SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

Dr. Aydemir: Türkiye Rüyasını dünyaya anlatmalıyız!

Dr. Aydemir: Türkiye Rüyasını dünyaya anlatmalıyız!
Bu haber 08 Nisan 2019 - 17:43 'de eklendi.

Ülkemizin önemli akademisyenlerinden; Kamu Diplomasisi, Yumuşak Güç ve Avrupa Birliği Uzmanı Dr. Emrah Aydemir ile kamu diplomasisi ve birçok konu üzerine bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. Kamu diplomasisini ülke olarak tam olarak içselleştiremediğimizden dert yanan Dr. Aydemir, “Türkiye Rüyasını dünyaya anlatmalıyız. Yumuşak gücümüz objektif değerlendirilmiyor. Bu şekilde bir yumuşak güç varlığının düşünülmesi bizi uluslararası bir güç yapmayacaktır. Türkiye küresel bir güç olabilecek durumdayken bölgesel bir güç olarak kalmamalı” diyerek ülkemizdeki potansiyelin doğru işlenmesi gerektiğini vurguladı. 

 

 

Röportaj: Kübra TÜRKAN

Genç yaşında ülkemizi ve ilimizi uluslararası akademik platformlarda gururlandıran hemşehrimiz Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Basın Ekonomisi ve İşletmesi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüten ve aynı zamanda Uluslararası Gazeteciler ve Televizyoncular Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı olan akademisyen Emrah Aydemir ile son derece bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimizin detaylarına geçmeden önce Dr. Aydemir hakkında kısa bir bilgilendirme de şüphesiz faydalı olacaktır.

  1. EMRAH AYDEMİR KİMDİR?

Aydemir, 1986 yılında Elazığ’da doğdu.  İstanbul’da liseyi tamamladıktan sonra 2008 yılında İstanbul üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi.2011 yılında ilk yüksek lisansından mezun oldu. California StateUniversty San Bernardino’da 2008 Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık Seçim Kampanyaları ile ilgili tez çalışmalarında bulundu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Avrupa Birliği Anabilim dalında ikinci yüksek lisansını tamamladı. İstanbul üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim dalında başladığı doktora tez çalışmasını Araştırma Görevlisi olarak TheStateUniversty of New York’da yaptı.2016 yılında Oxford Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansta oturum başkanlığında bulundu. Genelkurmay Başkanlığı Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığı Birleşik/Müşterek Harp Oyunu’nda Danışmanlık görevinde bulundu. Halen Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi Basın Ekonomisi ve İşletmesi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yapmaktadır. Aynı zamanda Uluslararası Gazeteciler ve Televizyoncular Federasyonu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

 

Aydemir’in biyografisine yer verdikten sonra gelelim söyleşimizin detaylarına…

 

Çok genç yaşta Siyasal İletişim, Dış Politikada Yumuşak Güç ve Medya, Kamu Diplomasisi: Ülkeler – Avrupa Birliği – Kurumlar – Uygulamalar konularında önemli eserlere imza attınız. Onlarca makale kaleme aldınız. Dünyanın birçok yerinde konferanslar verdiniz. Bu genç yaşınızda yakaladığınız başarıları neye borçlusunuz?

“HERKESİN GİTTİĞİ YOLDAN GİDERSENİZ İZ BIRAKAMAZSINIZ”

İnsan hayatında öz disiplin önemlidir. Özdisipline karşı sadakatli davranıp, negatif enerji yayan insanlardan uzak olmalısınız.Hedefleriniz belli olacak, zorluklar karşısında yılmayacaksınız ve çalışmalarınızı planlı yapacaksınız.Bunlar hayata geçerken doğal olarak doğru ve yanlış kararlar verdiğiniz dönemler olacak.  Kararların hepside sizi tecrübeli hale getirecektir. Ayrıca şu da çok önemli, herkesin gittiği yoldan giderseniz iz bırakamazsınız…

 

Ülkemizde kamu diplomasisi üzerine çalışan akademisyen ve araştırmacı sayısı yok denecek kadar az. Siz ise bu alana yoğunlaşmış vaziyettesiniz. Sizi bu alanda üretmeye iten temel neden veya nedenler nelerdir?

“İHTİYAÇLARA YÖNELİK, ESER ÜRETMEK ÇOK ÖNEMLİ”

Ülkemizin dış politikada en önemli ihtiyacı şuanda kamu diplomasisi. Bu alanda çalışıp ülkenin ihtiyaçlarına yönelik araştırmalar yapmak, eserler üretmek mutlak ve mutlak gerekli.  Unutmayalım ki Ulu önderimiz Atatürk’ün bir sözü var.“Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır.” Ben de kamu diplomasisi çalışarak görevimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum.

 

Başarılarınız hiç şüphesiz yoğun bir çalışmanın göstergesi. Çalışmalarınıza bu kadar uzun vakit ayırırken sevdiklerinizi ihmal etmiyor musunuz?

“SEVDİKLERİMİ İHMAL ETTİĞİM DOĞRU”

Sevdiklerimi ihmal ettiğim doğru. Her ne kadar ihmal etmek istemesem de bu oluyor. Sevdiklerimizden bazıları bu adam bir şeyler üretiyor. Biz bunu tolere edebiliriz diyor. Bazıları da bu durumdan ötürü bana kızabiliyor. Onlara da hak veriyorum.

 

Üreten birçok insanın en çok şikâyet ettiği konunun başında zaman kavramı var. Bu konuda okurlarımızla neler paylaşırsınız?

“ZAMANIN TELAFİSİ YOK! PLANLI OLMALIYIZ!”

İşler ertelenmez. Ertelenen işler, aksamaya yol açar. Zamanın telafisi yok. İnsan her zaman planlı ve programlı çalışmalı ve kendini tanıyarak kesinlikle iş yapmalı.

 

Son kitabınız Kamu Diplomasisi ile ilgili bizlere neler söylersiniz?

“KAMU DİPLOMASİSİ ÜLKEMİZDE HÂLA ANLAŞILAMADI”

Öncelikle kamu diplomasisi nedir? Bunu bilmek gerek. Dış politikanın yürütülmesi ve düzenlenmesinde kamu diplomasisi kilit bir konudur. Siz kamu diplomasisi ile başka devletlerdeki kamuoyunu etki altına alabilirsiniz. Değerlerinizi, politikalarınızı kamu diplomasisi ile başka ülkelerin halkına iletebilirsiniz. Kamu diplomasisi ülkemizde hala tam anlaşılamadı. Bu kitapta Japonya, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan Cumhuriyeti, Kore Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Türkiye, İsrail, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya ve Avrupa Birliği’nin yumuşak gücünü, kamu diplomasisi uygulamalarını ve kurumlarını detaylıca ele aldım. Bunları derinlemesine ele alabilmek önemliydi. Çünkü ülkemizin böyle bir çalışmaya ihtiyacı vardı. Türkiye’de kamu diplomasisine ilişkin değerlendirmeler zaman zaman yapılıyor. Ancak bunlar yeterli değil. Objektif ölçüde değerlendirilmeyen bir kamu diplomasisi, o ülkeye kazanım sağlamaz.

 

Ülkemizde kamu diplomasinin anlaşılmadığını belirttiniz. Peki kamu diplomasisinin başarılı olması için ülkelerin ihtiyaç duyduğu özellikler nelerdir?

ÜLKELER YUMUŞAK GÜÇLERİNİN FARKINA VARMALI!

Her ülkenin niteliği ve kamu diplomasisine bakış açısı farklılık gösterebilir. Asıl kullanılması ve yararlanılması gereken özellik evrensel değerler olmalıdır. Bunun yanında eklediğimiz öğeler de vardır. Örneğin; Almanya teknolojiyi kullanır. Alman mühendisliği dediğimiz zaman güveniriz. Aslında bu bir yumuşak güçtür. Almanya burada mühendisliğiyle bir değer aktarır. Amerika Birleşik Devletleri’ne baktığımız zamanda insanlar Amerika Birleşik Devletleri’ni eleştirse de emin olun birçoğu Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşamak istiyor. Bunu geçen yıl yaptığım bir araştırmamda da gördüm. İşte bunun etkisi nedir? Tabii ki yumuşak güçtür. Avrupa’ya bakacak olursak da Avrupa’nın müziği, modası, tasarımı ve sanatı geçmişten bu tarafa tüm dünyayı etkiler. Avrupa’nın bu noktada güçlü bir cazibesi vardır.

 

Simon Anholt bir konuşmasında Türkiye’nin kamu diplomasisi algısını iyi yönetemediğinden bahsetti. Dışarıdan gerçekten Türkiye bu algıyı nasıl yönetiyor?

“TÜRKİYE RÜYASINI ANLATMALIYIZ!”

Ülkemizin kamu diplomasisi algısı yok. Bir kamu diplomasisi politikası yok. Bu konuya ilişkin bir uğraşıda yok. Evrensel değerleri etkin kullanmıyoruz. Bölgesel çaplı politika yürütmek başarı getirmez. Sadece kültürel ve dini olarak yakın olduğumuz bir Orta Doğu ülkesi ya da Balkan ülkesi vatandaşının Türkiye’yi sevmesi yeterli değil. Bugün Güney Amerika’daki insanlara da idealize edilmiş Türkiye Rüyasını anlatmalıyız. Yumuşak gücünüzü dini, tarihi ve kültürel değerler gibi bağlar üzerine indirgediğiniz zaman ekonomik refah, evrensel değerler ve teknoloji gibi çekicilikleri göz ardı ederseniz. Sadece din, kültür ve tarih gibi değerleri baz alırsanız ülkeniz uluslararası cazibe merkezi olmaz ve istediğiniz hedefe ulaşamazsınız. Yumuşak gücümüz objektif değerlendirilmiyor. Bu şekilde bir yumuşak güç varlığının düşünülmesi bizi uluslararası bir güç yapmayacaktır. Türkiye küresel bir güç olabilecek durumdayken bölgesel bir güç olarak kalmamalı.

 

Türkiye ile ilgili oluşan algıları nasıl değiştirebiliriz?

“ETKİYE TEPKİ MESELESİNDEN UZAKLAŞMALIYIZ”

Objektif ölçülerde değerlendirmeler yaparsak ve emin adımlarla ilerlersek sorunları çözebiliriz.Planlı ve programlı hareket etmeli, uzun vadeli politikalar oluşturmalı ve bu politikaları stratejik şekilde uygulamalıyız.Etkiye, tepki meselesinden de uzaklaşmalıyız.

 

Şüphesiz gittiğiniz yerlerde yazılı ve görsel basını da takip ediyorsunuzdur. Kentimiz sizce görsel ve yazılı basında nasıl bir ivmede?

“EKONOMİK SIKINTILAR YÜZÜNDEN, BASINIMIZ KALİTE PROBLEMİ YAŞIYOR”

Elazığ, yazılı ve görsel basın noktasında istediğimiz yerde değil. Fakat bir gelişim evresinde. Gelişim için ciddi anlamda yoğun çaba sarf eden kıymetli gazetecilerimiz ve işverenlerimiz de var. Üzülerek söylemeliyim ki Elazığ’da basın, maalesef hane halkına hitap etmiyor. Elazığ’daki basının hitap ettiği kitle genel olarak Bürokrasi. Elazığ’a ilişkin yaşadığımız problemlerin çoğu,  gündeme alınmıyor. Doğal olarak Elazığ’ın çıkarlarına ilişkin daha fazla haber yapılmalı ve problemler daha fazla gündeme getirilmeli. Şunu da belirtmeliyim ki yazılı ve görsel basınımız ciddi anlamda ekonomik sıkıntılar da yaşıyor. Uzmanlaşma noktasında güçlük çekiyorlar. Neden? Muhabir sayısının fazlalığı büyük bir külfet.  Çünkü basınımızın geliri çok az. Bu nedenle bir muhabir her habere gidebiliyor, birçok konuda haber yazabiliyor. Bu kalite problemi de ortaya çıkarıyor.

 

Dünyanın birçok yerine giderek aynı zamanda ülkemizin tanıtımına da katkı sağlıyorsunuz. Bu seyahatleriniz sırasında şüphesiz birçok anı biriktirmişsinizdir. Rica etsek unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

TAYLAND DA BİLE PALULUYLA KARŞILAŞMAK…

Tayland’da yaşadığım bir anımdan bahsetmek istiyorum. Tayland’ın Başkenti Bangkok’da bir konferansım vardı. Konferansa çocukluk arkadaşım Osman Sanaç ile gittim. Konferans sonrası Tayland’ı gezmeye çıktık. Arkadaşım ile ülkenin işlek caddelerinden birinde yürürken dedim ki Osman dünyanın her tarafında karşımıza bir Palulu çıkıyor. Nereye gitsem bir Palulu ile karşılaşıyorum dedim ve gülmeye başladık. O an arkadan bir ses: döner kesen bir adam Kim Palulu dedi ve ben de dönüp abi ben Paluluyum dedim. Şaşkınlık içerisindeyiz tabii ki.  Konuşma bir şekilde somutlaşmış oldu.  Bilirsiniz Elazığ’da Palulular her yerdedir diye konuşmalar yapılıyor. Bunu gerçekten yaşamış olduk.

 

Akademisyenlik hayatınız devam ediyor haliyle ağırlıklı olarak genç iletişimcilerle birliktesiniz. Genç iletişimcilere ne gibi önerileriniz olur?

“ÖZGÜN OLUP KİMSEYE BENZEMESİNLER”

Öncelikle farklı görüş ve türlerde kitap okusunlar. Özgün olsunlar. Kimseye benzemesinler. Her gencin bir felsefesi olmalı. Sosyal Medya için değil, gerçek hayat için yaşamalılar. Son olarak Maksim Gorki’nin bir sözüyle bu konuşmayı bitirmek isterim “Dünya insan için karanlık bir gecedir ve herkes kendi yolunu aydınlatmalıdır.’’

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER