SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Baş

CAMİLERİMİZDE İFTAR YEMEĞİ 

CAMİLERİMİZDE İFTAR YEMEĞİ 
Bu haber 12 Haziran 2018 - 10:00 'de eklendi ve 81 kez görüntülendi.

(İl Müftüsü Sayın Yusuf Sarıkaya’ya)

Her zaman ve her zeminde söylediğim bir sözüm vardır.
Ben din adamı değilim dini konulara girmem. Dini konularda söz hakkı din adamlarımızındır. Ben onları dinler, onlara da inanırım.
Bilirim ki din adamı yalan söylemez,
İnsanları karalamaz onlara iftira atmaz.
Hatırlayacaksınız bir zamanlar İstanbul Valide Sultan Camisinde “İçki içtiler” iddiasında bulunanlar olmuştu. Ve bu iddiayı daha doğrusu bu iftirayı yalanlayan ve bilahare “Ben din adamıyım yalan söyleyemem” dediği için sürgün edilen Fuat Yıldırım adında gerçek bir din adamı bir müezzin vardı.
O müezzin;
“Ben cami içerisinde içki içen ya da elinde içki şişesi olan birini görmedim. Görmediğim şeyi söylemem.” diye beyanda bulunmuştu.
***
O günden bugüne geldiğimizde onlarca camilerimizde siyaset yapıldığı iftar yemekleri verildiği, cami duvarlarına siyasi bildiriler asıldığına kimse yalan diyemez sanıyorum.
Şayet yalan diyen olursa bu yazımı okusunlar başta il müftümüz Sayın Yusuf Sarıkaya olmak üzere herkes okusun.
Efendim!..
İlimizdeki bazı camilerde Bülent Ersoy’un tabiri ile fevkaladenin de fevkinde sosyal tesisler olmasına rağmen bir derneğimiz tarafından bir camimizde her akşam iftar yemeği verildiği aşikârdır.
Bu yemek caminin orta katında yer sofrası şeklinde verilmektedir.
Malumaliniz yemek yenilen her yerde ekmek kırıntısı, meşrubat ve yemek
döküntüsü olmaması mümkün değildir.
Böyle bir ortamda namaz kılınmasının doğru olup olmadığına da din adamlarımızın karar vermesi gerekir.
Ramazandan önce eski il müftümüz Payami Güngör’den kalan bu kötü alışkanlığın tekrar edilmemesi için cami cemaatinden önde gelen bir heyet ilimiz müftülüğüne atanan Sayın Yusuf Sarıkaya’ya gidiyor camide yemek verilmemesi talebinde bulunuyorlar.
Sayın Müftü;
“Böyle bir şeyin olması mümkün değil camilerimiz aş evi veya lokanta değildir. Camilerimizde temizlik önde gelir yemek yenilen yerde de mutlaka yemek kırıntıları olacaktır. Müslümanların bu kırıntılara basarak namaz kılmaları da caiz değildir. Onun için ben böyle bir uygulamayı kabul etmiyor ve reddediyorum. Şayet engelleyemezsem, elimde gelmez, zorum yetmezse mührü bırakır giderim” demiştir.
Sayın müftümüze camilerimizde iftar yemeği verilmemesi önerisini götüren heyet bu konuşmalara şahittir.
***
Böyle bir uygulamanın Sayın Müftümüz tarafından kabul görmemesine rağmen hangi sebep ve hangi baskı böyle bir uygulamayı hayata geçirmiştir. Bu uygulama verilen bu taviz sonucu diğer camilerimize de sirayet etmiş camilerimiz adeta birer yemekhaneye dönüşmüştür.
Yemek yenilen yerde gülünür, söylenir yemek öncesi muhabbet edilir, şaka yapılır, siyaset yapılır hatta hatta dedi kodu bile yapılır. Bunların yapılmaması mümkün değildir. Bunların cami içerisinde yapılması da asla ve asla etik değildir.
Bunları yapanlara kendisine selam veren sahabenin yüzüne bakmayan Hz Ömer işini bitirip, mumu söndürdükten, kendisine ait mumu yaktıktan sonra selam veren sahabenin selamını aldığı gerçeğini hatırlatmak isterim.
Eğer ki biz helal ve haram kavramına inanıyorsak bu gerçeği göz ardı edemeyiz. Devletin ve milletin elektriğini hizmet dışı kullanıp devletin suyuyla elimizi yıkarsak o ellerimizin temizlenmeyeceğini de bilmemiz gerekir.
Yüce Peygamberimizin buyurduğu gibi “Temizlik imandan gelir.”

CAMİLERİ AHIR YAPTILAR

Geçtiğimiz gün bir iftar yemeğinde büyücek bir masada ezanı bekliyoruz. Masamızda eğitimciler var, gazeteciler var, memurlar var emekliler var,
İş adamları var. Yani çoğu okuryazar takımı…
Masadan birisi birden bire söze girdi ve “CHP camileri ahır yaptı” dedi.
Bendeniz yetmiş beş yaşındayım bu güne kadar binlerce kitap okudum. CHP’nin iktidarda olduğu o günleri bizzat yaşamış, dört sene askerlik yapmış babamdan, dokuz sene askerlik yapan dedemden böyle bir şey duymadım. Bu sözü söyleyen kafası örümceklerle kaplı bu zata “Sendemi oradan yetiştin” diyecektim ki ortamın hatırına içimden geleni söyleyemedim.
Savaş dönemlerinde camilerde sevkiyat halindeki askerlerin
konakladıklarını, buğday ve arpa gibi zahirelerin saklandığını duydum ama camilerin ahır yapıldığına dair bir iddiayı duymadım ama 2018 yılında camilerin yemekhane yapıldığını duydum.
Nüfusunun % 99’zu Müslüman olan bu ülkede camilerin ahır yapılması
gibi bir saçmalığın yapılması mümkün mü? Böyle bir şeye inanmak cehaletten ve birilerine veya bir siyasi partimize kindarlıktan başka bir şey değildir.
Hiçbir dindar kindar olamaz,
Hiçbir Müslüman yalan söyleyemez, insanları karalayamaz onlara iftira
atamaz. Atarsa o kişi özde değil, sözde Müslüman olur.
Ne diyelim Allah bizi bu gibi Müslümanlardan korusun.

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER