SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
H. Vehbi Coşkun
H. Vehbi Coşkun

ATATÜRK STADYUMU’NA VEDÂ BÖYLE Mİ OLUR?

ATATÜRK STADYUMU’NA VEDÂ BÖYLE Mİ OLUR?
Bu haber 04 Aralık 2018 - 10:11 'de eklendi ve 2.712 kez görüntülendi.

“İstanbulspor Maçı’nın ardından yıkılacak” dediler…
En az 2010 Yılı’ndan beri; devletin en üst kademesinden tutun, konuyla ilgili en alttaki bürokratına varıncaya kadar verilen sözler havada kaldığı için kimse inanmadı herhâlde?
Hani referandum öncesinde koltuklara da olsa “ilk kazma” vurulmuştu!
Sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bir kale arkası da olsa yıkılmıştı?
Elazığ Atatürk Stadyumu’ndan ve Elazığ’a yapılacağı söylenen ancak yılan hikâyesine dönen yeni stadyumdan bahsediyoruz?
Yüklenici firma yetkilisinin “İstanbulspor Maçı’nın ardından yıkılacak” dediği Elazığ Atatürk Stadyumu gerçekten yıkılacaksa, Elazığspor-İstanbulspor Karşılaşması “son maç” oldu demektir…
***
Pekâlâ, 1974-1975 Futbol Sezonu’nda hizmete giren ve bu memlekete 44 yıl hizmet eden bir stadyumda oynanan son karşılaşma böyle mi olmalıydı?..
Bugünkü Hükûmet Konağı’nın yerinde bulunan Şehir Stadyumu’nda futbol oynadık, Elazığsporumuz’un ilk kez sahaya çıktığı müsabakayı ve sonrasında evinde oynadığı tüm maçlarını izledik, gün geldi ihtiyaca cevap veremez duruma gelen stadyumdan yeni yapılan ve Doğu Anadolu’da Elazığ ile Erzurum olmak üzere sâdece 2 İl’e kısmet olan modern Atatürk Stadyumu’na taşındık…
Eski ve toprak zeminli Şehir Stadyumu’nda başladığımız 1974-1975 Sezonu’na, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da G. Antep dışında hiçbir şehirde bulunmayan herkesin imrendiği “çim zeminli” dört tarafı tribünlerle çevrili Elazığ Atatürk Stadyumu’nda devam ettik ve o sezon sonunda “İlk kez Şampiyon” olduk…
Sonra şampiyonluklar yaşadık, sevindik ve mutlu olduk, küme düşmeler gördük, üzüldük ve gözyaşı döktük, Elazığsporla ağladık, Elazığsporla güldük.
Nice isimler geldi geçti, adlarını unuttuğum olur da gücenirler diye isim zikretmeden analım onları…
Kimini rahmetle, kimini minnetle, ama hepsine gönülden şükrânlarımızı sunarak yâd edelim onları ayrı ayrı…
Başkanlar, yöneticiler, futbolcular, malzemeciler, görevliler, taraftarlar…
Sadece Elazığspor değil elbette, tüm branşlardaki sporcuları, hakemlerimizi, teknik adamlarımızı, Beden Terbiyesi’nden Gençlik ve Spor’a dönüşen teşkilâtın Müdürleri’nden personellerine kadar tüm çalışanları…
Elazığspor’un kuruluşuna imza atanlardan günümüze dek ayakta kalmasına çaba harcayan basın mensupları…
Neler gördüler, ne anılar yaşadılar 44 yıl boyunca…
Bunca yaşananlara ve geride kalan hatıralara rağmen, bir yetkili ağızdan; “İstanbulspor Maçı sonrasında yıkılacak ey ahâli” diye herhangi bir açıklama bile duymadığımız Elazığ Atatürk Stadyumu’na vedâ böyle mi olmalıydı?
***
“Sâhipsizlik” deyince belki “parasızlık” olarak anlıyor birileri ama, gerçek anlamda sâhipsizlik bu işte!
“Sâhipsiz Elazığ!” sloganıyla anlatılmak istenen bu…
Bir arka çıkanımızın olmayışı, temsil edilmemizdeki yetersizlik, insanımızın, kentimizin, geçmişimizin, özetle kültürümüzün ortada bırakılması, sâhiplenilmeyişi mânâsını taşıyor “Sâhipsiz Elazığ!” deyimi!..
Ve yüreklerden gelen, dillerden dökülen bir sitem “Sâhipsiz Elazığ” seslenişi!..
En azından başında bir yönetimi olsaydı Elazığspor’un…
Taraftara çağrı yapar; “Gelin ey Elazığlılar, İstanbulsporla oynayacağımız karşılaşma yıkılacak olan Elazığ Atatürk Stadyumu’nda son maçımız. Tribünleri dolduralım, hem 44 yılımızı geçirdiğimiz bu stadyumda geçmişi yâd edelim, hem de var olma mücâdelesi vermekte olan Elazığsporumuz’a destek olalım!” diyerek ayağa kaldırırdı Elazığ’ı?
Mithatpaşa gibi Ali Sami YEN Stadyumu gibi nice stadyumlar tarihe karıştı. Koştu Beşiktaş taraftarı, Galatasaray taraftarı, stadyumdan bir hatıra aldı ve yaşatmak için evindeki en nâdide köşeye mirâs olarak koydu.
Biz ne yaptık, sessiz sedâsız bir de 2 puanı kaybettiğimiz maçta, 1 puanı kurtararak hiç değilse İstanbulspor’a yenilmeden ayrıldık Elazığ Atatürk Stadyumu’ndan!..
***
ST 1. Lig’e tutunmak adına yaşam mücâdelesi veren Elazığspor’un, İstanbulspor karşısında ortaya koyduğu futbola da değinelim biraz…
Tesislerdeki “yokluklar” nedeniyle yıllar sonra kendi memleketinde özel bir otelde kampa giren Elazığspor’un tarihine yakışmayan bu sefilliğe sebep olanları herkes unutsa da tarih unutmayacak elbette!
Bolu’da oynanan son maçta Osmanlıspor’u elinden kaçıran Elazığspor, o maçtaki 11’den Emre’nin cezâlı oluşu, Ahmet ARAS’ın da yedek soyunduruluşu nedeniyle 2 farklı isimle oyun alanına çıkarken; genç Murathan sağ önde, Kadir TAŞOĞLU sol önde görevlendirilmiş, Adem savunmanın sağına çekilirken, geçen haftanın en başarılı ismi Ali Fırat ise cezalı Emre’nin yerine savunmanın soluna kaydırılmıştı…
Yani görünüşte 11’de 2 farklı isim olsa da dizilişte 4 oyuncu mevkî değişikliğiyle sahaya sürülmüştü!
***
Bir önceki iç saha maçında Eskişehir karşısında olduğu gibi oyuna aşırı top kayıplarıyla başlayan Elazığspor, orta alanı geçemeyecek ölçüde bocalarken, rakibin presi sonucu Kadir BEKMEZCİ’nin kaptırdığı ikinci topta İbrahim Halil neredeyse yarı alanı driplingle geçti ve 4 oyuncumuzu ekarte edip yerden bir vuruşla olmayacak bir gol kaydetti.
Ardından yine orta alandaki boşluktan çift önlibero Kadir BEKMEZCİ ile Moussa’nın savunma zaafından kaynaklanan rakip kontrataklarla, Elazığspor kalesinde birçok tehlike yaşadı?
Kadir TAŞOĞLU sol kanatta başarılı olsa da, önliberoda görevlendirilen forvet özellikli Moussa’nın yerinde olsa bordo-beyazlı takım ortadan bu kadar açık vermezdi?
Skor, İstanbulspor’un geri yaslanıp tamamen kontratağa yönelmesine, Elazığspor’un da oyunu rakip alana yıkmasına neden olunca bordo-beyazlı temsilcimiz toparlandı ve Kadir BEKMEZCİ ile TATOS’un gollük iki vuruşunu önleyen rakip Kaleci, takımının ilk yarıyı galip tamamlamasını sağladı.
***
2. Yarı “Rus ruleti” gibiydi, gol ararken savunma güvenliğini ihmâl eden Elazığspor Kaleci Soner’in iki mutlak kurtarışı, bir de Barış’ın arkadaşı İbrahim HALİL’e çıkarsa gol olacak bir pozisyonda penaltı beklentisiyle kendini yere bırakması neticesinde gol yemedi?
Hakeme penaltı vermediği için kızıp hareketlenen taraftarın ateşlediği Elazığspor, atak üstünlüğünü ele geçirdiği maçta, DIARRA’nın neden sahada tutulması gerektiğini gösteren bir kafa vuruşunda sergilediği “golcülüğü” sayesinde beraberliğe ulaştı.
Takımını ateşlemek yerine kendi futbolcusunu ıslıkla protesto eden bir grup taraftar Ali Fırat’ın yaptığı asiste bakıp, takımına zarar vermenin Elazığlı’ya yakışmadığını ve sebebi her ne olursa olsun ne kadar yanlış bir davranış olduğunu anlamalı!
Elazığspor, son anlarda kalesinde bir tehlike yaşasa da Moussa ile Kadir TAŞOĞLU’nun gol yapamadığı iki pozisyonu değerlendirebilse Atatürk Stadyumu’nda oynadığı son maçı kazanacaktı?
Elazığspor umarız ST 1. Lig’de tutunur ve yeni yapılacak stadyumuna dönüşü muhteşem olur…
Elazığspor-İstanbulspor Karşılaşması “son maç” oldu derken, haklı olarak “Elazığ Atatürk Stadyumu’na vedâ böyle mi olmalıydı?” diye soranlar, umarız hiç değilse son maçta yenilmedik diye teselli bulur!

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.