SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
M. Hamza Ergen
M. Hamza Ergen

BİLGİ ÜZERİNE BİR DENEME

BİLGİ ÜZERİNE BİR DENEME
Bu haber 05 Temmuz 2019 - 8:26 'de eklendi.

Bilgi, insanların tabiat ve şeyler üzerinde gerekli müktesebat sahibi olmasıdır. Yani beş duyu organımızla ve altıncı hissimizle algıladığımız şeyler hakkında edinim ve kazanım sağladığımızda ulaşacağımız sonuç lügatta bilgi olarak tabir edilmiştir. Bilgiyi önümüze koyacak olan şey ise tamamen tecrübedir aksi halde sadece teorilerde yer edinmesi onu bir sav olarak yaşatacak fakat bir müddet sonrada canlılığını ve pozitivitesini yitirecektir. Tecrübeden bahsetmişken altıncı his konusunda da yani metafiziksel olaylar hakkında da özel bir durum vardır ki bunu başka bir yazıda birlikte konuşacağız.

Bir gerçeklik ya da sav olabilmesi hasebiyle kesin bir araştırma yapabilmek için özellikle bilim tarihi alanının ve bu alanda yapılan çalışmaların gayret ve titizlik gerektirdiğini unutmamak gerekiyor ki, bizler tarihin geleceği yönlendiren olaylar bütünü olduğunu biliyoruz zaten. Eğer bir bilgiye ulaşmak istiyorsak, yani eğer duyduklarımız bizi etkilemiyor ve işin asıl kaynağına inmek istiyorsak, yararlanacağımız kaynaklar ilk olarak bilim tarihi kitapları olacaktır. Edison’un lambayı keşfetmesiyle alakalı süreç bize lambanın ne kadar kıymetli olduğunu gösterecektir(her ne kadar bu konuda ihtilaflar olsa da). Tabii biz o sahneleri tahayyül ederek anlamlandırabilirsek.

Bilgi, çağlar boyu insanların peşinden koşup, elde ettikten sonra iç rahatlığa erdiği, elde edemediği zaman uykularını kaçıran, bazen yararlı bazen tahmin edilenden daha çok zarar getiren hem çetrefilli hem de ilginç bir fenomendir. Ve sadece açlığı insanoğluna verilmiş olan bu fenomen insanlar için “güç” olarak tasvir edilmiştir.

Bilene kuvvet ve kudret kattığına inanılan bu edinim, hayatımızın her sahnesinde karşımıza çıkması ve dediğimiz gibi tecrübi olaylar silsilesiyle elde edilmesi mahiyetinde, yaşamsal faaliyetlerimiz başta olmak üzere sistematikleşen ya da spontane gelişen her olaya verdiğimiz tepkilerin de bütününü oluşturur. Bu yönüyle daha çok dikkat çekeceğine inanıyoruz ki en kudretli krallar, şahlar, padişahlar, çarlar, firavunlar bile yalnız ve yalnızca bilgileriyle insanlara hükmetmiş, toplumlar yaratmış, devletler kurup yıkmışlardır. Tarih içerisindeki tüm medeniyetlerin mitik başlangıcı da bir Tanrı’nın bilgisinden esinlenerek oluşturulmuştur.

Bilgi sahibi kimselere; bilgin, alim, muallim/muallime başta olmak üzere; araştırmacı-yazar, akademik insan, bilim adamı/kadını gibi özel sıfatlar ve zamirler kullanımı da toplumların bu müesseseye vermiş olduğu önemi arz etmesi açısından kıymetlidir.

Hem örfi hem de dini anlamda yaşadığımız coğrafyanın bir bireyi olarak bize bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olmayı bile göze alışımızın sebebi de bu kıymeti anlamış olmamızdan gelse gerek.

Felsefeye göre bilgi ise bir yargılama yapabilmek ve bir yargıya ulaşabilmek için gereken öğelerin her biridir. Yine burada yargılamak fiilinin kullanımı, bilgi kelimesinin bir arayış olduğuna dikkat çekiyor. Felsefik düşünce sistemlerinde bir o kadar bilgiye kavuşmak sistemi adı altında yollar yapılmış olsa da bilgi için bu yolu aşabilmenin yegâne faraziyesi yargılamaktır ve bu serüvenden vazgeçilemez. Aklın yani insana verilmiş olan en değerli hazinenin, yani insanın bu dünyada varoluşunun tek mantığı olan sebebin, bulması gereken yine kendinde gizlidir. Nitekim Platon Menon isimli diyaloğunda bu konuyu şöyle anlatıyor: “Ruh ölümsüz olduğu ve birçok kez doğmuş ve hem burada hem de öte dünyada her şeyi görmüş olduğu için, var olan her şeyi öğrenmiştir. Bu nedenle insan ruhu, erdeme ya da herhangi bir şeye ilişkin olarak, görmüş olduğumuz gibi, bir zamanlar sahip olduğu bilgiyi anımsayabilirse buna şaşırmamamız gerek.” Bu diyalogda anımsamak fiilinin kullanılmış olması da yine bir tesadüf ya da dil kuralı değildir ki, zaten Eflatun konuyu mitik bir şekilde açıklamakla beraber hem de insan aklının sonsuzluğuna değinmiş bulunuyor. Gerçeği ve hakikati bilgi olarak kabul ettiğimiz ve edeceğimiz dünde, bugünde ve yarında yargılamak ve anımsamak bizim en mürşidane yolumuz olacaktır.

Bilgiyle çağlar açıp kapatan, bilgiyle yedi düvele meydan okuyan, bilginin çamurunu bile bir saygıyla selamlayan, bilgiyle cumhuriyeti kuran, aziz milletimizin şu andaki durumu hakkında da konuşmak elbette ki toplum mühendislerine düşer. Bir mühendis olmasamda bir toplumcu olarak en azından bu özeleştiri hakkını elimde saklı bulundurduğuma inanarak ve sizlerin affına sığınarak cehaletimizi hepinizin önünde bir kez daha esefle kınıyorum. Bu kanıya nerden vardığımı soracak olan varsa: Sosyal çevremizden ve konuşmalarımızdan bile bariz bir şekilde fark edilen kopya yaşantılarımız, bize bilginin tam karşıtı bilgisizliği ve onun en aşağılık sıfatı cehaleti, hayvanların kulağına takılan küpe gibi güpegündüz ortaya çıkarmak için yeterlidir. İlmim ve sonrada irfanın peşine düşmeyen insanlık, hep karanlık orta çağdan ya da ticareti için dine yanaşmayan cahiliyeli adamlarından farksızdır.

Elimden gelen en büyük kuvvetlerden biriyle yani yine bir dua ile satırlarıma son veriyorum: En kalbi dileklerimle önce evimiz, sonra apartmanımız, mahallemiz, ilimiz, devletimiz ve son olarak da dünyamız için aydınlık gelecekler diliyorum. Hakkın ve hakikatin bilgiye tecessümüne vakıf olduğumuz günleri görmek en büyük arzumuzdur. Ve bir soruyla müsaadenizi istiyorum. “Neyi biliyoruz?”

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER