SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

DİNSEL İLETİLER

DİNSEL İLETİLER
Bu haber 30 Ağustos 2019 - 8:39 'de eklendi.

Bu yazının başlığını genel olması açısından dinsel iletiler olarak belirledim. Bu iletilerin dinsel olarak nitelenmesi görecelidir. Çoğunlukla dinselleştirilmiş gün ve gecelerle ilişkili de olabilir. Ancak toplumda söz konusu iletiler belirli dinsel gün ve gecelerde gönderildiğinden bu şekilde isimlendirmeyi tercih ettim.

Dinselleştirilmiş gün ve gecelerin kaynağının dine dayanıp dayanmadığını tartışmayacağım. Kutsallaştırma insanın tarihsel hastalığıdır. Tanrı ya da Tanrıların fiillerin belirli gün ve gecelerde ortaya çıkmasından hareketle bazı günleri ve geceleri kutsallaştırma hastalığı tarihte ortaya çıktı ve günümüzde de devam etmektedir.

Yahudiler, hep günleri kutsadılar. Kutsadıkları günler de genelde İsrail Oğullarının günleriydi. Diğer bir deyişle bunlar Yahudilerin milli günleriydi. Yahudilikte kutsallığın günle ilişkilendirilmesinin anlamı, gerçekte yaratılışın yedi günde olması ve yedinci günü Allah’ın dinlenmesiyle ilişkiliydi. Ancak bir kutsallaştırma yapılacaksa, çalışma günlerinin yani Allah’ın eylem yaptığı günlerin kutsallaştırılması daha doğru olurdu. Eylemsizlik hiçbir zaman değerli değildir.

Hıristiyanlıkta haftanın ilk günü olan Pazar gününde İsa’nın ölümünden sonra dirildiğine inanıldığından, o, diriliş günüdür. Yahudilikte yedinci gün olan sebt yani dinlenme günü kutsal iken, Hıristiyanlıkta diriliş günü kutsal kabul edilmiştir.

Müslümanlığın yasasında kutsal gün olmasa da, Yahudilikten ve Hristiyanlıktan etkilenerek kutsal gün anlayışı gelişmiştir. Müslümanlıktan önce de Cuma günü ticaret günü olarak Cahiliye müşriklerinde de vardı. Medine’de de Cuma günü ticaret ve eğlence günü idi. Kur’an’da bir sure olan Cuma suresinde Cuma gününün bu özelliklerine atıf vardır.

Kutsallaştırılmış gecelerle ilgili olarak daha önceleri birkaç yazı yazdım. Bu yazılarda söz konusu gecelerden sadece kadir gecesinin Kur’an’da yer aldığını, bunun anlamının da beşeri düzlemde tahta oturan kralın cülusunun şerefine bu gecede tebaasına inam ve ihsanlardan bulunmasından hareketle, Allah’ın da Kur’an’ı kadir/ölçü gecesinde indirdiği ve inananlar için bir yasa oluşturduğunu belirtmiştim Bunun dışındaki diğer geceler sonradan kutsallaştırılmıştır.

Bu gün ve gecelerin kutsal olup olmaması bir yana. Bu gün ve gecelerde ne yapmalıyız. Yahudilerin sebt/dinlenme gününde yaptıkları gibi işi gücü bırakıp ritüellerle mi meşgul olmalıyız? Kur’an sadece Cuma günü salat vaktinde çalışmayı yasaklamakta ve salatın hemen ardından yeryüzüne dağılarak çalışmayı emretmektedir.

Cuma gününün ve kutsallaştırılmış gecelerin tebrik edilmesi diye bir anlayış, İslam’ın ilk yıllarında veya en azından elçinin yaşadığı dönemde mevcut değildi. Çünkü böyle bir anlayış eğer mevcut olsaydı, Kur’an da değinirdi.

Bir günü veya geceyi tebrik etmek, onun eylem yönünden bereketli olması yani iyi eylemlerin ondan çok olmasını dilemek ve daha çok sevap kazanmak demektir. Türkçe bir sözcük olarak kutlamak ise asıl olarak kut sözcüğünden gelmiştir. Kut sözcüğü de eski Türkçede neredeyse Tanrı ve Tanrısal olan her şey için kullanılmaktadır.

Dinsel geleneğimizde yükümlü olduğunuz ritüelleri yapan kişiye ritüelini tamamladıktan sonra “Allah kabul etsin” denilmektedir. Allah takva üzere yani herhangi bir çıkar gözetilmeyen ritüelleri zaten kabul eder. Bir kimsenin eylemi hakkında “Allah kabul etsin” demek, Allah’ın muttakilerin eylemlerini kabul edeceğini “Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti” (Mâide 5/20) ayetinde bildirmesi nedeniyle, o kimsenin eylemini takva üzere yapmadığını ima etmektir. Zaten bir kimse dinsel ritüellerini kurallarına göre yapmışsa, Allah da onu kabul edecektir.

Kur’an’da bazı elçiler ve diğer insanlar bazı eylemlerinden sonra “Allah’ım benden kabul et” dedikleri aktarılmaktadır. İbrahim (a.s.) oğlu İsmail (a.s.) ile birlikte beyti inşa ederken (Bakara 2/127), İmran’ın karısı karnındaki bebeğin erkek olduğunu umarak onu ocağa/eve adarken (Âluİmrân 3/35), tövbe ederken (Âluİmrân 3/90), infak ederken (Tevbe 9/53) vs. insanın yapmakla yükümlü olmadığı ancak fazladan yaptığı eylemler için kullanılmaktadır. Yapmakla yükümlü olduğumuz eylemleri yaptıktan sonra “Allah kabul etsin” demek zaten anlamsızdır. Bu durumda bir kimse ancak kendi eylemi için “Allah’ım benden kabul et” diyebilir. Başkasının yaptığı bir eylem için “Allah’ım onun eylemini kabule et” denmez. Çünkü biz karşıdakinin eylemindeki gizli amaçları bilemeyiz.

Cuma günlerinde veya kutsallaştırılmış gecelerde ileti göndermeyi, gönderen, ileti ve gönderilen açısından değerlendirmek gerekir.

İletiyi gönderen gönderdiği iletiden bir beklenti içerisindedir. Herhangi biri siyasal, ekonomik, dini vs. beklentisi olmayan insanlar başkasına dinsel ileti göndermemektedirler. Bu tür iletileri daha çok siyasilerin göndermesi bunu doğrulamaktadır. Hatta muhtar adayları, apartman yöneticisi olmak isteyenler vs. bu tür iletiler göndermektedirler. Eskiden üniversitelerde rektörlük seçimle yapılırken, rektör adayları çok sık dinsel içerikli iletiler göndermeyi bıraktılar. Şimdilerde seçim kalkınca artık onlar da ileti göndermemektedirler. İllerde valilerin kutsallaştırılmış gün ve gecelerde dinsel iletiler gönderdiği görülmemiştir. Ancak belediye başkanları ve milletvekilleri dinsel içerikli iletiler “sallamak” için fırsat kollamaktadırlar.

İletiyi gönderen çoğunlukla ne tür bir ileti gönderdiğinin dahi bilincinde değildir. Belki de bu iletileri kendisi bile göndermemekte, sekreteri veya gönüllü hizmetkarları bu iletileri onun adına göndermektedirler. Onun için de Cuma günlerinde veya kutsallaştırılmış gecelerde Kur’an’dan bir ayet sallamaktadırlar. Sallıyor fakat ne salladığının farkında bile değil. Çünkü sallamak bilinçsiz ve gerçeğe uygun olmayan eylemler için kullanılır.

Dinsel içerikli iletilerde genellikle Kur’an ayetleri tercih edilmektedir. Çünkü gönderilen kişiler nezdinde en değerli söz Allah kelamıdır. Allah sözünün en değerli söz olduğunda şüphe yoktur. Ancak bu değerli sözü bir kimsenin kendi çıkarları adına kullanması değersiz ve hatta yerilen bir eylemdir.

Cuma iletileri mesaj guruplarına gönderildiğinden, iletilerin gönderildiği kişileri değersizleştirmek anlamına gelmektedir. Çünkü karşıdaki kişi kimlikli biri olmaktan çıkıp, guruptaki herhangi birine dönüşmektedir.

İletinin gönderildiği kişiler gönderinin kimliğine göre okumakta ve çoğu kere de söz konusu iletiler benzer iletiler olduğundan geçiştirilmektedir. Her halükarda Cuma ünü veya kutsal gecelerde başkalarına ileti göndermenin toplum veya birey yararına bir işlev görmediği açıktır.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER