SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
M. Hamza Ergen
M. Hamza Ergen

BARBAR MODERN VE TABİAT

BARBAR MODERN VE TABİAT
Bu haber 09 Ağustos 2019 - 8:04 'de eklendi.

Modernliğin barbarlıkla el kavuşturduğu aydınlanma çağı itibariyle, insanlar hem kendileri hem de tabiatla verdikleri savaşı kazanmak üzereler. Özellikle dünyaya hüküm sürmek için tahakküm kurmak istenilen doğa, kayıtsız şartsız insanın emrine sunulmuş gibi talan edilmekte ve küresel mahiyeti olan felaketlere sebep olmaktadır.

İnsanoğlunun gelişim sürecinde değişen mantalitesi, kurmuş olduğu kendi dünyasına hükmetmekte ve yalnız kendisine odaklı hümanizm ile hiçliğe odaklı nihilizm arasında gidip gelmektedir. Madde ve mana savaşında galebe çalan madde, tahayyüle sığmayacak boyutlara ulaşarak hatta sanal gerçeklik ortamlarına kadar yayılmış bir şekilde, şahsiyetten ve maneviyattan uzak bir hayat prototipi oluşturmaktadır. Bu da yine doğa üzerinde kurulan en bariz hükmetme istencine sebep olmaktadır.

Tabiatın bize vermiş olduğu güzellik ve iyiliği bir şekilde kendi çirkinlik ve kötülüğümüze döndürmemizin başka bir sebebi olamaz. İnsan ve insan-olmayan arasındaki fark tek kelime ile düşünmek fiili üzerine oturtulmuştur. Buradan ne yazık ki anlamamamız gereken bazı şeyleri anlıyoruz: dünya bizim halifeliğimiz altında bize hizmet etmesi gereken bir yerdir. Yanlış! Bizler yaratıcının halifesi olarak doğaya çobanlık etmekteyiz.

Tüm inançlar ve fikirler üzerinde temel oluşturan ve dünyayı anlamamızı ve örneklendirmemizi sağlayan tabiat, materyalist felsefeler üzerine kurulmuş olan modernliğimizin en barbar örneğidir.

Yıllardır hem ülkemizde hem de dünyamızda, tahribatına sebep olduğumuz doğal yaşam şartları bizleri makinizmin gölgesinde klimalarla serinletmeye çalışırken, manadan ve şahsiyetten kopuk kendimizi göremediğimiz yeşil ve mavi tonlarında mistik bir şekilde aramaya çalışıyoruz. Son dönemlerde ülke genelinde yayılan doğacılık, kampçılık, izcilik gibi natüralist aktivitelerde bunun en bariz örneklerini teşkil ediyor.

Bugün yakılan ormanların, kesilen ağaçların ve bilimum teknik için sarf edilen malzemelerin, dünyamızın dip noktasına varması konusunda çaba sarfedilmesiyle alakasının olduğunu düşünüyorum. Bir komplo teorisi olmakla birlikte, uzaydaki hayat oluşturma çalışmaları, dünya nüfusunun kalabalıklığı ve biz insanların güç deliliği oluşumu buna iten sebeplerdir. Tüketip, sömürmek ise dediğimiz gibi modern barbarlığın en hazin kanıtıdır.

İnsanoğlunun doğaya karşı kini ve nefreti, onu hala her alanda yenmesinden kaynaklanmaktadır. Ne Güney Yarım Küredeki tsunamiler ve büyük depremler ne Kuzey Yarım Küredeki hava koşulları insanoğlunu tatmin etmemekte ve eliyle yaptığı bir çok şeyi de mahvetmektedir. Kısacası doğa herhalukarda bizleri bir şekilde aşağılamakta ve dünyanın ontolojisini naklen izlettirmektedir.

Yıkıp var eden bir sistemin olduğu doğaya karşı bizlerin içten içe zafer kazanmak istemesinin sebebi de budur. Hatta ve hatta bir çok destan doğadan türetilen yabanıl kökenli olduğu gibi insanı yaratan ve var eden bir savaşı kazandırır. Bu açıdan bakıldığında eski tarihli yazmalar ve eserler doğanın üstünlüğünü kabul etmişken, aydınlanma çağı insanı ona savaş açmıştır.

Bugün ülkemizde Kaz Dağları olarak bilinen bölgedeki sorunun ana temasını da bu şekilde düşünmek gerekiyor. Doğadan çok materyalin hüküm sürdüğü sistemler içerisinde daha farklı bir tablo çizilemezdi.

İkinci dünya savaşı ardından batıya ve onun tahakkümlerine boyun eğen Anadolu dahi kendi öz ve kültürünü ya başkalaştırarak ya da tamamen değiştirerek yeni bir oluşumun sebebi olmuştur. Köylü mü yoksa kentli mi olduğuna henüz karar verememiş insanların, modernlik ve barbarlık nüanslarının mukabiline, kendinden ayrı ve bertaraf olma özelliği kazandırmıştır. Nitekim burada konu ne Kaz Dağları ne de Ege bölgesindeki yangınlardır. Buradaki esas konu buna cüret hakkını elde ettiğini sanan insanların nasıl bir firavunizm içerisinde olduğu ve müdahale etmekte neden yetersiz kaldığımızdır.

Hepimiz ölüp gidecekken, hatta bazılarımızın soyları dahi sürdürülebilirliğini yitirebilecekken, doğa her şeye ve hepimize rağmen kendisini yenileyecektir, ölmeyecektir. Yalnız buna bizim çobanlık etmemizin bizler için faydası vardır. Aksi taktirde doğaya bir zararımız olamayacağı gibi sadece kendimize ötenazi yapmış olduğumuzu kabul etmek gerekiyor.

‘’Yaş kesen baş keser.’’ atasözümüzle yazımı burada noktalıyorum. Aydınlık gelecekler ümidiyle küçüklerimin gözlerinden, büyüklerimin ellerinden öperim.

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER