SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
H. Vehbi Coşkun
H. Vehbi Coşkun

“BEBEK KATİLİ” VE 33 ŞEHİT?

“BEBEK KATİLİ” VE 33 ŞEHİT?
Bu haber 24 Mayıs 2019 - 8:24 'de eklendi.

Geçmişten bugüne, taşıdığı jeopolitik ve jeostratejik özellikleri nedeniyle büyük öneme sâhip olan Türk’ün son kalesi Anadolu’yu ele geçirmeye ve Türk Milleti’ne bu coğrafyada hayat hakkı tanımamaya çalışan emperyalist güçler ile onların yerli işbirlikçilerine karşı verdiğimiz tarîhî ve millî mücâdele, biçim değiştirerek devam ediyor…

Asala’nın ardından ortaya çıkan, onun da desteklediği PKK Terör Örgütü’nün 15 Ağustos 1984 Gecesi düzenlediği Siirt Eruh’taki “ilk hâin saldırı” ve sonrasında 35 yıldır devam eden terör belâsına nice canlar verdiğimizi unutanlar var ne yazık ki?

PKK’nın 1980 ile 1990’lı yıllarda, savunmasız yerleşim yerlerine düzenlediği baskınlarda sivil halkın yanı sıra kundaktaki bebekleri dahi kurşuna dizmesi, bu terör örgütünün halkın yanında olmadığının çok bâriz bir göstergesidir.

Hele 21 Ekim 1993 tarihinde Siirt Baykan Derince Köyü’ndeki bir okul bahçesinde PKK tarafından kurşuna dizilen 22 kişinin 13’ünün “çocuk” oluşu ve henüz 3 yaşında olan, kefene sarılmış ve kurşunlanmış bedeniyle Serkan bebeğin dünyaya yayılan fotoğrafları, Terör örgütü elebaşı Abdullah ÖCALAN’ın “bebek katili” lakabıyla anılmasına sebep oldu…

Unutunları hatırlatalım!

Günümüzde bu lakabı unutan ve eli kanlı katile “sayın” unvanını lâyık görenler gibi, teröre can veren sözde “çözüm süreci”nde olduğu gibi, bugün caninin avukatlarıyla görüşmesini “demokratik” hak olarak görenler de var maalesef!..

***

Şehitlerimizi unutanlara ithâfen, bugün yıldönümünü idrâk ettiğimiz 33 Vatan evlâdının Elazığ-Bingöl karayolunda Şehit edilişine ilişkin, “Türkçü Hareket” kişisel bloğundan alıntı bir yazıyı, yaptığım birkaç düzeltme dışında aynen yayınlıyorum…

***

İbrahim ERTEN (Konya)

Mustafa YILMAZ (Konya)

Erkan KAÇAN (Konya)

Mevlüt ÖZKAN (Konya)

Hilmi ŞAHİN (Konya)

Ali ARAR (Konya)

İlyas UYAR (Konya)

Hüseyin ÇELİK (Denizli)

Ahmet APAK (Denizli)

Ercan ÇOBANOĞLU (Denizli)

Mustafa KOÇANOĞLU (Denizli)

Baki UMUTLU (Denizli)

Şeref TAY (Denizli)

Mehmet ÖZTÜRK (Denizli)

Hasan GÜLTUTAN (Hatay)

Mehmet TURA (Adana)

Şenol CANSIZ (Samsun)

Cavit YAMAN (Samsun)

Nihat ODABAŞI (Kastamonu)

Ramazan AKKAYA (Kastamonu)

Uğur BOZACI (İstanbul)

Ünal KALAFAT (İstanbul)

Ahmet ARAN (Manisa)

Haydar ASLAN (Trabzon)

Murat ELİBOL (Çanakkale)

Aydın KUZEY (Çanakkale)

Adem ZONGUR (Kırıkkale)

Musa SARIGÖZ (Osmaniye)

Murat MENTEŞ (Bolu)

Hikmet ÖZDEMİR (Malatya)

Abdullah KARA (Antalya)

Birol İrfan ASKAR (Afyon)

Selahattin AYSAN (Isparta)

***

33 Kişinin ismini okudunuz…

Bu isimler, çoğunuza bir çağrışım yapmamıştır.

Size hatırlatayım…

Bu isimler, 24 Mayıs 1993 Tarihi’nde üzerlerine 1570 Adet Kalaşnikof mermisi sıkılarak, (Her birine ortalama 50 mermi) katledilen, 33 silahsız, 20 yaşlarında gencecik vatan evlatlarının ad ve soyadlarıdır. Evet bu 33 rakamını ömrünüzün sonuna kadar unutmamanız dileğiyle ve aşağıda anlatılanları kendinizi o gün askerlerimizin yerine koyarak okumanızı rica ediyorum…

***

Yer: Elazığ-Bingöl Karayolu Bilaloğlu Mevkii…

Tarih: 24 Mayıs 1993…

33 vatan evlâdının şehit olduğu 26 yıl önceki katliamdan sağ kurtulan üç asker, yaşadıklarını anlattı…

Malatya’da, hepsi sivil giysili, üniforma ve postalları çantalarında olduğu hâlde iki midibüse biniyorlar.

Hiçbirinde silah da yok, kendilerine refakat eden tek bir askeri personel de…

Saat 18.00 ve Bingöl’e 10 kilometre var.

Dağlık ve dar bir yol…

Birden silah sesleri yankılanıyor. İlk virajı geçtiklerinde, 50 PKK’lının karşı yönden gelen Bingöl Tur’a ait bir otobüsü durdurup, çoğunluğu terhis olmuş ya da dağıtıma giden sivil erlerden oluşan 50 yolcuyu esir aldığını görüyorlar…

Şoföre bağırıyorlar; ‘Geri dön!’… Şoför oralı olmuyor.

Zaten 4 saatlik yolda 3 mola vermiş…

Otobüsün kapısını, “Orada ben yoktum!” diyen Şemdin SAKIK, o zamanki adıyla ‘Parmaksız Zeki’ açıyor…

***

Osman PARTAL anlatıyor…

Trabzonluyum. İki midibüsteki toplam 50 askerden biriydim…

Van-Özalp’taki birliğime gidiyordum.

Yol boyunca gereksiz molalar veren şoför, bir ara lastik patladığını söyleyip durdu…

Lastiğin patlamadığını, krikoya dokunmadığını gördüm.

Aksın altına girdiğinde birileriyle konuşma yaptığını duydum.

Galiba telsizle konuşuyordu?.. Şemdin SAKIK; “Eylem plânlanırken buradan askerlerin geleceğini bilmiyorduk” diyor…

Yalan söylüyor!..

Çünkü, ilk otobüsün en ön koltuğunda oturuyordum.

Yolumuzu kestiklerinde şoförün kapısını bizzat Şemdin SAKIK açtı.

Toprak rengi üniforması vardı üzerinde, aynı renk kasketi ters takmıştı.

Omzundaki tüfeğin namlusu yere bakıyordu.

Şoföre, diğer otobüsün nerede olduğunu sordu.

“Arkada, geliyor…” cevabını aldı.

İki dakika sonra diğer otobüs düştü pusuya.

Yani, bizi bekliyorlardı…

Doğulu – Batılı diye ayırdılar…

Geceyarısına kadar teröristlerle yürüdük…

Mola verildiğinde; niçin kaçırdıklarını, amaçlarını sorduk?

“TC ateşkes ilân edince, iki gün içinde sizi serbest bırakacağız”

dediler…

Saat 01.00 sularıydı.

Şemdin SAKIK’ın talimatıyla tek sıra olduk.

Şemdin SAKIK, nereli olduğumuzu sorup, Doğulu – Batılı diye bizi iki gruba ayırdı… SAKIK, doğulu olmayan, benim de içinde olduğum 34 kişinin eğitim kampına götürülmesini söyledi.

Dağda koşar adım yürümeye başladık.

Bize eşlik eden teröristler sürekli değişiyordu.

Toplam 300 kişiydiler.

Bir köye gittik…

Kapısını çaldıkları evlerden başka teröristler çıkıp, gruba katıldılar.

Kimi teröristler evlere gidip istirahât ettiler…

Bir ahıra soktular bizi, öldürmek için…

Sonra vazgeçtiler.

Tekrar yürümeye başladık…

Sabahı göremeyeceğimi düşünüyordum.

Yıldızlara son kez bakıp annemi, babamı, köyümü düşündüm…

Bir ırmaktan geçerken su içtik. Dağ yoluna çıktık.

Davranışları sertleşti… Durdurdular.

Saat 03.00 sıralarıydı.

Yolun kenarına dizilmemizi, kolkola girip sıklaşmamızı istediler.

Yanımdaki arkadaşıma “Devrem, bizi vuracaklar” dedim…

***

Devremi ölü görünce…

Sinirden titriyordum. Kalaşnikof, Bixi ve Kanvasların emniyetlerini açtılar.

Sonumuzun geldiğini anladım, kelime-i şehadet getirip kendimi yere attım.

Taramaya başladılar…

Dizime bir mermi isâbet etti.

Vurulanlar üzerime düşüyordu… Kafamı koruyordum.

Hepimizin öldüğünden emin olmak için yüzlerce mermi yağdırdılar.

Gittiklerini, seslerin uzaklaşmasından

anladım…

Altı yedi arkadaşım sağdı henüz.

Diğerleri paramparçaydı. Can çekişenler, hırıldayanlar, ağlayanlar, inleyenler…

Su istiyorlardı.

“Anne, anne” diye bağırıyorlardı…

Öldüğümü zannediyordum. Kendimi çimdikledim, ölmemiştim.

Devremi beyni parçalanmış görünce, bayılmışım…

***

Bizi yan yana dizip sıktılar…

Ayılınca, şehit arkadaşlarımı sırt üstü çevirdim.

Dokunduğum her uzuv elimde kalıyordu.

Beyin, ayak…

Yardım aramak için yukarı doğru koşmaya çalıştım.

Kan kaybediyordum…

Asfalta çıktım, bir kamyonla yakındaki Elmalı Karakolu’na ulaştım…

Olanları anlattığımda, dinleyen jandarmalar ağlamaya başladı…

Helikopter, tanklar geldi. Şehitleri aldık.

Olay yerinde 1570 mermi kovanı bulundu.

Yani, silahsız erlerin her biri için ortalama 50 mermi kullanmışlardı…

Ruhları şâd olsun.

***

26 Sene önce katledilen 33 Mehmetçiğimizi ve de teröre kurban verdiğimiz 7’den 70’e tüm Şehitlerimizi, özellikle de alınacak birkaç oy uğruna unutmamak ve unutturmamak dilekleriyle, rahmet ve minnetle yâdediyorum…

Mekânları cennet olsun.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER