Ayşe KESKİN

Ayşe KESKİN

KRİZ ÇANLARI

Toplumların güçlü ve dinamik olarak varlıklarını sürdürebilmeleri, milli ve manevi değerler ile kültürel mirasın yüzyıllar boyunca idamesi aile kurumunun sağlıklı bir şekilde işlevselliği ile gerçekleşebilmektedir. Ailenin toplumda sağlıklı bir şekilde işlevselliği ise aile fertlerinin birbirleriyle senkronize bir şekilde uyumları ile olanaklı hale gelir. Yaşamın doğal akışı içerisinde zıtlıkların ve farklılıkların olduğu;  yeni olayları ve durumları dimağında barındıran değişkenlikler gösterebilen yönünün bulunduğu da herkesçe bilinen bir realitedir.

Bu farklılıklara ve gelişen yeni durumlara aile üyeleri aynı açı ve çerçeveden bakamadığı takdirde ailede kriz çanları çalmaya başlar. Ailede oluşabilecek kriz nedenlerinden biri; yaşam rutin akışında devam ederken;  meydana gelen bazı yeni durum ve olaylar kriz sinyalleri belirten sonuçlar doğurmaya başlar. 

Yaşanan tüm bu sinyal belirti ve sonuçlar aslında  "olağan geçiş dönemleri" olarak adlandırılan bu dönemlere ailenin bir ferdinin dahi uyum sağlayamaması bütün aile üyelerini saracak aile boyu krizlere neden olabilir. Örneğin aileye bir bebek gelmesi ile henüz çocuklu yaşama alışamamış daha önce de bunu deneyimlememiş olan kadında ya da erkekte yeni hayata alışma dönemi yani geçiş döneminde zaman zaman çatışmalar yaşanabilir. Ya da çocukların ergenlik dönemine girmesi ile ebeveyn ve çocuklar arasında fikir uyuşmazlıkları ile akabinde çatışmalar baş gösterebilir. Aile fertlerinden birinin evden ayrılması ya da geniş ailelerde dede ve nenelerin hastalığı veya ölümleri olağan geçiş dönemi örnekleri arasında sıralanabilir. Bu geçiş dönemleri aile bireylerinde özel psikolojiler geliştirerek, kaygı ve stres oluşturarak ailenin dengesini bozabilir. 

Böyle geçiş dönemlerinde meydana gelen olumsuzlukların üstesinden gelebilmek için öncelikle tüm aile üyelerinin  "geçiş döneminde" olduklarının farkında olması önemlidir. Aile üyelerinin birbirlerinin mizaç, kişilik ve insani özellikleri üzerinden çatışmayı bir kenara bırakıp, sorunlara yönelik çözüm yolları geliştirme çabasında ve gayretinde olmaları gerekir.

Ailede kriz oluşturabilecek durumlardan bir diğeri ise; aile üyelerinden birinin yaşadığı üst düzeyde stres ile karşı karşıya gelinmesidir. Aile üyelerinden birinde önemli bir hastalık, veya trafik kazası gibi sürekli bakım gerektiren durumların yaşanması veya ailenin ekonomik iflas içine girmesi, aile üyelerinde işsizlik veya belirgin bir okul başarısızlığı, sınav başarısızlığı gibi nedenlerle baş gösteren stresler örnek verilebilir. Bu türden durumlara maruz kalmak ailenin dengesini bozup, aile içi çatışma hali oluşturabilir. 

Böyle stresli ve travmatik yaşam olayları ile ailelerin çoğu baş edebilirken, hatta bazı aileler bu gibi olumsuzluklardan sonra birbiriyle kenetlenip daha da yakınlaşabiliyor. Fakat bu gibi durumlar bazı ailelerde, üyeler arasında süreğen, şiddetli, uyuşmazlık ve çatışmalar oluşturabiliyor.

Ailelerin denge hali çeşitli nedenlerle bozulabilir. Dengelerin bozulması ile aile içinde çatışma ve uyuşmazlıklar da oluşabilir. Önemli olan bu olumsuzlukların yaşanması değil... Hem zaten yaşandıktan sonra zamanı durdurup geri sarıp en başa dönebilmek gibi bir meziyete de sahip değil hiç kimse. Önemli olan oluşan denge problemleri ile baş gösteren uyuşmazlık ve çatışma hallerini iyi yönetebilmektir. Eğer krizler iyi yönetilemezse bir kısırdöngü şeklinde büyür ve aile içi facialara sebep olabilir. Yaşanabilecek herhangi bir kriz sonucunda öncelikle aile kendi imkanları ile çözüm bulmaya çalışmalıdır. Fakat yaşanan kriz ailenin kendi imkanları dahilinde çözülmezse, aile terapisine ve aile danışmanlığına başvurulması bir uzmandan yardım alınması kriz süreçlerinin atlatılmasında önemli bir adımdır.

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet