bu üç projenin toplam uzunluğu 4.000 km olarak hesaplanmış olup TANAP, bu toplamın 1850 km’lik kısmında yer almaktadır.

Söz konusu projenin Avrupa’nın ileride artacak enerji talebini karşılayacak olması bir kenara bırakılacak olursa, ülkemizin geleceği bakımından pek çok olumlu katkısı olduğu gerçektir. Şöyle ki, her şeyden önce, harcama kalemlerinde üst sırada yer alan ve her geçen dönem artan enerji talebimiz, bu proje sayesinde belirli bir ölçüde karşılanacaktır. Nitekim, Güney Gaz Koridoru kapsamında Avrupa’ya aktarılacak toplam 16 milyar m³ doğal gazın 6 milyar m³’ü Türkiye’de kalacaktır. Dolayısıyla, Türkiye sadece taşıyıcı bir ülke konumunda kalmayacaktır. Söz konusu ekonomik kazanımın yanı sıra, TANAP güzergahı boyunca uygulanacak yatırım ve kalkınma projelerinin desteklenmesi amacıyla Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları (SEIP) hayata geçirilerek sosyo-ekonomik kalkınmaya katkı sağlamak hedeflenmektedir.

Öte yandan, jeo-politik bakımından ülkemizin sahip olduğu konum, güvenli enerji koridorları arayan Batı dünyası için, bir kez daha, Türkiye’nin önemini gözler önüne sermiştir. İlerleyen dönemlerde, geliştirilecek ve inşasına başlanacak alternatif enerji koridorları sayesinde ülkemizin enerji dağıtım merkezi olması bu önemi daha da arttıracaktır. Elbette, bu kazanımın diplomatik bakımdan ülkemizin elini güçlendireceğini da ayrıca ifade etmek gerekir.

Son olarak, Güney Gaz Koridoru kapsamında inşası gerçekleştirilen TANAP projesinin hayat geçirilmesi için 2012 yılında Türkiye ve Azerbaycan arasında atılan imzalar, hem Kafkaslar bölgesinde hem Ortadoğu coğrafyasında hem de küresel ölçekte, “bir millet iki devlet” anlayışından doğan güçlü bir işbirliğini ifade etmektedir. Bu işbirliği ile, Kafkaslar bölgesinde enerji eksenli yaşanan güç mücadelesinde her iki ülkenin de elinin güçlendiğini söylemek mümkündür. Hatta, ilerleyen dönemlerde, sadece Azerbaycan değil, Türkmenistan doğal gazının da bu proje kapsamında enerji piyasalarına ulaştırılması planlama dahilinde olduğundan, Türkistan coğrafyasının kaderinin, Türklük adına, yeniden yazılması söz konusu olabilecektir.

Baki muhabbetle…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER