SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Baş

BİNDİK BİR ALAMETE GİDİYORUZ KIYAMETE

BİNDİK BİR ALAMETE GİDİYORUZ KIYAMETE
Bu haber 09 Ağustos 2018 - 10:03 'de eklendi ve 41 kez görüntülendi.

At izinin it izine karıştığı günümüz Türkiye’sinde doğruları bulmak samanlıkta (merekte) toplu iğne aramaktan daha zor.

Kimin ne yaptığı, kimin ne söylediği, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli değil.

Kimse “Benim işim, benim görevim nedir?” diye merak bile etmiyor.

Herkes konuşuyor ama hiç kimse dinlemiyor ve dahi anlamıyor.

Çünkü söylediklerimizin söyleyeceklerimizin anlamı kalmadı. Müslüman yalan söylemez ama biz söylediğimiz on sözden dokuzunu yalan söylüyoruz.

Bu yüzden söylenen sözlere güvenende yok,

Söylediği sözün eri olanda.

Bir önceki yazımızda eğitimimizin içerisinde bulunduğu vahim durumu özetlemeye çalışmıştım.

Milli Eğitimimiz böylede, sağlığımız, güvenliğimiz, diyanetimiz, ekonomimiz nasıl?

İşte onlarla ilgili birkaç örnek;

     SINAV DUASI

Din adamları kardeşlerim yine beni topa tutacaklar ama değinmeden geçemeyeceğim.

Çağımızın uleması bir hatip sınava girecek öğrencilerimiz için. Sınav kapısından girince, merdivenlerden çıkınca, sıralara oturunca, onar defa okumalarını halinde istedikleri başarıyı elde edeceklerini söylüyor.

İşte o dua:

“Ya men leccemel mütekebbirine bi licami azametihi selliim Sellim ya Hafız””

Sakın unutmayın sevgili öğrencilerimiz sakın unutmayın. Sizin geleceğiniz sistemin güçlülüğünden değil duaların gücündendir.

Rabbim bizi bağışlasın bunlar insanı günaha sokuyorlar.

Acaba bu dua yıllarca KPS’ye girip de 90 puan almasına rağmen bir türlü işe giremeyen memur adaylarımız içinde geçerli midir?

Araştırmak, öğrenmek lazım…

MÜFTÜ BEYİN SEKRETERİYLE İNDİRDİĞİ HATİM 

Dinen başımızın bağlı olduğu fetva sahibi Müftü bile yoldan çıkıp sekreteriyle yakalandığında  “Hatim indiriyorduk” diyor.

Buda bize bu ülkede hacıya da hocaya da güvenin kalmadığını gösteriyor.

Ve bu gibi din adamları sekiz yaşındaki kız çocuğunun evlenmesine fetva verebilirken diz kapağının üzeri gözüken kızı bile olsa ondan tahrik olabiliyor.

Demek ki buda bunun ispatı.

Gerçekten din adamı olan hacı ve hocalarımızı tenzih ediyorum.

Benim yüce denim (dilim varmıyor ama) ne yazık ki ayaklar altında.

SAĞLIĞIMIZ VE EMNİYET GÜÇLERİMİZ 

24 Temmuz Salı günü, Giresun’unda bir mahallede oturan 82 yaşındaki Yusuf Topal eşinin kronik hastalığı için kullandığı ilaçları yazdırabilmek amacıyla 15 Temmuz Şehitler Aile Sağlığı Merkezi’ne gidiyor.

Sağlık Ocağı doktoruna başvuran Yusuf Topal, eşi adına düzenlenen sağlık kurulu raporunu göstererek ilaçları reçeteye yazdırmak istiyor.

Ancak, doktor, hastayı görmeden ilaçları yazamayacağını belirterek istediği reçeteyi tanzim etmiyor. Bunun üzerine Yusuf Topal eşinin evde bakım hizmeti kararı olduğuna dair raporu göstererek, sağlık görevlilerinin eve gelmesini talep ediyor.

Tabii bu talepte reddediliyor.

Bunun üzerine doktor ile Yusuf Topal arasında tartışma çıkıyor. Tartışma sırasında doktorun “Hastanelerde çalışanlara yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan acil durum yönetim aracı” olan “Beyaz Kod” vermesi üzerine, polis ekipleri sağlık ocağına geliyor.

Polisler, Topal’ı gözaltına almak isteyince Yusuf Topal direniyor. Bunun üzerine Yusuf Topal polisler tarafından yaka paça polis aracına bindirilmek isteniyorsa da adam direniyor.

Daha sonra 82 yaşındaki Yusuf Topal’a biber gazı sıkılarak adi suçlulara bile reva görülmeyen “Ters kelepçe” takılıyor. Biber gazı sıkılan ve yerde sürüklenen Yusuf Topal araca bindirilmek istenirken kalp krizi geçirerek götürüldüğü hastanede hayata veda ediyor.

Zaman zaman “Avrupa bizi kıskanıyor” diye palavra atıyoruz ya işte o Avrupa’da olsa Yusuf Topal’ın ilaçları yazılır altına da bir araba tahsis edilir bir görevli eşliğinde evine hastasına kavuşturulabilirdi.

Ama bizimkiler sağlıkta çağ atlayan Türkiye’de hasta sahibini hastasına değil, Allah’ına kavuşturdular.

 

EKONOMİ

Şu GOOGLE amca var ya onun gözünden hiçbir şey kaçmıyor. Her yalanımızı anında boşa çıkarıyor.

Uzağı yakın, yalanı gerçek ediyor.

Bir değerli arkadaşım bana bir mesaj atmış mesajında 200 liranın tedavüle çıktığı 2009 yılında 200 lirayla 131 dolar alındığını oysa bugün bu 200 lirayla sadece 37 dolar alınabiliyor” demiş.

Acaba 2009 da yani bundan on sene önce benzin, mazot kaçaydı?.

Elektriğin KW. saati kaç liraydı.

Veya bir kilo patatesle bir kilo sağanın fiyatı neydi?

Etin kilosu kaç paraydı?

Tarımımız, sanayimiz ne haldeydi?

Ve biz ne haldeydik?

Bilen varsa Allah aşkına bizlere de söylesin…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER