SON DAKİKA

Elazığ Fırat Gazetesi
Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcı

ALKOL BAĞIMLILIĞI VE KÖTÜYE KULLANIMI

ALKOL BAĞIMLILIĞI VE KÖTÜYE KULLANIMI
Bu haber 09 Eylül 2019 - 8:28 'de eklendi.

Fikir Günlüğü

İnsanlığın ortaya çıkışından beri alkol veya alkollü içkiler kullanılmaktadır. Kültürlerin çoğunda alkol kullanılır. Kimi kültürlerde alkol kutsal bir içki olarak kabul edilirken, bazı kültürlerde kullanımı kısıtlı hatta tamamen yasak olabilmektedir. Alkol kullanımının sonuçları hakkında ve ne zaman problem haline geldiği konusunda bilgi sahibi olmak gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde bireylerin yaklaşık %65’inin yaşam boyunca alkol kullandığı bilinmektedir. Ülkemizdeki rakamlar da buna yakındır. Erkeklerde alkol kullanımı ve buna bağlı problemler kadınlardan daha yaygındır. Amerika için yapılan araştırmada yaşam boyu alkol bağımlılığı %13 oranında görülmektedir. Alkolün kendisinin yol açtığı problemlerin dışında, alkolik ve alkol bağımlısı kişiler alkolün dolaylı etkileri sonucu hekime başvurmaktadırlar. Problemli alkolikler acil servislere, yanık ünitelerine, psikiyatri servislerine başvurabilirler.

Alkol kötüye kullanan hastalarda kronik yorgunluk görülür. Beslenme kötüdür. Sigara içme yaygındır. Unutkanlık ve kazalar sıktır (ütüyü elbisenin üstünde unutma vb. Sindirim sistemiyle ilgili bozukluklar görülür. Uyku bozulur. Depresyon sonucu intihar girişimleri veya sara nöbetine benzer nöbetler görülebilir. Önemli sosyal, mesleki veya eğlence amaçlı aktivitelerden kaçınan kişi giderek içe kapanır. İşte başarısızlık ve iş kaybı sık rastlanır. Ailevi sorunlar, cinsel yetersizlik, aile efradına kötü muamele görülür. Maddi durumu yetersiz olan hastalar alkol elde etmek için büyük bir çaba ve zaman harcayabilir, ahlak dışı yollara başvurabilirler (hırsızlık, fahişelik vb).

Alkolizm adı verilen alkol bağımlılığı için genetik faktörler önemlidir. Alkolizme yatkın bireylerde %50 oranında genetik etkenler söz konusu olabiliyor. Öte yandan alkolün bağımlılık sağlayıcı etkisi, beyindeki ödül merkezleri olarak adlandırılan bölgeleri uyarmasıyla ilişkilidir. Öte yandan bazı davranış bozukluğuna sahip olan kimselerde alkole meyil vardır. Bunlar arasında bipolar bozukluk denen psikyatrik hastalık başta gelir. Ayrıca bireyin kendi akran grubuna özentisi, ailesel ve kültürel etkiler, alkole ulaşmanın kolay veya zor oluşu ve fiyatı da etkenler arasında sayılabilir.

Alkolizm ilerleyici bir hastalık olarak kabul edilir. Ölüme yol açması nadir sayılmaz.

Alkolün birçok organ sistemi üzerine travmatik-toksik etkileri vardır. Siroz, karaciğer üzerindeki, pankreatit ise pankreastaki toksik etkisine bağlı olarak ortaya çıkar. Bunun yanında depresyon ve uyuyamama gibi bozukluklar ortaya çıkabilir. Alkol aldığını saklayan birisinde, alkole bağlı gelişen hastalık tablosuna veya hasta yakınmalarına bakmak suretiyle alkolizm teşhisi koyulamaz. Yani alkolizmde belirtilerden yola çıkılarak alkolizm teşhisi koymak mümkün değildir. Çünkü fiziksel belirtiler çok değişken ve alkole spesifik değildir. Labaratuar testlerinde alkolün aşırı kullanımına bağlı hastalıkların geliştireceğini düşündürecek bazı bulgular ortaya çıkabilir. Gama glutamik asit transferaz (GGT), aspartataminotransferaz (AST), alaninaminotransferaz (ALT) ve bilüribin yükselebilir. Kırmızı kan hücrelerinin hacminde artış, ürik asit yükselmesi ve trigliserit yükselmesi görülebilir. Bunların hiçbiri alkol kötüye kullanımını gösteren kesin bir bulgu değildir. Karbonhidrat eksik transferrin (CDT) özgül bir test olup klinik kullanıma girerse yararlı olacaktır. Aşırı alkol kullanımına bağlı olarak kişi acil servise gelmişse serum alkol seviyesinin 0.1 g/dl’den yüksek olduğunun saptanması tanı koydurucudur.

Hastaların çoğu alkolü aldıktan hemen sonra başvurmadıklarından, genellikle uzun dönemde ortaya çıkan hastalıklar nedeniyle başvurduklarından ülser veya hepatit gibi hastalıklardan ayırt etmek zor olabilir. Eş, akraba veya arkadaşlarının alkol tükettiği konusunda bilgi vermesi son derece yararlıdır.

Alkol kullanan kişinin basit bir alkol kullanıcısı olmadığını, bizzat alkolik veya alkol bağımlısı olduğunu gösteren bulgular nelerdir?

Tolerans adı verilen bulgu bu ayrımda önemli. Alkol bağımlısında kişi “kafayı bulmak” için giderek daha çok alkol tüketmek durumundadır. Yani bir ölçü alkol almakla elde ettiği keyfi zaman içinde birbuçuk ölçü, iki veya daha fazla ölçü almak suretiyle elde etme durumunda kalır. Aynı miktar alkol almaya devam ederse alkolün etkisi giderek azalmaktadır. Buna tolerans adı veriliyor. Tolerans gelişen kişi alkol tüketmeye daha fazla zaman ayırmaya başlar.

Kişi alkol tüketimini keserse, o vakit “yoksunluk” denen durumla karşılaşır. Çekilme belirtileri ortaya çıkar. Alkol almakla meşgul olmadığı zaman zihni hep alkolle meşgul olur.

Kişinin yaşamı geriye dönük olarak incelenirse kullanımı bırakmak veya azaltmak için geçmişte birçok kez çaba göstermiş olduğu öğrenilir.

Alkolizmin tedavisi tıpkı diyabet veya hipertansiyonda olduğu gibi uzun süre gerektirmektedir.

Tedavide ilk basamak hastanın alkolü bir problem olarak kabul etmesidir. Alkol kesildiğinde ortaya çıkan yoksunlukla ilgili problemler için hastaya destek sağlanmalıdır. Yoksunluk durumunda hastada nöbet veya delirme krizleri görülebiliyor. Bu durumda tedavinin yataklı bir kuruluşta yapılması ve benzodiazepin ilacı kullanılması gerekir. Kalıcı bellek kaybı (Korsakoff Sendromu) gelişmesini önlemek için tiyamin de kullanmalıdır. Çoğu hasta alkole bağlı sağlık sorunlarına sahip olduğunun farkına varamaz. Bu açıdan hastanın bilinçlendirilmesi önemlidir.

Grup tedavisi yararlıdır. Alkolsüz yaşam konusunda motivasyon, bilinçli davranış, karşılıklı olumlu etkileşim sağlar.

İlaçla tedavi gerekebilir. Bunun için uzun yıllar disülfiram (aldehit dehidrogenaz inhibitörü) kullanılmıştı. Bu ilacı kullanan hastalar alkol alınca tiksinti duyarlar ve alkol tüketmeye karşı psikolojik bir isteksizlik meydana gelir. Gerçekten alkol bağımlılığından kurtulmak isteyen motivasyonlu hastalarda yararlıdır.

Bir diğer ilaç daha yeni olan Naltrekson’dur. Opioidantogonisttir. Hasta ayıldıktan birkaç gün sonra bu ilaç verilmeye başlanır. Akamrosat başka bir yeni ilaçtır. N-metil-D-Aspartat reseptörü üzerinden etki yapar.

 

 

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER