SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcı

BAYRAMLAR, MUTLULUK VE HUZUR-II

BAYRAMLAR, MUTLULUK VE HUZUR-II
Bu haber 06 Ağustos 2019 - 8:15 'de eklendi.

Fikir Günlüğü

Türklerin İslamiyetten önce Orta Asya’da kendilerine özgü bir kültürleri ve yaşam şekilleri olduğu gibi kendilerine ait inançları da vardı. Bayramları ve festivalleri de kendilerine hastı. Bayramların çoğu inançla ilgili olmakla beraber milli nitelikli olan ve değişik Türk boylarının birleşerek kültür kaynaşması yaşadıkları bayramları da vardı. Hun Türkleri 5. ayda yani ilkbaharda “Ling-Cıng” adı verilen bayram yerinde bayram yaparlardı. Bu bayramda hem inançla ilgili adet ve vecibeler yerine getirilmekte hem de çeşitli müsabakalar düzenlenmekteydi. Dini adet olarak Gök-Tanrı’ya kurban kesilmekteydi. MS 450 yılında Uygur Türklerinin 5 farklı kavminin birleşerek Çin’in kuzeyinde büyük bir bayram kutlaması yaptıkları tarihi belgelerle açığa çıkmıştır. Bu bayramda “Gök Tanrı” ya kurbanlar sunulmuş ve şarkılar söylenerek eğlenilmiştir. Bayramlara erkekler kadar kadınlar da katılırdı. Türklerde kadın günlük yaşamın içinde erkeklerle eşitti. Cinsiyet ayrımı yoktu. Nitekim Göktürkler her yıl belirli bir zamanda atalarını anmak ve onlara saygı sunmak maksadıyla kurban kesiyorlardı. Kurbandan sonra da topluca eğlenceye geçilmekteydi. Özellikle kızlar bu eğlencelerde “tepük” adı verilen ayak topu (futbol) oyunu oynarlardı.

Türklerde, İslamiyetten önce genel kabul görmüş bayramlar şunlardı: Koçagan, Paktıgan, Saya, Kosa ve Nardugan bayramları. Koçagan, Nevruz bayramıdır, baharda yapılır. Gece ve gündüzün eşitlendiği gündönümüne denk gelir. İsmini Koça Han denen yaratıcı güç’ten alır. Diğer bayramlar da Saya Han, Baktı Han, Bayanay Han gibi diğer yaratıcı güçler adına yapılır.

İlk çağlardan beri Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar veya yazın gelişiyle ilgili bayramlar vardır. Bunlardan biri olan Hıdırellez, bütün Türk dünyasında bilinen mevsimlik bayramlarımızdandır. Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştukları gün olmaları ve mutluluk ve bolluk getirecekleri inancıyla kutlanmaktadır. İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inanışlarının yanında Mezopotamya ve Anadolu kültürlerinden de parçalar içeren evrensel bir bayramdır. Hıdırellezde evin temizliği, üst-baş temizliği yapılır. Özel yiyecek ve içecekler hazırlanır. Temiz olmayan evlere Hızır’ın uğramayacağı düşünülür. Bazen sadaka verilir, oruç tutulur ve kurban kesilir. Bütün bu hazırlıklar Hızır hakkı için yapılır. İstanbul ve çevresinde baht açma töreni, Denizli’de bahtiyar töreni, Yörük ve Türkmenlerde mantıfar, Erzurum’da mani çekme törenleri Hıdırellez’de baharın gelişi ve doğanın canlanmasıyla insanların refah, mutluluk ve huzur isteğinin gerçekleşmesi, dileklerin tutması beklenir.

Yüce İslamiyetin farz kıldığı bu Kurban ve Ramazan bayramlarımızla, Türk bayram ve geleneklerinin ne kadar uyumlu olduğunu anlamak hiç de zor değil. Belki de Türkler arasında islamiyetin zorlamaya dayanmadan hızla ve çok geniş kapsamlı yayılmasının nedeni, Türk inanç ve gelenekleriyle yaşam tarzının, Yüce İslamla büyük bir uyum içinde olmasıydı. Türkler islamiyetin kabülünden önce de tek bir Allaha inanıyor ve ona kurban sunuyorlardı. Allahın verdiği nimetler için ona şükran duyuyor ve bayram mutluluğu yaşıyorlardı. Türkler keskin doğa şartları ve canlı coğrafyanın etkisi altında son derece hayata bağlı, hayatı seven, gülmekten ve eğlenmekten hoşlanan bir yapıya sahiptiler. Bayram yerleri de aynı canlılık ve neşenin yaşandığı, yeteneklerin sergilendiği şölen yerleri şeklindeydi. Buralarda at ve ok yarışları yapılmakta, güreş tutulmakta ve futbol oynanmaktaydı.

Bayramların başlıca özelliği komşuların, dost ve akrabaların ziyaret gezileriyle bir araya gelmeleridir. Gençler yaşlıların elini öper ve onların hayır dualarını alır. Çocuklara hediye, şeker ve para vererek onları sevindirmek güzel bir geleneğimizdir. Kurban bayramında gelen misafirlere sadece tatlı değil kesilen kurbanın etinden de ikram etmek daha hayırlıdır. Alim Biruni’nin yazdığına göre, eskiden Türkler yalnızca Nevruz bayramında tatlı ikram ederlermiş. Bunun da sebebi şeker kamışındaki tatlı özsuyunun Türkler tarafından bir Nevruz günü bulunmasıymış. Yüce İslamın Türkler arasında yayılmasından sonra Kurban ve Ramazan bayramlarında da şeker ve şekerli yiyeceklerin ikramı geleneği doğmuş.

Ramazan ve Kurban bayramlarının önemli karakterlerinden biri de toplu eğlencelerin yapılmasıdır. Özellikle çocuk ve gençler toplu eğlence yerlerinde buluşup eğlenirler. Bayram yerleri panayır görünümü alır.

Türk toplumunun tarihin her devrinde canlı ve dinamik kalabilmiş ender toplumlardan biri olmasının nedeni, birlik ve beraberlik içinde, tek bir Allaha inanarak, yardımlaşma içinde yaşamalarıdır. Bayramlar bu birlik ve beraberliği perçinlemenin en önemli unsurudur. Millet olarak rahat ve huzur içinde yaşamak, kalkınma ve refahın nimetlerine ulaşmak ve Dünya milletleri arasında layık olduğumuz en şerefli yeri almak istiyorsak, milli ve dini bayramlarımızın gereklerini hakkıyla yerine getirmeliyiz.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER