SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

Başkan Erdem genç meslektaşlarını uyardı!

Başkan Erdem genç meslektaşlarını uyardı!
Bu haber 23 Temmuz 2019 - 18:39 'de eklendi.

Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Semih Erdem ile 24 Temmuz Gazetecilik ve Basın Bayramı dolayısıyla son derece bilgilendirici ve basının sorunlarının masaya yatırıldığı keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.  Başkan Erdem,  sorunların olduğu ve hâla istenilen düzeyde bir basın özgürlüğü oluşmadığı için bayramı buruk geçirdiğimizi vurguladı. Ayrıca genç meslektaşlarımıza da mesaj veren Erdem, gazeteciler kendi aralarında birlikteliği sağladığı günlerde basının hem daha etkin hem de daha etkili olduğunu belirterek, bu meslekte ilerlemek isteyen gençlerden; bu birlikteliği yeniden inşa ederek, basını hak ettiği noktalara getirmelerini istedi.

 

 

Röportaj: Kübra TÜRKAN

Gazeteciler ve Basın Bayramı 2. Meşrutiyet döneminde sansürün kaldırıldığı günü baz alınarak belirlenmiştir. Bu günün belirlenmesi Falih Rıfkı Atay’ın teklifi ile olmuştur. Çünkü Gazeteciler ve Basın Bayramı 1946 yılında kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından ortaya çıkmıştır. O günü şartlarında en güzel tarihin sansürün bittiği 24 Temmuz tarihi olarak düşünülmüş ve 1946 yılından itibaren artık her sene 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır. Peki bugün neden kutlanır? Buna da bakmakta fayda var. İlk olarak; gazetecileri daha iyi anlayabilmek, basın elemanlarının muhabirlerin bazen ne zorluklar altında haber yaptığı duyurmak ve en önemlisi de basın mensuplarına saygı duyulmasını sağlamaktır. Bizde böylesi anlamlı bir günde bir nebze farkındalık oluşturmak için Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve aynı zamanda gazetemiz İmtiyaz Sahibi Semih Erdem ile bir söyleşi gerçekleştirdik. İşte Erdem ile gerçekleştirdiğimiz  söyleşimizin detayları…

 

Birçok kişi sizi tanısa da kendinizden kısaca bahsederek, gazetecilik mesleğine nasıl dahil oldunuz. Bundan biraz bahseder misiniz?

“GAZETECİLİĞİ ÇOK SEVİYOR VE ZEVKLE YAPIYORUM”

1982’de Milliyet gazetesinde Elazığ muhabiri olarak göreve başladım. 1987 yılına kadar da muhabir olarak çalıştım. 1987 yılında İstanbul’a yerleştim. O nedenle gazetecilik mesleğine ara verdim. Ama devamlı takip halindeydim. Elazığ’da olup bitenlerden hiç kopmadım. Sonrasında ise Fırat gazetesine ortak oldum. Elazığ ile hiç bağlarım kopmadı. Senenin belirli ayları memleketim Elazığ’da kalıyorum. Gazeteciliği çok seviyor ve zevkle yapıyorum.

Gazeteciliği çok sevip zevkle yaptığınız aktardınız. 80’li yıllardaki gazetecilik ile günümüzdeki gazeteciği kıyaslayacak olursanız neler söylerseniz?

80’li yıllardaki gazetecilik anlayışı yok. Hâla basın istediğimiz düzeyde özgür değil. Basın her zaman özgür olmalı. Bunun olmayışı basın kuruluşlarını da basın çalışanlarını da olumsuz etkiliyor.

Gazeteciliği severek yaptığınızı aktardınız, hem gazete sahibisiniz hem de Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanısınız her iki görevi birden icra ederken kentin sorunlarına daha fazla bilmek nasıl bir duygu diyecek olsak, neler söylersiniz?

“MESLEĞİN İÇİNDEN GELDİĞİM İÇİN AVANTAJLARIM VAR!”

Her iki görevimi de çok seviyorum. Gazete sahipliği derken ben hâla kendimi muhabirlikten soyutlamıyorum. Hiç bir zaman soyutlamadım ve soyutlamayı da düşünmüyorum. Mesleğin içinden geldiğim içinde avantajlarım var. İlin gündemini çalışan arkadaşlarımla birlikte iyi değerlendiriyoruz. Gazetemiz Fırat’ı çalışanlarımızla birlikte daha çok takip edilen ve okunan bir gazete haline getirdiğimizi düşünüyorum.

Peki Elazığ’da yerel basın sizce ne seviyede çevre illere göre değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz? Birde yerel basının etkili bir güç olduğuna inanıyor musunuz?

ERDEM’DEN ÖZELEŞTİRİ…

Çevre illere göre değerlendirecek olduğumuzda çevre illere göre avantajımız şu: İlimizde günlük yayım yapan dört gazete var. Bu tabi bir etkinlik yaratıyor ama basın maalesef bizim dönemimizdeki kadar pek kaile alınmıyor. Bu da beni üzüyor. Çünkü bir ilin gelişmesinde yerel basının çok büyük katkısı oluyor. Ben bu 30 senelik arada; yerel basının görevini tam yapmadığını düşünüyorum. Bu nedenle Elazığ’ın geri kalmışlığının bir sebebi olarak da bizi görmekteyim. Basın kuvvetli olur ve ses getirirse şehirde o denli kalkınır. Bunun içinde atanmışlar ve seçilmişlerde yerel basına  daha fazla değer vermeli. O değeri maalesef pek göremiyoruz. Cemiyet başkanı olduğumdan beri  yerel basına hak ettiği değer verilmesi adına gerekli çalışmalar yapıyoruz. İnşallah yerel basına hal ettiği değerin verilmesini sağlayacağız. Çalışmalarımız bu yönde…

Yerel basının hak ettiği değeri bulmadığını ve kentinde bu durumdan zarar gördüğünü belirttiniz. Cemiyet başkanı olarak bu soruyu yöneltiyorum size bu durumu düzeltmek adına neler yapılabilir? Yani atanmışlar, seçilmişler ve meslektaşlarınız ne gibi sorumluluk almalı?

“KENT GENELİNDE KOPUKLUK VAR!”

İlk etapta bizler birlik ve beraberliği sağlamalıyız. Birlik ve beraberlik olmadığı içinde; ciddi bir boşluk oluyor. Bu boşluktan yararlananlarda dilediğince hareket ediyor. Oysa basın birlikte olduğunda baş edemeyeceği bir güç yok. Biz muhabirken yedi kişi ulusal basın muhabirliği yapıyorduk ve hep birlikte hareket ediyorduk.  Şimdi ise; böyle bir birliktelik yok. O zaman yerel televizyon kanalları yok ve yerel radyolar da pek yaygın değildi. Bizler birlik ve beraberlik içerisinde haber kaynaklarına rahatlıkla ulaşabiliyorduk.  Şehrin hastaneleri, üniversiteler ve yatırımcı kuruluşlarda haber kaynaklarıdır. Biz bunlara erişimde bir sıkıntı yaşamıyorduk. Şu anda ben hem bir cemiyet başkanı hem de bir gazete sahibi olarak; hâla yatırımcı kuruluşların bölge müdürleri ile tanışmış değilim. Kent genelinde bir kopukluk var. Bu da ister istemez basına yansıyor.

Bugün özel bir gün 24 Temmuz Gazetecilik ve Basın Bayramı bugüne ilişkin mesajını alabilir miyiz?

“DEVLETİMİZ BASINA SAHİP ÇIKMALI”

Basın bayramı derken; ben bunu bayram olarak karşılayamamanın üzüntüsünü yaşıyorum. Şu an yüzlerce meslektaşımız tutuklu, birçok meslektaşımız ise şiddetle karşı karşıya kalıyor. Daha geçen günlerde; Fethiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı görevi başındayken darp edildi ve ona dair haberler ulusal basına bile yansımadı. Darp edenlerin yaptıkları yanına kâr kalıyor. Bunlarda haliyle bizi üzüyor. Bunların ceza almaması ve bu olayların kanıksanması son derece üzücü. Devletimizin basına sahip çıkması lazım. Bu tarz durumlar gazetecinin cesaretini etkiliyor. Gazeteci, ‘Eğer dövülürsem bana kim sahip çıkacak’ demekte. Temennim o ki bayramı bayram tadında yapmamız ama bayramın ismi yadigar kaldı. Kendisi gitti. Şu da unutulmamalı; özgür ve tarafsız basın hepimizin güvencesidir. Özgürlüklerin ve güvencelerin tam olarak oluşturulduğu günlerde bizler bayramlarımızı bayram gibi karşılamak istiyoruz.

Son olarak genç meslektaşlarımıza bir mesaj verecek olsanız neler söylersiniz?

“GENÇ MESLEKTAŞLARIMIN İŞLERİ ÇOK ZOR!”

Genç meslektaşlarımın işleri çok zor. Şu anda hem ulusal hem de yerel medyada çok büyük maddi sorunlar var. Bir sürü gazeteci işsiz kalıyor. Bu son derece kötü bir durum. İletişim fakültelerinden mezun olanlar ne yapacak. Birçoğu okul biter bitmez farklı mesleklere yöneliyor. Teknolojideki hızlı değişim gazetelerin dijital platformlara taşınması da yazılı materyallerin satışını  son derece olumsuz etkiledi. Genç meslektaşlarıma ciddi görevler düşüyor.  Bu meslekte ilerlemek isteyen gençlerden; bu birlikteliği yeniden inşa etmelerini ve basını hak ettiği noktalara getirmelerini istiyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER