Ata Şengül

Ata Şengül

Yeni Bir Kalkınma Planı Dönemine Girerken

“Plansız çalışan bir kimse, ülke ülke dolaşıp hazine arayan bir insana benzer.”

René Descartes

Basit bir ifade ile, belirli bir amacı gerçekleştirecek şeyleri düşünmek olarak tanımlanabilecek planlama kavramı, yaşamın her anında karşımıza çıkan bir olgudur. Öyle ki, tek tek bireylerden devletlere kadar hayatın içinde yer alan gerçek veya tüzel her bir varlık, geleceğe dair koyduğu akılcı ve somut hedefleri gerçekleştirmek için kaynaklarını harekete geçirerek etkin bir şekilde kullanıp olumlu sonuçlar elde etme gayreti içindedir. Bu bakımdan, birçok bilimsel alanda önemli bir yer tutan planlama kavramı, Yönetim ilminin de temel konulardan biri olarak değerlendirilmekte ve yönetimin unsurlarının başında sayılmaktadır.

Söz konusu kavram, devlet yönetimi bakımından değerlendirildiğinde, ülke kalkınmasının gerçekleştirilmesinde, ayrı ve özel bir yere sahiptir. Nitekim kalkınma planlaması, bir ülkedeki siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel değerler ışığında, önceden belirlenmiş hedeflere, yetkili organlar eliyle kullanılan kaynakların yönetilerek belirli bir zaman dilimi sonunda ulaşılması süreci olarak ifade edilmektedir.

Ülkeler düzeyinde, kalkınma planlarıyla ilgili ilk uygulamanın Sovyetler Birliği döneminde gerçekleştirildiği görülmektedir. Zira 1929 yılında, kapitalist dünya içinde baş gösteren ekonomik kriz ortamı, Sovyetler için bir gelişme imkanı doğurmuştur. Nitekim adı geçen ülkede, 1928-1932 yıllarını kapsayan beş yıllık kalkınma planının başarıyla uygulanmasına bağlı olarak, özellikle, II. Dünya Savaşı’ndan sonra, “gelişmekte olan” şeklinde sınıflandırılan ülkelerin kalkınmalarına katkı sağlaması amacıyla kalkınma planlarının sıklıkla uygulandığı görülmektedir. Ülkemizde de aynı yönteme başvurulmuş olup 1923-1929 yılları arasında devlet destekli özel sektör girişimlerinin yetersiz olması sebebiyle, 1934-1938 yılları arasında, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmıştır. Plan dönemi sonunda elde edilen sonuçların başarısına bağlı olarak, 1939-1943 yılları arasında ikinci plan devreye sokulmuş; ancak, II. Dünya Savaşı’nın başlaması sebebiyle, plan, ilki kadar başarılı olamamıştır. 1950’li yıllarda uygulanan politikalar sebebiyle, planlama, göz ardı edilmiş ise de 1961 Anayasası ile birlikte, planlama faaliyetine yeniden önem verilmiş ve anayasal bir kurum olarak Devlet Planlama Teşkilatı (DPT olarak anılan bu kurum günümüzde Kalkınma Bakanlığı olarak devlet idaresinde yer almaktadır) kurularak beş yıllık dönemleri kapsayacak planların hazırlanmasına başlanmıştır.

Devlet Planlama Teşkilatının kurularak planlı döneme geçildiği dönemden günümüze kadar on adet beş yıllık kalkınma planı uygulanmıştır. Söz konusu bu planların, felsefeleri ve yaklaşımları göz önünde bulundurulduğunda önemli farklılıklar içerdiğini söylemek gerekir. Zirai, 1960-1980 döneminde gerçekleştirilen planların temelinde ithal ikameci modele dayalı bütüncül bir karma ekonomik anlayış söz konusu iken 1980’den sonra gerçekleştirilen planlarda ise serbest piyasa ekonomisi modeline dayalı liberal bir anlayışın hakim olduğu görülmektedir.

 Son olarak 2014-2018 yıllarını kapsayan Onuncu Beş Yıllık Kalkınma Planının bu sene tamamlanacak olması sebebiyle, 2019-2023 dönemi On Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planının çalışmalarına başlanmıştır. Konuyla ilgili olarak yayımlanan 2017/16 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde, On Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın esası, “Ekonomik gelişmeye makro çerçeve oluşturan, ekonomik ve sosyal kalkınma için uygun ortam sağlayan, öngörülebilirliği artıran kalkınma planları; etkinlik ve verimlilik odaklı kurumsal ve yapısal düzenlemeleri öne çıkarmakta, amaç ve öncelikleri somut program ve eylemlerle hayata geçirmeyi ve plan-program-bütçe bağlantısını güçlendirmeyi hedefleyerek, etkili bir izleme ve değerlendirme imkânı vermektedir.”Şeklinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda, tarımdan sanayiye, sağlıktan eğitime, ulaşımdan enerjiye, kültür ve sanattan sosyal politikalara, kırsal kalkınmadan kentsel yaşam kalitesine kadar, 43 farklı başlık altında oluşturulan çalışma gruplarında, alanında uzman kişiler ve yetkili kurum temsilcileri bir araya gelerek ülkemizin gelişme potansiyeline sahip olduğu alanlar ile bu alanların değerlendirilmesine yönelik öneriler ve mevcut sorunlar kapsamlı bir şekilde tartışılarak plan hazırlıklarına katkı sağlanmıştır.

On Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nı diğer planlardan ayıran en önemli husus ise, cumhuriyetimizin 100. kuruluş yılı olan 2023’e kadar uygulanacak bir plan olmasıdır. Bu yönüyle, söz konusu plandan beklentilerin oldukça yüksek olduğunu söylemek gerekir. Bu sebepten ötürü, ülkemizin 100. yıl hedeflerine uygun bir bakış açısı ile söz konusu planın hayata geçirileceği ifade edilmektedir.

Temennimiz, On Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamında, ülkemizin her alanda etkin bir konumda olmasıdır. Bundan ötürü, devletimize ve milletimize hayırlı olması diliyoruz.

Ayrıca, en zor anlarında bile, milletimizin can ve mal güvenliğinin korunması pahasına maddi/manevi her türlü fedakarlığa katlanmak suretiyle görevlerini ifa eden emniyet teşkilatımızın 173. kuruluş yıldönümünü tebrik eder, şehitlerimize Allah'tan rahmet gazilerimize sağlıklı ve huzurlu ömürler dilerim.

Baki muhabbetle…

 

 

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet