SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Gıyasettin Dağ
Gıyasettin Dağ

DOĞDUĞU TOPRAKLARI YÜREĞİNDE YAŞATAN BİR YAZAR

DOĞDUĞU TOPRAKLARI YÜREĞİNDE YAŞATAN BİR YAZAR
Bu haber 29 Mayıs 2019 - 8:09 'de eklendi.

Şerif Aydemir, Ağın’dan yetişen güçlü bir kalem,  güçlü bir hikâyeci. Hikâyeciliği ve sivil toplum yöneticiliği kadar Ağın’ın gönüllü bir kültür elçisi. Uzun yıllar yaptığı gazeteciliği ile de bilinen Aydemir’i, okuduğum ve bu yazıda bahsetmeye çalışacağım dört kitabında doğduğu topraklara, memleketine âşık bir yazar olduğunu görmek mümkündür. Bu sebeple Aydemir gibi her hikâyesinde, her yazısında memleketinden bir söz, bir nükte bir anı barındıran bir yazarı doğduğu toprakları yüreğinde yaşatan bir yazar olarak tanıtmak doğru bir ifade olacaktır.

“Yazık Olmuş Yarsız Geçen Ömrüme” yazar tarafından kaleme alınan bir Ağın Kitabı. Elazığ’ın güzel ve sakin beldesi Ağın’ın adını kapağında taşımasa da ben onu bir Ağın Kitabı olarak gördüm, okudum. Kitabı yazarın diğer kitapları gibi hikâye ağırlıklı olarak algıladım ve okumaya başladım ancak diğerlerinden farklı olduğunu gördüğümü, başlı başına bir Ağın kitabı olduğunu ifade etmeliyim. Eserin girişini süsleyen Prof. Dr. Zafer Gençaydın’ın giriş yazısı da esere apayrı bir değer katmış.

“Ölmek istenen yermiş vatan” diyerek Ağın’a olan özlemini anlatan Aydemir, eserinde yazmaya olan merakını, yazma konusunda yaşadığı sıkıntıları, memleket şivesine ve yöresel tabirlere olan düşkünlüğünü satırlarına yansıtmıştır.

“Soylu Bir Hüznün Yankılarında” adlı bölümde Harput Türkülerinin usta sesi Enver Demirbağ’ı anlatan yazar, “Keklik Bizden Uzaklaştı” da ise “Harput Şehrengizi” yazarı ve dostu Metin Önal Mengüşoğlu’nun Harput özlemini dile getirmektedir. “Biz Ağınlılar biraz de Eğinliyiz” diyen yazar, esere adını veren “Yazık Olmuş Yarsız Geçen Ömrüme” adlı bölümde bir dağ başından Fırat’ın nazlı akışını seyrederken Eğin ve Ağın’ı anlatmaktadır.

Kurban olam yar yeleğin biçene

Yazık olmuş yarsız geçen ömrüme

Sözlerinin dile geldiği Eğin Türküsü yazara kitabının adı için ilham olmuştur.

“Doğduğu toprakları yüreğinde yaşatan bir yazar”demiştim yazıya başlarken. Onun Ağın’a olan bağlılığını, hasretini bütün hikâyelerinde ve denemelerinde görmek mümkündür. Yazar kendi Ağın’ını Mustafa Kutlu’dan aldığı bir ifadeyle anlatır, Kutlu “Bir şehri var eden eşrafı ve esnafıdır” demektedir. Yazar bu tanımı Ağın için yapmakta ve “Eğer Ağın’ın eşrafı, esnafı kaybolur giderse Ağın’da kaybolur” demekte, Ağın için endişelerini dile getirmektedir. Yazar kendi Ağın’ını ise şu cümleler ile anlatmaktadır, “Ağın silinmez bir kına kokusuyla çocukluğuma sinmemiş olsaydı, kâh keskin bir renk, kâh yumuşak bir fısıltı halinde doku hücrelerimin kovuklarına saklanmamış olsaydı, bu daüssıla içime böyle çöreklenir miydi?”

Konularını ve kahramanlarını hayatın içerisinden ve gündelik yaşamın bir yansıması olarak seçerek hikâyelerini kaleme alan yazar, “Mendilim Sende Kalsın” adlı kitabındaki “Sekiz Sütuna Bir Zarf” adlı hikâyesinde her devlet dairesinde benzeri yaşanabilecek küçük bir odaya sıkışmış birkaç memurun hayata dair beklentilerini dile getirmektedir. “İstanbul’un kışına dayanmak için Tibet Öküzü gibi olmak lazım” diyerek kendisine bir “Kırçıl Palto” alan memurun hikâyesindeyse günümüzün bir diğer toplumsal yarası olan hesapsız kitapsız harcamalarını nükteli bir anlatımla yansıtmıştır. Şüphesiz kitabın en önemli hikâyesi olan ve esere de adını veren “Mendilim Sende Kalsın” da ise yazar coğrafyanın insan üzerindeki etkilerini, kar ve kış şartlarında yaşadıkları zorlukları dile getirmekte, köye atanan Figen öğretmenin köyün yağız delikanlısı Fırat ile arasında başlayan duygusal yakınlaşmayı beklenmedik bir final ile neticelendirmektedir. Yazar bütün hikâyelerinde olduğu gibi bu eserinde de doğduğu toprakların türkülerine, deyimlerine de sık sık yer vermektedir.

Yazarın bir diğer eseri de yine hikâyelerinden oluşan Ruhuma Saplanan Şehir’dir. Kalemine yansıyan nükteli anlatımlar en çok bu kitaptaki hikâyelerinde kendini göstermektedir. “Ay Başı Zenginliği” adlı hikâyesinde ayın 15’inde geçici bir zenginlik yaşayan memurların halini anlatırken oldukça nükteli bir anlatım yöntemini izlemekte, her zamanki gibi türkülerden vazgeçememektedir. Çocukluğunda geçirdiği rahatsızlık ve yaşadığı tedavi süreçlerinden kaynaklanması muhtemel bir hastane teması bütün hikâyelerinde kendini göstermektedir. Özellikle esere adını veren “Ruhuma Saplanan Şehir’de” Ağın’dan Elazığ’a, daha sonra da Antep’e uzanan bir tedavi yolculuğunda şehirleri, otelleri vehatta asfaltı ilk defa gören bir çocuğu, fakirlik ve yokluklar içerisinde hayata tutunma mücadelesi veren bir babanın hüzün veren mücadelesini görmek mümkündür.

Yazar, Ağın’a olan hasretini şöyle dillendirmektedir, “Ne zaman bir hasret türküsü ile yüreğim depreşse, ne zaman bir Elezber eşliğinde hızarın ağzından fırlayan talaş gibi büklüm büklüm savrulsam, Ağın’a, Ağın’daki safiyane çocukluğuma doğru süzülüyorum. Bir aşina yüz gözüme çalınmasın, bize ait bir tını kulağımı okşamasın, hemen o anda Ağınlı yıllar kozalak gibi önüme dökülüyor. O yılları dul kalmış bir kadının çeyizini sakladığı gibi saklıyorum. Onları benden sıyırıp alsalar çırıl çıplak kalır, fakir düşer diye korkuyorum”.

 

Yazar Şerif Aydemir’in eserleri şunlardır: Mendilim Sende Kalsın – Ötüken Yayınları, Ruhuma Saplanan Şehir – Ağın Haber Gazetesi Yayınları, Yazık Olmuş Yarsız Geçen Ömrüme – Ağın Haber Gazetesi Yayınları, Çiçekten Harman Olmaz – Ötüken Yayınları.

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER