SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

 ‘Cüzzam Duvarlar Yıkılırken’ okuyucusuyla buluşuyor!

 ‘Cüzzam Duvarlar Yıkılırken’ okuyucusuyla buluşuyor!
Bu haber 24 Ekim 2019 - 18:11 'de eklendi.

Daha önce şiir kitapları ile okurların karşısına çıkan şiir ve yazıları ile tanınan aynı zamanda gazetemiz köşe yazarlarından olan Muhammet Yalçın Azizoğlu ile yeni çıkan kitabı ‘Cüzzam Duvarlar Yıkılırken’ romanını konuştuk. Azizoğlu, “Bugün kapılarını açacak kitap fuarına eserimi yetiştirmekten mutluyum. Maalesef okumayan bir toplumuz, fuarları bu nedenle önemli buluyorum. Fuarlarda üç nesli bir arada kitaplarla buluşurken görmek istiyorum” dedi.

 

 

Röportaj: Kübra TÜRKAN

Geçtiğimiz gün; daha önce şiir kitapları ile okurların karşısına çıkan şiir ve yazıları ile tanınan aynı zamanda gazetemiz köşe yazarlarından olan Muhammet Yalçın Azizoğlu ile son derece keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Ve ilk romanı ‘Cüzzam Duvarlar Yıkılırken’ üzerine son derece keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.  İşte bu keyifli söyleşimizin detayları…

Bu kez bir şiir değil bir roman kitabı ile okurlarınızın karşısına çıktınız. Nesir türünde verdiğiniz eseri biraz konuşabilir miyiz?

“CÜZZAM HASTANESİNE; BURADAN ROMAN ÇIKARABİLİRİZ DÜŞÜNCESİYLE GİTMEMİŞTİM!”

Benim asıl uğraş alanım şiir. Bu kitabım; nesir tarzında ilk eserim. Daha önce 3 şiir kitabına imza atmıştık. Roman tarzında denemelerim olduğu halde bunları yayımlamamıştım. Bu ilk romanımız Rabbimin bir lütfu sadece benim açımdan da değil. Bu roman tematik olarak da bir ilk barındırıyor. Daha önce bir cüzzam hastanesine girilerek bir roman hazırlanmamış. Yaklaşık 70 yıllık bir geçmişi  olan bir hastalığın ve hastanede bulunanların hayatının irdelendiği bir eser ortaya çıkardık. Böyle detaylı bir çalışma yok gibi. Biz planlamadan bir hastanenin içine girdik. Hastalar için ne yapabiliriz ve burada nasıl bir röportaj çıkarız diyerek bu hastaneye adım atmıştım. Yani oraya buradan roman çıkarırız mantığı ile gitmemiştim ve burada o kadar yaşanmışlıkların olabileceğini hayal etmemiştim. Bunu itiraf edeyim.  Röportaj belki çıkar veya birde kısa bir öykü çıkabilir şeklinde düşünmüştüm. Ama orada hastalar ile diyalog kurduğum anda gördüm ki orada onlarca roman çıkacak hayat hikâyeleri var. Bazıları vefat ettiği için hastaların bir kısmına da ulaşamadık.  Bazılarının hikâyelerini de görgü tanıklarından dinledik. Uzun bir aranın sonrasında bunu romanlaştırmak istedik ve romanın ilk serisi çıkmış oldu. Buna da ‘Cüzzam Duvarlar Yıkılırken’ başlığı ile okurlarımızla buluşturduk.

Peki ilk defa işlenen bir konuyu hem de ilk nesir yazınızda konu edinmek biraz riskli değil mi? Nasıl oldu da bu riski aldınız?

“SON DERECE RİSKLİYDİ”

Son derece riskli. Yani az evvelde belirttiğim gibi o hastaneye ilk adımı ben oradan bir kitap çıkar mantığı ile gitmedim. Kendimize şiar edindiğimiz bir şey vardı; yoksulun, mazlumun yanında yer almak.  Kendisini ifade edemeyenlerin sesi olmak.  Toplumların ya da bireylerin mazur kaldıkları sıkıntılarda onların çığlıklarına, feryat figanlarına kulak vermek için oraya gitmiştik. Çünkü Elazığ’da diğer sağlık kuruluşlarının sorunları gündemdeydi ama cüzzam hastanesi kimsenin gündeminde değildi. Cüzzam hastanesi geri planda kaldığı için oraya girdik.  Buradakiler adına ne yapılabilir bunu konuşmak istedik. Bizim gittiğimiz dönemlerde artık 310 hastanenin birçoğu gitmiş ve hastane de çok az bir hasta kalmıştı. Artık burası kapanmıştı. Biz en azından buradaki hastalardan hayat hikâyelerini öğrenerek, daha sıkıntısız bir şekilde ömürlerine devam etsinler istedik. Uzun zamandır bu hastalık ile mücadele edenler vardı. Türkiye’de 3 cüzzam hastanesi vardır. Elazığ cüzzam hastanesi bağımsız olan tek hastanedir. Burada yaşananlara ışık tuttuk. Şehrimizin bir arşivi yok.  Bu nedenle bazı olaylar ve yaşanılanlar; insanlar ölünce kaybolup gidiyor. Bir düşünün 10 sene sonra biri çıkıp,  cüzzam hastanesi ile araştırma yapmak istese bu konuda çalışma yapamaz. Henüz hastane binası yıkılmamış olmasına rağmen üstelik. Şu anda bile arşiv bulmakta zorlanılıyor.

Kitabınız başlığı da son derece ilginç neden “Cüzzam Duvarlar Yıkılırken” başlığı ile çıkardınız? Başlığın özel bir anlamı var mı?

ROMANIN DEVAM YAYINI DA GELECEK!

Türkiye’deki cüzzamı üçe böldüm. Elazığ’daki cüzzam hastanesi 1936- 1937 yılları arasında yapılması planlanıyor ama Van Gölü içerisinde bulunan Akdamar kilisesinin olduğu yere yapılması planlandı. Sonrasında ise Elazığ’ımız uygun görülüyor. 1941 yılında hasta alımına başlanıyor. Türkiye’nin ilk cüzzam hastanesi konumundadır. Belki o günün şartlarında hastane olarak iyidir ama hastanenin duvarları 8 metredir. Bunu cezaevi olarak adlandırabilirsiniz. Görüştüğümüz hastalar; “1960’lı yılların ortasında bu duvarlar yıkıldı.  Duvarların arkasında bir hayatı bilmiyorduk. Bu duvarlar yıkıldıktan sonra bir hayatın olduğunu gördük” diyerek farklı bir sevinç yaşadıklarını ifade ettiler. Bunun üzerine biz bu duvarları utanç duvarları olarak dillendirdik. Sağlıklı insanlar ile cüzamlılar arasından bir taş duvar örülmüş bu taş duvarlar kalktıktan sonra hastalar bize rahat ettiklerini ifade etti.  Duvarların yıkılmasını milat olarak gördüğüm için ilk kitabımın adı bu oldu. 1980’lerden sonra; hızla bu ülkede cüzzamlı hasta sayısı azalıyor ve 2000 ile 2008 yılları arasında cüzzam hastanelerinin kapısına kilitler vuruluyor. Nasip olursa ikinci kitabımızın adı da ‘Hastaneler kapanırken’ olacak.

Kitap fuarına ilkleri barındıran bu kitabınız da yetişecek. Peki ilk kitabınız ile ilgili hedefiniz ne? Fuarda eserinize güzel bir ilgi olacağını düşünüyor musunuz?

“ÜÇ KUŞAĞI BİR ARADA FUARDA GÖRMEK İSTİYORUZ”

Okumak ülkemizin genelinde bir sıkıntı. Vatandaş kitapların pahalılığından dert yanıyor. Bizler bu bahaneyi kabul etmiyoruz. Kıyaslamak pek doğru olmasa da sigaradan daha ucuza satılan kitaplar var.  Sıradan bir kafeteryada içtiğiniz bir kahve fiyatına pek tabi kitap satın alınabilir. Bizler kitapları karanlığı aydınlatan bir ışık olarak görüyoruz. Paha biçilmeyecek eserlerimizdir. Ayrıca ebeveynlerimiz, gençlere kitap okuyun demekte ama biz okumadan onlara nasıl okuyun diyebiliriz. Üç kuşak bir arada fuarları ziyaret etsin. Birlikte kitapları satın alarak, aldıkları eserleri okusun istiyoruz. İlk etapta dedelerimiz, ninelerimiz,  annelerimiz ve babalarımız okusun ardından çocuklar ve torunlar okur demekteyiz.  Hepsinin bir arada kitap seçmelerini arzuluyoruz. Kitap hiç okumayan birilerinin; kitap oku telkini boşa gidecektir. Bu fuar bir milat olsun ve çocukları ile birlikte okusunlar. Geçmişteki okur kitleme razıyım. Kitapların ilk baskısını almak isteyen meraklılar varsa bu kitabı fuar aracılığı ile temin etmeye çalışsınlar.

Böylesi ilkleri barındıran bir eserin oluşması ne kadar zamanınızı aldı?

“BU KİTAP İLKLERİ BULUŞTURDU ”

Cüzzamlı hastaları dinlemek için il il gezdim.  Kars’a ve Ankara’ya giderek cüzzamla savaşan hastaları bizzat dinledim. İyileşip gidenler var ortada hasta yok. Toplum da ailelerde bu hastaları dışlamış. bu insanlara ulaşılarak hazırlandı. 350 saat ses kaydım söz konusuydu. Kitabın % 85’i gerçek hayata hikâyelerinden oluşmakta. Yaklaşık beş yılda ortaya çıkardık.  Kitap konusu ile ilk, benim ilk romanım, editörümüzün ilk roman deneyimi, kapak resmini çizen ressamın ilk kitap kapağı çizimi, kitap tasarımını yapan arkadaşımızın ilk kitap tasarımı, dizgiyi gerçekleştiren şahsın ilk dizgisi. Özetle bolca ilkin yaşandığı bir eser. İlklerin buluşma adresi olan bu eseri edebiyat sevdalılarının beğenisine sunduk. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı teşekkürler.   Kitap fuarına gelecekler,  bu eseri satın alındıklarında ilerleyen zamanlardaki kitapların çıkmasına da katkı sunmuş olacaklardır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu keyifli söyleşi adına size ve benim de bir parçası olduğum Fırat gazetesi ailesine teşekkür ederim. Gazetemize yayım hayatında başarılar dilerim. Umarım ilk romanımız hem bize hem de kitap fuarımıza uğurlu gelir bol ziyaretli güzel bir on günü geride bırakırız.

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER