SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi

Başkan Dumandağ, tarım ve hayvancılığın hep geriye gittiğini kaydetti

Başkan Dumandağ, tarım ve hayvancılığın hep geriye gittiğini kaydetti
Bu haber 20 Ağustos 2019 - 18:38 'de eklendi.

Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ ile son derece bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirerek, kentimizdeki tarım ve hayvancılığı adeta A’dan Z’ye gündeme taşıdık. Söyleşimiz sırasında Başkan Dumandağ,  tarım ve hayvancılık sektörünün canlanması adına yapılabileceklere açıklık getirdi.  Başkan Dumandağ, hayvancılık sektörünün en sıkıntılı günlerini yaşadığını kaydederek, “Bu konularda ciddi önlemler alınmazsa ithalata mahkûm kalacağız” dedi.  Ayrıca Dumandağ, her şeyin devletten beklenilmesinin yanlış olduğunu ve  üretmek adına herkesin,  üzerine düşeni yapması gerektiğini de vurgulayarak, boş arazilerin birilerine peşkeş çekildiğini iddia ederek, bu arazilerin üreticiye kiraya verilmesi gerektiğini aktardı.

 

 

Röportaj : Kübra TÜRKAN/ Fotoğraf: Nevim ERTÜRK

Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ ile Ticaret Borsasındaki makamında Elazığ’ımızın eskiden olduğu gibi tarım ve hayvancılık ile özdeşleşebilmesi adına neler yapılabileceğini konuştuk. Başkan Dumandağ, gazetemize özel oldukça faydalı bilgiler verdi. İşte Başkan Dumandağ ile gerçekleştirdiğimiz söyleşimizin detayları…

Ülkemiz genelinde bildiğiniz gibi bir kriz var haliyle bu ilimizi de bir hayli etkiledi.  Peki sizin de içerisinde bulunduğunuz sektörünüz ne derece etkilendi bu krizden?

“HAYVANCILIK SON YILLARIN EN SIKINTILI GÜNLERİNİ YAŞIYOR!” ***

Ekonomik sıkıntılar tüm sektörleri etkiledi. Yani Türkiye’de de, Elazığ’da da en çok etkilenen sektörlerden biride hayvancılık ve inşaat sektörüdür. Hayvancılık son yılların en sıkıntılı dönemini yaşamaktadır. Çünkü 1 kilo arpa, 800 TL- 900 TL iken 1 kilo et 30 TL. Bir kilo arpa bin 500 TL’ye çıktı ama yine et 30 TL. Bir torba yem 50 TL iken, et 30TL.  Bir torba yem 85 TL iken, et yine 30TL.  Vatandaş elindeki hayvanların büyük bir kısmını tüketti.

“ET BALIK KURUMU YETERİ KADAR ALIM YAPMIYOR VE İTHAL ÜRÜNLERLE ÜRETİCİ ZORA SOKULUYOR!” ***

Ondan sonra fiyat verdiler. Bu fiyatlar üzerinden Et- Balık Kurumu yeteri kadar alım yapsaydı belki durum farklı olurdu. Pek fazla alım da yapılmıyor. Burada köylümüzün, çiftçimizin, vatandaşımız elinde bir ürün varken, bir yandan ithal gelirle bu sektörü daha zor duruma sokmamın bir anlamı yok.

“TEŞVİK DENETİMLERİ İYİ YAPILMIYOR, DEVLETİN KURUŞLARI BİZİM CEBİMİZDEN GİDİYOR!”***

Bizim tek çaremiz üretim üretim üretim! Üretim yapmadan rahatlığa kavuşamayız. Üretim yaptığımız zaman;  işsiz sayımız düşer, katma değer yaratırız, ithal etmek yerine ihracat yaparız. Yani üretim yapan vatandaşlarımız da para kazansın. Teşvik yapılsın. Bunlar devlet desteğiyle olur. Devlet teşvikler veriyor ama bu teşvikler tam denetlenmiyor. İşi bilene vermeliyiz. Devletin bir kuruşu gittiği zaman, bizim cebimizden gider. Çünkü bu devlet bizimdir, bu ülke bizimdir. Hepimiz bir geminin içerisindeyiz. Herkes elini taşın altına koymalıdır, herkes elinden geleni yapmalıdır.

“HER ŞEY DEVLETTEN BEKLENMEMELİ!”***

Bir şeyler hep devletten beklenmemeli, bizde bir şeyler yapmalıyız ama devlette bize imkanları sağlamalı. Et Balık Kurumu’nun vatandaşın yetiştirdiği hayvanları gününde almalı ve bunu paraya dönüştürmesi gerekiyor. Çiftçimizin maaşlarını alıp, köylümüze, besicimize, fabrikacımıza günü geldiği zaman iyi bir fiyatla satması gerekiyor. Arpa, pamuk, ayçiçeği ithal ediyoruz. İthalatın sonu nereye gidecek? Yani bu Ülkenin toprağı, taşı hepimize yeter. Yeter ki iyi kullanalım.

İthalat nereye kadar gidecek demişken sizler; geçtiğimiz haftalarda  “2-3 yıla kalmaz biz sütü de ithal ederiz” gibi söylentiler de gündeme taşındı. Gerçekten durum bu kadar vahim mi?

“CİDDİ ÖNLEMLER ALINMAZSA, İTHALATA MAHKÛM KALACAĞIZ”***

Eğer biz ciddi bir tedbir almazsak, ithalata mahkum kalacağız demiştim. Tedbir alamazsak olacağı bu. Gerçekten bu ülkenin taşı, toprağı bereketlidir. Eğer iyi kullanırsak, hepimize yeter. Devletin elindeki boş arazilerimiz; köylümüze, besicimize, çiftçimize kira bedelinden tahsil edelim ki vatandaş eksin, biçsin. Avrupa’dan canlı hayvan ithalatı yapıyoruz. Bu gerçekten hoş bir şey değil.

Ekonomik krizin sektörünüzü çok ciddi bir şekilde etkilediğini de ifade ettiniz. Peki krizle nasıl baş edilebilir?

“GELECEĞİMİZ; TARIM VE HAYVANCILIK AMA BU SEKTÖRLER HEP GERİYE GİDİYOR”***

Bu sektörün yaşaması için herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Çünkü dünyanın da Türkiye’nin de geleceği tarım ve hayvancılık sektöründedir. Tarım ve hayvancılık sektörü de hep geri geri gitmektedir. Geri geri gitmesindeki neden de eksikliklerin olmasıdır. Bu eksikler giderilmelidir.

Ayrıca üretimin tekrar canlanması için nasıl önlemler alınmalıdır?

“ÜRETİM OLMADAN, TEŞVİK OLMAMALI!”***

Katıldığımız toplantıların çoğunda, oda borsa başkanı, sanatkar ve ziraat odaları hep diyor ki “Vatandaş ekmeden, biçmeden dönüm başı devletten teşvik parası alıyor”  Bu haksız bir teşviktir. Çünkü üretim olmadan teşvik olmasın. Mesela bir hayvan kesildiği zaman kilo başı teşvik verilmelidir. Ekilmeyen, biçilmeyen araziye teşvik verdiğin zaman üretimimiz artmaz. Kilo başı teşvik alınmalı, dönüm başı değil.

Kentimizde jeotermal seracılık faaliyetleri başlamaktadır. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

“TEŞVİKLER ÜRÜNE GÖRE VERİLMELİ ARAZİYE BAĞLI DEĞİL!”***

Bu faaliyetlerin Elazığ’a yarar sağlayacağını düşünüyorum. Seracılık güzel bir şey. Son zamanlarda Elazığ’da yapan arkadaşlarımızın çok memnunlar. Şimdi seracılar, kışın seralarını doğalgaz ile ısıtıyorlar. Eğer bu kaynak sularımızdan, termalden çıkan sıcak sularda bunu karşılarsa, o zaman maliyet düşer, üretim artar. 2-3 liraya satılan domatesler 1 buçuk liraya satılır. Köylü ektiğinin, biçtiğiniz emeğini almazsa, seneye bu işi yapmaz. Devletimiz çok büyük teşvikler veriyor ama keşke bu teşvikleri biraz daha gözden geçirerek vermeli.  Ürün, kilo başı teşvikler olsun. Hak etmediğimiz paraya hiçbir zaman tenezzül etmeyelim.

Hayvancılığın içler acısı bir halde olduğunu belirttiniz. Kentimizde bu sektörü canlandırması beklenen bir de Besi Organize Sanayi Bölgesi var. Peki Besi OSB’miz ne aşamada?

“TAAHHÜTNAME VERENLERİN, TAAHHÜTLERİNİ YERİNE GETİREMEYECEKLERİ ENDİŞESİNDEYİZ”***

Sayın Valimizle, Eski Belediye Başkanımızla, Oda Başkanımızla, Vekillerimizle defalarca bir araya geldik. Yeni belediye başkanımızla ile birlikte oda başkanımızla yine bir toplantı da düzenledi. Sektör biraz daha kötüye giderse, korkarım taahhütname verenler bile taahhütlerini yerine getiremez diye bir endişemiz var. Ama biz hep iyi gözle bakıp, iyi görelim. Biz elimizden geldiğince Ticaret Borsası olarak, Valimizle, Belediyemizle, Vekillerimizle, odamızla sürekli bu konuyu dile getiriyoruz. Memleketimiz için bir faydamız olursa, biz işten kaçmayız. Elimizden geldiği kadarıyla memleketimizin için her şeyi yaparız. Yani Besi OSB’nin her yönünde Türkiye’de en çok Elazığ’a faydasını olacağına inanıyorum.

Bu bilgilendirici söyleşi için bir kez daha sizlere gazetemiz Fırat adına teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

DUMANDAĞ, BOŞ ARAZİLERİN PEŞKEŞ ÇEKİLDİĞİNİ İDDİA ETTİ ***

Sizin nazarınızda gazeteniz Fırat’a teşekkür ederiz.  Son olarak söylemek istediğim şey  üretmek zorundayız. Bunun içinde kenar köşede boş olan arazilerimizi birilerine peşkeş değil de vatandaşımıza bir kira bedeliyle verilerek buralarda üretimin artırılması noktasında kullanılması gerektiğini ifade etmek isterim.

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER