SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Cahit Kutlu
Cahit Kutlu

ÇOCUK VE SUÇ KAVRAMI

ÇOCUK VE SUÇ KAVRAMI
Bu haber 29 Ocak 2020 - 8:37 'de eklendi.

Çocuk; Genel olarak 18 yaşına gelinceye dek ruhsal, fiziksel, biyolojik, psikolojik, sosyal vb. olarak kendi ihtiyaçlarını kendileri giderememe, istismara ve ihmale açık olma, ebeveynlerine bağlı olma, sosyal çevre desteğine ihtiyaç duyma gibi gelişimsel dönem özellikleri taşıyanlar çocuk kavramına girmektedir.

Çocukların suça itilme nedenlerine bakıldığında sadece bireysel nedenler ile suç işleme oranları düşük olduğu görülmektedir. Bu sebeple çocuğu suçlu diye nitelendirmek yerine suça sürüklenen çocuk kavramı ile nitelendirmek daha doğru bir yaklaşım olmaktadır. Nitekim 2005 yılında yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu çocuğu suçun işleyeni değil, o suça sürükleneni olarak kabul ederek bir anlamda fail çocuğu da suçun mağduru konumuna yerleştirmekte, bunun doğal sonucu olarak da suç işleyen çocuğa yaptırım uygulanacak olması durumunda bu uygulamanın çocuğun durumuna ve fiiline uygun ve orantılı olmasını prensip edinerek, suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasını değil korunmasını temel amaç olarak kabul etmektedir (Tunceroğlu, 2015).

Suça sürüklenen çocuk suç ile nerede tanışır diye bakacak olursak; aile ve sosyal çevre etmenleri, mahalleler, sokaklar, kentler, hatta okul ve çevresi gibi birçok yerden bahsedebiliriz. Ülkemizde son yıllarda değişen kentleşme oranı ile çok hızlı bir şekilde toplumsal yapıda da değişim meydana gelmiştir. Bu değişim suç çeşitliliğinin artmasına neden olmuştur. Kentleşme oranı arttıkça suça maruz kalma ve suça sürüklenme oranlarının da artığı gözlemlenmektedir.

Bunun yanı sıra düşük sosyo-ekonomik koşullar çocukları eğitimden uzaklaştırdığı gibi küçük yaşta çalışmalarına neden olmaktadır. Çocukların ailelerine katkıda bulunmak için çalışmaları, onların okuldan uzaklaşıp hem eğitimden yoksun kalmalarına hem de ailelerin denetiminden uzaklaşarak suça sürüklenmelerine zemin hazırlanmasına sebep olur. Bunun dışında bulundukları sosyal çevreden farklı olarak, sosyo-ekonomik açıdan yüksek ve zengin çevrelere imrenmeleri ve kısa yoldan para kazanma istekleri, gayrı meşru işlerle uğraşmaya ve bu çevrede kabul görmek için çeşitli suçlara bulaşmaya iten sebepler de sayılabilir.

Suça sürüklenme nedenlerine baktığımızda sadece sosyal çevre ve ekonomik nedenlerin etkili olduğu söylenemez. Bu noktada bir çok etkenden söz edilebilir ancak tek tek bunlara değinmek oldukça güçtür. Çünkü toplumsal varlık olan insan toplumun değişim hızına ayak uydurmaya çalışırken bir yandan olumsuz durumlara maruz kalabilmektedir. Bu sebeple suç türleri ve suça itilme nedenleri de çoğalır. Buna en iyi örnek olarak bilişim suçları verilebilir. Gelişen ve değişen dünya şartlarında teknoloji ve bu teknolojinin kullanımı faydalı olsa da zararlı yanları insanları suça itmektedir. Örneğin: çocukların internet bağımlılığı, onları hem bağımlı yapmakta hem de çeşitli suçları işlemeye maruz bırakmaktadır. Çeşitli mekanlarda (internet cafeler, oyun salonları, vb.)  farklı arkadaş grupları ile tanışarak, şiddet ve cinsel içerikli filmler izleme ve oyunlar oynama, ahlaki olmayan ve kişiliklerinin gelişimine olumsuz etki eden videolara çok daha rahat ulaşabilmektedirler.

Suça itilme nedenlerinden bir diğeri ise; toplumu olumsuz yönde etkileyen görsel ve yazılı medya organlarıdır. Güncel ve popüler olan dizi, film, müzik, sanal oyunlar vb. yayınların şiddet içerikli mesaj vermesi, çocukların bu karakterleri olumsuz rol model alarak onların tutum ve davranışlarını taklit etmeleri (şiddet davranışı, sigara, uyuşturucu madde, alkol vb.), sosyal çevresinde bu karakterlere özenerek kabul görme istekleri, suça bulaşmayı ve suçu normalleştirdikleri görülmektedir.

Tüm bunların ışığında çocuk ve suçun işlenmesinde azalma gösterebilecek çocuğun sosyalleşmesinde onu desteklemesi, ona fırsatlar oluşturması ve çocuğun sınırları oluşturulmuş olarak sosyal bir ortama girmesi onun sosyal normlara uyarak toplumdan dışlanmamasını sağlar. Toplum tarafından kabul görme, suç davranışını da azaltacaktır. Bunun yanında çocuğun toplumsallaşma sürecinin başlangıcını yaşayacağı ortamı ailesi olmayabilir ya da kalabalık bir ailede ihmal edilmiş olabilir. Yapılan çalışmalarda suç işleyip cezaevine girmiş çocukların çok büyük bir oranının parçalanmış aile yapısına sahip olduğu görülmekte bu konuyla ilgili literatürü destekler nitelikte, birçoğu ya boşanmış, ya çok evlilik yapmış ya da annesi ya da babası olmayan çocuklardan oluşmaktadır. Son olarak çocuk suçluluğunu önleyebilmek için toplum olarak her bir bireye farklı görevler düşmektedir. Bunun için farkındalık yaratmak onlara insanca yaklaşmak ve onları anlamaya çalışaraktan başlayabiliriz.

Çünkü geleceğimiz onlar..!

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER