SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

Dr. Erdoğdu,  kanser hastalarını uyardı!

Dr. Erdoğdu,  kanser hastalarını uyardı!
Bu haber 05 Nisan 2019 - 18:24 'de eklendi.

Kanser hakkında bilinmesi gerekenleri; Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Süleyman Erdoğdu, gazetemize anlattı

1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla Medical Park Elazığ Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Süleyman Erdoğdu ile bir röportaj gerçekleştirdik.  Kanser hakkında detaylı bilgilendirmelerde bulunan Erdoğdu, kanserde erken teşhisin önemine vurgu yaparak;  tedavi noktasında nasıl bir yol izlenilmesi gerektiğini de kaydetti. Erdoğdu, “Tedavi;  etkinliği kanıtlanmış bilimsel tedavi, ilaç tedavisidir.  Bunun dışındaki tedavilerin henüz etkinliği kanıtlanmadı” diyerek kanser tedavisinde doğru bilinen yanlışlar konusunda da hastalara uyarılarda bulundu.

 

 

Röportaj: Songül DURSUN

Her yıl binlerce insanın ölümüne neden olan kanser hastalığını ve de kanser tedavisinde umut veren gelişmeleri Medical Park Elazığ Hastanesi doktorlarından Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Süleyman Erdoğdu ile konuştuk. Erdoğdu, akciğer kanserine bir tedavi olarak sunulan Küba kanser aşısı için dünyanın çeşitli yerlerinden pek çok vatandaşın Küba’ya akın ettiğini ancak bu aşının henüz deneme aşamasında olduğunu ve henüz etkinliğinin kanıtlanmadığı söyleyerek kanser hastalarına,  bu konuda  uyarılarda bulundu.  İşte Dr. Erdoğdu ile gerçekleştirdiğimiz röportajın detayları…

Kanser nedir, tanımını yapar mısınız?

“KANSERE YAKALANAN HASTALARIMIZ OLDUKÇA FAZLA”

Öncelikle teşekkür ediyorum.  Bu hafta kanser haftası ve maalesef bu hastalığa yakalanan hastalarımız oldukça fazla sayıda. Bununla ilgili farkındalığı artırmak ve insanları bu konu ile ilgili en azından kansere yakalanmadan önce yapabileceği şeyler ile ilgili uyarmak ya da kansere yakalanmış hastaların tedavi sürecinde besin takviyesi sürecinde nasıl beslenmesi, nasıl bir yaşam sürmesi gerektiği ile ilgili bu röportajı yapmamız gerçekten hastalarımız için çok faydalı olacaktır.

Vücudumuzda normalde tüm organlarda ve sistemlerde mide, karaciğer, akciğer gibi bütün organlarda ve sistemlerde belirli bir düzen içerisinde organlara ait hücreler doğar, büyür ve ölür. Maalesef araya giren bazı yolaklardaki mutasyon eksiklikleri ya da bazen enzim eksiklikleri bazı defektler, bir takım bozukluklara yol açıyor. Bunlardaki bozulma nedeniyle kanser hücreleri ölümsüzlük kazanıyor. Ama maalesef bu hücreler normal yapması gereken işlevi yapmıyor. Vücuttaki organdaki işlevi neyse onun dışında işlevler yapmaya başlıyor. Bu hücreler bir süre sonra anormal bir şekilde büyüyor, büyüyüp belli bir büyüklüğe, sayıya ulaştıktan sonra biz bunları maalesef görüntüleme tetkikleri sonucunda kanser hücresi olarak görmeye başlıyoruz.

Kanserde tanı ve tedavi yöntemleri nelerdir? Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Kanserde 3 tane temel tedavi yöntemi bulunuyor. Birincisi ilaç tedavisi (kemoterapi) diğeri ameliyat yani operasyon, üçüncüsü ise radyoterapi dediğimiz bir tedavi şekli, dördüncü bir tedavi şekli olarak da invaziv(girişimsel)radyolojik işlemleri sayabiliriz. İlaç tedavisi (kemoterapi), radyoterapi, operasyon ve onun dışında invaziv radyolojik işlemler de artık günümüzde tedavide kullanılıyor.

“HER HASTADA ÖNCELİK AMELİYATTIR AMA…”

Ben medikal onkolog olarak işin daha çok ilaç tedavisi boyutu ile ilgileniyorum Zaten bize gelen hastalar tanı alarak geliyorlar. Örneğin bir hastanın memesinde kitlesi vardır, bu kitle için öncelikle genel cerraha gider muayenesini olur, orada gerekirse görüntüleme tetkikleri (ultrason, mamografi gibi) yapılır. Tetkikler sonucunda o kitlede bir şüphe varsa oradan biyopsi yapılır. Biz her zaman kanser tanısını biyopsi sonucuna göre koyuyoruz. Hiçbir film bizlere bu hastalık yüzde yüz kanserdir dedirtmiyor. Bunun bir iki sistansı olan özellikle karaciğer kanserinde ya da beyin tümöründe  bunun bazı istisnası olabiliyor ama her zaman biyopsi ile parça alınır veya ameliyatla o doku temizlenir ve patolojiye gönderilir. Patolojiden gelen sonuçta burada normal hücreler dışında kanser hücreleri görülüyorsa;  evet, bu hastada maalesef kanser vardır deyip bize yönlendirirler. Uygunsa şayet her hastada öncelik ameliyattır. Ama bazen ilk başta ameliyat şansı ilk başta olamayabiliyor. Hastalık ileri aşamada olabiliyor, ya da hastalığı ameliyat için uygun olmayan bir bölgede olabiliyor. Bu gibi durumlarda hastaya bazı durumlarda önce kemoterapi tedavisi verebiliyoruz. Mesela meme kanserinde, rektum kanserinde, mide kanserinde ve bazen akciğer kanserinde de öncelikli olarak kemoterapi uygulayabildiğimiz durumlar olabiliyor. Bu gibi durumlarda bazen çok güzel sonuçlar alabiliyoruz. Tabi burada hastalığın, hangi aşamada tanı aldığı çok önemli… Bize gelen hastaya bir evreleme yapıyoruz, Hastanın filmleri çekiliyor, hastalık nerelerde var? Hastalık şayet yayılmamışsa işimiz tabi ki çok daha kolay oluyor. Başka organlara yayılmışsa eğer maalesef işimiz biraz daha sıkıntılı yürüyebiliyor. Çünkü tedavi seçenekleri de biraz daha azalıyor. Bu gibi durumlarda ameliyat seçeneği işin içine pek fazla giremeyebiliyor.

KEMOTERAPİ ETKİN BİR TEDAVİ

Günümüzde kemoterapi artık etkisini kanıtlamış biraz hastayı yoran gerçekten yan etkileri olan bir tedavi ama etkinliği de olan bir tedavi yöntemi. Mesela meme kanseri hastalarımıza kemoterapi veriyoruz. Ameliyat olamamış bir hasta için konuşursak 3 ay- 6 ay kemoterapi veriyoruz. Hastanın yeniden filmlerini çektiğimizde ortada kitle dahi hiçbir şey kalmadığını görebildiğimiz durumlar olabiliyor. Yani Kemoterapi etkin bir tedavi…

“TEDAVİ ANLAMINDA ELİMİZ DAHA DA GÜÇLENDİ”

Ama elimiz artık tedavi anlamında da güçlendi. Yeni ilaçlarımız var. Hedefe yönelik bazı tedavilerimiz var. Patolojide bakılan bazı mutasyon test sonuçlarına göre akıllı ilaç dediğimiz hap tedavileri var. Tabi her kanser için bunlar geçerli değil. Mesela meme kanserinde hedefe yönelik tedaviler var. Hastanın her iki sonucuna biz patolojide bakıyoruz. Eğer her ikisi de pozitif ise biz ona akıllı ilaç veriyoruz. Akciğer kanserinde mutasyon testleri dediğimiz EGFR, ALK ve ROS gibi testler bakıyoruz. Eğer bunlardan birisi pozitif ise onlara akıllı hap tedavisi veriyoruz. Hasta evinin konforunda bir ya da iki hap alarak tedavisini bu şeklide alıyor. Şu anda bu şekilde bir iki yıldır takip ettiğim hastalarım da mevcut… Hastanın hiç kemoterapi almadan tedavisini olabilmesi gerçekten çok güzel bir gelişme.

KANSERDE BÜYÜK UMUT İMMÜNOTERAPİ…

Yeni yeni işin içerisine giren bir de immünoterapi oldu. Aslında 2-3 yıldan beri konuşuluyor. Biz de son bir yıldır özellikle uyguluyoruz. İmmünoterapi değişik bir tedavi yöntemi. Gerçekten akıllıca bir tedavi, vücudun kendi savunma sistemi üzerindeki kanser hücreleri gidip o savunma sisteminde blokaj yapabiliyor. İmmünoterapi tedavisi o blokajı ortadan kaldırıyor. Yani sizin vücut savunma sisteminiz o kansere karşı kendisi savaşmaya başlıyor. Gerçekten güzel sonuçlar var. Türkiye’de immünoterapinin şu anda 3 tane hastalıkta onayı var. Bunlar; HodgkinLenfoma dediğimiz bir hastalıkta onayı var; onun dışında melanom dediğimiz bir cilt tümöründe ve böbrek tümörlerinde yani bu üç hastalık grubunda onayı var ve bu üç hastalıkta biz  immünoterapi veriyoruz. Bazen kemoterapi istenmeyen ya da performaansı kaldıramayacak maddi yönden bunu karşılayacak hastalarımız, ben immünoterapi şansımı kullanmak istiyorum diyor ve onlara da bu tedavileri uyguladığımız olabiliyor.

HASTALIĞIN ERKEN AŞAMADA YAKALANMASI ÇOK ÖNEMLİ

Gerçekten İmmünoterapi, kemoterapiye göre daha rahat bir tedavi ama maalesef maliyeti biraz yüksek bir tedavi yöntemi. İnşallah ülkemizde diğer hastalıklarda da kullanılabilecek duruma gelinir. Özellikle akciğer kanserinde immünoterapiyi bekleyen çok sayıda hastamız var. O konuda da belki önü açılırsa hastalarımız bu tedaviyi alacaklardır. Zaten Türkiye’de bu ilaçların etkinliği artık kanıtlanmış. Sadece SGK geri ödemesi maalesef olmadığı için bu tedaviyi veremiyoruz. Maliyetli bir tedavi olduğu için hasta sadece cebinden ödeyemiyor. İnşallah SGK geri ödemesini alırsa biz bu tedaviyi hastalarımıza gerçekten kullanmak istiyoruz. Çünkü hem hastalarımızı yormayan sonuç anlamında da çok güzel sonuçları olan tedaviler. Mucize mi mucize değil tabi onu ifade etmek isterim. Bu hastalığı maalesef tamamen sıfırlayabilecek noktada değiliz. O yüzden hastalığın erken aşamada yakalanması çok önemli.

“KANSER TARAMALARI İHMAL EDİLMEMELİ!”

Erken teşhis çok önemli. Mesela bir kadın için 40-50 yaştan itibaren mamografi, meme ultrasonu,rutin taramada olması gerekiyor.50 yaşından itibaren herkesin bir kolonoskopik bir taramadan, gayta gizli kan taramasından geçmesi gerekiyor. Serviks kanseri için, rahim ağzı kanseri dediğimiz belli bir yaş gruplarında smear dediğimiz bir tarama testinin yapılması gerekiyor. Çünkü bu taramalarla çok erken tanı alan hastalarda işimiz çok daha rahat oluyor. Ameliyat oluyor bazen kemoterapi oluyor bazen ona da gerek kalmadan tedavi bitiyor. Hasta normal hayatına devam ediyor. Elimizdeki ilaç tedavileri ve diğer tedavi seçenekleri bunlardan ibaret.

Kanser hastalığı son derece yaygın ve dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Hastalığın günümüzde bu kadar artmasının nedeni nedir?

“YAŞAM SÜRESİNİN UZAMASI KANSERİ TETİKLİYOR”

Maalesef dünyamızda her şey değişiyor, dünyamız kirleniyor. Yediğimiz gıdalar değişiyor onun dışında çevresel şartlarımız değişiyor. Eskisi gibi hiçbirimiz organik ve doğal yaşayamıyoruz. Çünkü şehirlerde böyle bir yaşam mümkün değil. İnsan yaşamının süresi uzadı. Bu yaşam süresinin uzaması kesinlikle kanseri de tetikliyor. Çünkü kanserin büyük kısmı ileri yaşlarda görülmeye başlandı. Bir diğer faktör teşhis olanakları arttı. Mesela eskiden bu kadar çok mamografi çekilmezdi, bu kadar çok kolonoskopi yapılmazdı, akciğer filmleri, tomografileri çekilmezdi. Bunlar yapılmadığı için var olan hastalık çoğu zaman saptanmıyordu. Ama şu an teşhis olanakları artınca, hasta mesela bir kanser tarama merkezine gidiyor, orada bir tetkik yaptırıyor hastalık tanı alabiliyor. Teşhis olanakları arttı. Günümüzdeki yaşam şartları değişti, maalesef sigara içme oranı hala yüksek, alkol alma oranı hala yüksek; onun dışında obezite çok yüksek. Obezite maalesef kanserle ilişkili. Hastalarımıza sürekli söylüyoruz kilo almalarının sıkıntılı olabileceğini. Kilo kalp hastalıkları kadar kanserde de tetikleyici.  Meme kanserinde, post menapozal dediğimiz 50 yaş üzerindeki meme kanseri hastalarımızda, onun dışında kolon kanserinde, pankreas kanserinde kilonun maalesef hastalığa kötü katkısı olduğu gösterildi. O bakımdan kilo almamamız lazım. Hayatımızı bir şekilde daha sağlıklı bir boyuta taşımamız için hem diyete hem de birazcık fiziksel aktiviteye ihtiyacımız var.  Maalesef bunlar da ülkemizde çok fazla yapılan şeyler değil.

Biraz da kanser hastalarının beslenme konusuna değinelim isterseniz. Kanser hastalarının beslenmesinde doğru bilinen yanlışlar nelerdir?

“KANSER HASTALARI NORMAL HAYATINA DEVAM EDECEK”

Kanser hastaları aslında normal hayatına devam edecek. Hastalarım gelince bize soruyorlar; maske takacak mıyız, diğer insanlarla görüşecek miyiz, şekerli gıdalar tüketecek miyiz?  Gibi.  Evet, bu insanların bir sosyal hayatı var. Hastalarımız bu sosyal hayatına devam etsinler insanlarla görüşsünler, istiyoruz. Bazı durumlarda maske takmalarını öneriyoruz zaten. Çünkü bizim vereceğimiz ilaç tedavisinde kan değerini düşürüp, düşürmeyeceğini biz az çok biliyoruz. Bunu bildiğimiz hastalarda da koruyucu amaçlı bazı özel kan yapıcı iğneler veriyoruz.

“ŞEKER, KANSERLİ HÜCRELERİ BÜYÜTÜR DİYE BİR ŞEY SÖZ KONUSU DEĞİL”

Hastalara beslenme anlamında şeker tüketme deniliyor, böyle bir şey yok. Şekerin kanserle birebir bir ilişkisi yok. Şeker kanserli hücreleri büyütür diye bir şey söz konusu değil. Ama şeker ne yapar kilo yapar. Kilo yapınca da az önce bahsettiğim kanser türleri kilo ile birebir ilişkili yani dolaylı yoldan şeker. Ama kanser tedavisi görürken alınacak bir şekerli gıda, bir tatlı ya da sütlü bir tatlı normal meyveden sıkıntı yaşamaz. O yüzden normal gıdaları yemeye devam etsinler. Tabii bazen hastalarımızı özellikle bizim kullandığımız ilaçların etkinliğini değiştirebileceğinden dolayı bazı meyveler konusunda uyarıyoruz.  Nar, greyfurt, kivi gibi bazı meyveler var; onları tedavi döneminde hastanın kullandığı ilaçlarla etkileşiyorsa almamalarını öneriyoruz. Onun dışında protein ağırlıklı beslenmelerini öneriyoruz. Yoğurt, yumurta, kefir, süt, ayran,  et, balık ve sebze yenmesinde hiçbir mahsur yoktur. Hasta protein ağırlıklı beslenirse vücudun bağışıklık sistemi daha aktif oluyor. Böyle bir süreç içerisinde tedaviye devam ediyoruz.

Kanser hastaları organik beslenmek zorundalar mı?

“DOĞAL DİYE SATILAN ÜRÜNLERİN BİRÇOĞU DOĞAL DEĞİL”

Biz hastalarımıza mümkün olduğunca doğal yoldan beslenmelerini öneriyoruz. Mesela kefir yapacaksanız evde kendiniz mayasıyla yapın diyorum, yoğurt hakeza yine öyle. Hiçbirimiz bir fanusta yaşamıyoruz. Doğal diye satılan ürünlerin birçoğu doğal da değil. Organik adı altında böyle bir ticaret de var. Ama bu bazen olmayabiliyor. Biz hastalara mümkün olduğu kadar doğal, dışarıdan işlenmiş hazır gıdalar yerine bunları daha çok tüketmelerini öneriyoruz. Çünkü bazı çalışmalarda özellikle işlenmiş gıdaların, kanserin oluşumuna yol açtığı hakkında da elimizde veriler oluşmaya başladı. O yüzden biz o gıdalardansa doğal olan şeyleri tercih etmelerini istiyoruz.

Kanser tedavisinde Fitoterapi gibi bitkisel destekler olmalı mıdır?

“FİTOTERAPİ BU HASTALIĞIN TEMEL TEDAVİSİ DEĞİL”

Fitoterapi, (bitkilerle tedavi)zaten Türkiye’de çok oturmuş bir şey değil. Fitoterapi konusunda insanlara herkes bir şeyler satmaya çalışıyor. Bu işi yapan doktorlar da var. Ama etkinliği kanıtlanmış mı? Buna bakılmalı. Biz her zaman tedaviye iki tane kılavuza göre bakıyoruz. Birincisi Amerika Kılavuzu diğeri ise Avrupa kılavuzu. Burada fitoterapinin ya da diğer destek takviyelerinin, vitamin takviyesi, bitkisel takviyeler gibi hiçbirinin bir yeri yok. Etkinliği kanıtlanmış, az önce saydığımız kemoterapi, hedefe yönelik tedavi, ilaç tedavisi, akıllı ilaç dışında keşke olsa. Bazen bu tedavileri kemoterapi döneminde alınca böbrek ya da karaciğer sorunları yapabiliyor. Bu sefer biz kemoterapiye devam etmekte zorlanabiliyoruz. Hastalara biz ne kadar bunu anlatsak da bu iş maalesef öyle bir sektör haline gelmiş ki devamlı reklam üzerinden, kulaktan kulağa, internet üzerinden bu işi sektörel hale getiren bir sistem var. Ama fitoterapi bu hastalığın temel tedavisi değil, asıl tedavi etkinliği kanıtlanmış bilimsel tedavi, ilaç tedavisidir. Bunun dışındaki tedaviler maalesef etkinliği kanıtlanmış değildir. Bitkisel anlamda da diğer tablet haline getirilmiş ilaçlar var onlar için de söylüyorum. O bakımdan doktorunuzun önerilerine ve bilimsel önerilere göre gitmek en mantıklısı çünkü elimizde kanıtlanmış tek tedavi bu.

Hastalara gazetemiz aracılığı ile seslenmek isterseniz neler söylemek istersiniz?

“KÜBA AŞISI ETKİNLİĞİ KANITLANMAMIŞ, DENEME AŞAMASINDA”

Şu anda çok popüler olan Küba aşısı konusuna değinmek isterim. Küba aşısı sadece akciğer kanserinde henüz denenen bir şey. Hâla etkinliği kanıtlanmamış bir şey. Ama mide kanseri olan Küba’ya gitmek istiyor, kolon kanseri olan ya da meme kanseri olan Küba’ya gitmek istiyor. Tabii burada bir arayış var ama insanlar oraya gidip büyük meblağlarda paralar harcıyorlar maalesef bunu yapan hastalardan pek bir fayda görmedi ve geri gelenler de oldu. Maddi yönden bir sıkıntı yaşamayan bir hasta iseniz henüz deneme aşamasında olan böyle bir tedavidense bilimsel olarak ispatlanmış olan tedavilere yönelmeniz daha mantıklı olacaktır. Bir heyecan arayışı ile bu tedavi maalesef olmuyor. Çünkü orada da bir sektör var. Yani Küba’da sanki her şeyin tedavisi varmış gibi lanse edilen bir sistem var ama maalesef yok . Küba’daki tedavi henüz deneme aşamasında net olarak kanıtlanmış hiçbir şey yok.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

“TEK BİR MERKEZDEN, TEK BİR DOKTORLA TEDAVİ ÖNERİYORUM”

İnsanlara, özellikle kanser tanısı almamış kişilere her zaman için belli aralıklarla, rutin kontrollerini, check-up yaptırmalarını, kanser tanısı almış hastaların da mümkün olduğunca tek bir merkezden tek doktorla takip edilmelerini öneriyorum. Çünkü burada tek bir doğru yok, birkaç tane doğru var. Hastanın tedavisi ile ilgili her doktor aynı şeyi söylemeyebilir. Bir doktor A ilacını, diğer bir doktor B ilacını verebilir. Bu yanlış değildir. Çünkü burada elimizde tedavi alternatifleri vardır. Ama hasta, doktor veya merkez değişikliği yaptığında şöyle bir şey oluyor; maalesef tedavi ve görüntüleme ve takipte bazı işler karışabiliyor. O bakımdan kanserde her zaman için elimizde iyi ilaçlar var, iyi imkanlar var. Bizim hastanemizde bu konuda iyi bir merkez. Altyapı anlamında, nükleer tıp olarak, cerrahi olarak, PET-CT olarak, radyoterapi, ışın tedavisi olarak bütün imkanlar hastanemizde mevcut. Hastalarımıza kanser haftası dolayısıyla bir farkındalık yarattığınız için hastalarımız adına da ayrıca teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER