SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Ata Şengül
Ata Şengül

DÜNYADA YAŞLILIK VE TÜRKİYE (1)

DÜNYADA YAŞLILIK VE TÜRKİYE (1)
Bu haber 08 Ekim 2018 - 9:53 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

“İhtiyarlarda maziyi görürüz; hâlbuki iyi baksak, istikbalimizi görürdük.”

Cenap Şahabettin

Doğanın yaradılış gayesine uygun bir şekilde gerçekleşen yaşam döngünün başı olan doğumdan itibaren, başta insanoğlu olmak üzere, doğadaki her canlı belirli bir süre yaşam sürmekte ve nihayetinde vadesini tamamlayarak bu süreyi sonlandırmaktadır. Çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık gibi temel evrelere ayrılan bu yaşam döngüsü içinde, insanoğlu yaşamının her anını sağlıklı ve kaliteli koşullarda geçirmeyi istemekte ve bunun için çaba sarf etmektedir.

Söz konusu evrelerden biri olan yaşlanma, tüm insanlar için geçerli, kaçınılmaz bir durum olması bakımından, “biyolojik bir süreç” şeklinde değerlendiriliyor olsa bile, fiziksel ve ruhsal bakımından bir gerilemeyi ifade ettiğinden, zaman ve mekân bakımından farklılık gösterebilen göreceli bir olgudur. Nitekim genetik faktörlerden kaynaklı bireysel farklılıklar, kişinin sürdürdüğü yaşamda karşılaştığı hususlar, yaşanılan toplumda mevcut olan ekonomik, sosyal ve kültürel unsurlar ve söz konusu bu unsurların zaman içinde uğradığı değişim, yaşlılık olgusuna ve yaşlılara yönelik bakış açısını belirlemektedir. Dolayısıyla, bu yönüyle, yaşlılık, sadece biyolojik yaşam saatinin son dilimini gösteren bir evre olmayıp aynı zamanda, kişinin kendi yaşamından ve yaşadığı toplumdan izler taşıdığı bir dönemi ifade etmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün, yaşlılığa yönelik, çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması şeklindeki tanımı da söz konusu bu durumu destekler niteliktedir.

Günümüz dünyasında, tıp ve teknoloji alanında yaşanan yenilikler insan ömrünü uzattığı gibi yaşlılık evresinin de uzamasına sebep olmuştur. Nitekim, geçmişte, 60 yaş ve üzeri için yaşlı tanımı kullanıyor iken, günümüzde, 65 yaş ve üzeri için yaşlı nitelemesi yapılmakta ve hatta, 65-74 arası genç yaşlı, 75-84 arası yaşlı, 85 ve üzeri yaş dilimi ise ileri yaşlı şeklinde bir sınıflandırmaya gidilmektedir. Buna karşın, nitelik değiştiren hastalıkların ve diğer sağlık sorunlarının yanı sıra, ekonomik, sosyal ve hatta kültürel sorunların artarak kişinin yaşam kalitesinde olumsuzlukların sıklıkla yaşanabildiği bir dönem olması bakımından, yaşlılık özel ve ayrı bir öneme sahiptir. Özellikle, üretim ve tüketim modellerinde yaşanan değişime/dönüşüme bağlı olarak, “modern” olarak adlandırılan ama aslında, tüketim sürecinin ayrılmaz bir parçası olmasını sağlamak amacıyla bireyciliği ön plana çıkararak kişileri yalnızlaştıran yaşam tarzları içinde, yaşlılara yer verilmemesi, yaşadıkları topluma sundukları katkıların unutulması, başta sağlık ve bakım hizmetleri olmak üzere birçok hizmetten tam anlamı ile yararlanılamaması, bir başka ifade ile, yaşlıların “kaderlerine” terk edilmiş olması, toplumlarda ciddi sorunların yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu noktada, söz konusu terk edilmişliğin önemli sebeplerinden birinin, yaşlıların çocukları tarafından yeterli ilgiyi görmemesi veya terk edilmesi olduğunu ifade etmek gerekir. Konuyla ilgili TÜİK tarafından yapılan bir veri çalışmasında, yaşlıların % 80’inin “aile” kavramının en önemli ve en çok mutluluk veren unsur olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgu doğrultusunda, yaşlıların ailelerinden uzaklaştıkça fiziksel ve ruhsal bakımdan çöküntüye uğradıklarına yönelik görüşler, mevcut sorunların sebeplerinin tespitinde önemli veriler olarak değerlendirilmektedir.

Söz konusu bu sorunların aşılması amacıyla, kanun koyucular yazılı hukuk kurallarını değiştirerek yaşlılar ile ilgili hukuki yükümlülükler getirmektedir. Buna örnek olarak, ülkemiz Anayasasının “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61. Maddesinde yer alan, yaşlıların devlet tarafından korunacağı ifade edilerek yaşlılara devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıkların kanunla düzenleneceği hükmü verilebilir. Söz konusu hukuki yükümlülüklere bağlı olarak, sosyal politika alanında birtakım düzenlemeler yapılarak sosyal yardımlar, sosyal güvenlik harcamaları, sosyal hizmetler ve sağlık hizmetleri gibi başlıklar altında, yaşlılara yönelik çeşitli hizmetlerin sunulduğu görülmektedir. Hatta yaşlılara yönelik gerçekleştirilen hukuki düzenlemeler, devletin ve kişilerin yaşlılara karşı yükümlülüklerini ve yaşlıların haklarını elen alan “Yaşlılık Hukuku” gibi bir hukukî alanın ihdasına sebep olmuştur.

Bununla birlikte, sürdürülebilir kalkınma anlayışının benimsenmesiyle birlikte, yaşlılara yönelik kapsamlı çalışmaların gerçekleştirilerek refah düzeyinin arttırılması ve sürdürülebilir kalkınmaya katkılarının sağlanması, yaşlılara yönelik politikaların ana hedefi olmuştur. Nitekim, söz konusu hedefe dikkat çekmek amacıyla, BM bünyesinde, 1990 yılından bu yana, 1 Ekim, Dünya Yaşlılar Günü olarak anılmaktadır. Bu kapsamda, başta BM olmak üzere, gerek uluslararası gerekse ulusal düzeyde yer alan kurum ve kuruluşlar tarafından yayımlanan araştırma raporları vasıtasıyla, yaşlılara yönelik yeni projeler, çözüm yolları ve sosyo-politik tavsiyeler sunulmaktadır.

(Devam edecek…)

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER