Fatih ATABEY

Fatih ATABEY

MADDİ DESTEK YETMEZ, BİRAZ DA MANEVİ DESTEK LAZIM!

Geçtiğimiz günlerde ölüm yıl dönümü dolayısıyla bir kez daha eski başbakanlarımızdan Necmettin Erbakan’ı andık. Siyasi fikirlerini beğenirsiniz beğenmezsiniz onu bilmem ama bilim insanı olarak zamanında çok başarılı çalışmaları oldu. 1956-1963 yılları arasında 200 ortaklı ilk yerli motoru üretecek olan Gümüş Motor'u kurdu ve ilk yerli motor üretimini de gerçekleştirdi. Yani ülke olarak bugünlerde yapmaya çalıştığımızı 50-60 sene öncesinden başarmış bir bilim insanı. Sonraki yıllarında ise siyasete atıldı. Siyasette de çok başarılı çalışmalar yaptı, ülkeye hizmetler sundu ve başbakanlığa kadar yükseldi. Ancak bence Erbakan Hoca eğer bir bilim insanı olarak kalsaydı bu memlekete bilim adına çok büyük katkılar sağlayacağına inanlardan biriyim.

Erbakan Hoca ‘Davam’ isimli kitabında çalışmaları sırasında karşılaştığı bir sıkıntıdan özellikle bahsediyor. Erbakan Hoca kitabında bahsettiği bu sıkıntı ile yerli motor üretimi sırasında karşılaşıyor. Yerli motor üretilmesine üretiliyor ama o dönemde yeterli destek göremiyorlar ve dolayısıyla da hedefledikleri başarıyı yakalamıyorlar. Şimdi varın siz düşünün; 1960’larda destek görselerdi ve yerli motorumuz seri üretime geçseydi bu alanda şimdi ülke olarak nerelerdeydik. Bırakın yerli otomobil üretilmesini belki de şuan biz Almanlara otomobil ihraç edecektik.

Buradan çıkaracağımız sonuç şu; üretimde, yatırımda destek gerçekten çok önemli bir konu. Bunu sadece maddi destek açısından söylemiyorum, manevi destek de ayrı bir motivasyondur üretici ve yatırımcı için. Son dönemlerde özellikle devlet kurum ve kuruluşları ile gereken maddi desteği sunuyor. İlimiz açısından da devlet gerek Valilik kanalı ile gerek TKDK kanalı ile gerekse diğer kurumlar kanalı ile gereken desteleri veriyor. Bu yeterli midir? Elbette her zaman daha fazlası gerekiyor. Ancak bizim şimdi en büyük eksikliğimiz maddi değil manevi destek.

Birincisi; vatandaşın bu yatırımlara inanması gerekiyor. Ne zaman vatandaş ile görüşmeler yapsak özellikle büyük çaplı yatırıma inançlarının olmadığını görüyoruz. Bu belki geçmişteki politikalardan belki de abartılı vaatlerden kaynaklı. Ancak vatandaş bir şekilde inancını kaybetmiş. Peki, inancını, moralini kaybetmiş bir şehirde yatırım ve üretim ne kadar artar. Bence çok az. O da zorlama ile. Çünkü yatırım ve üretimi dinamiklerini harekete geçirecek olan yine vatandaşın kendisidir. Onlar da umudunu kesmişse kim ne yapsa boşuna. Bunu nasıl mı zorlayacak vatandaş? Oy ile zorlayacak, söylemleri ile zorlayacak, eylemleri ile zorlayacak.

İkincisi; artık biraz da gerçekleştirilebilir projeler üretmemiz lazım. Bu şehir için yapılacak şeyler çok. Ancak şu da gerçek ki kaynaklar kısıtlı. Özellikle popülerliğini arttırma çabasında olan bazı STK yöneticileri proje açıklayıp duruyorlar. Ancak bunların gerçekleştirilebilirliğini söyleyen yok. Dolayısıyla birkaç gün sonra bu söylenenler unutulup gidiyor. Şimdi gerek vatandaşın gerekse bizim bu STK’lara olan inancımızın tazelenmesi gerekiyor. Bu da ancak gerçekleşebilecek proje açıklayan, bu projelerin hayat bulması için gereken takibi yapan ve durmadan bunu gündeme taşıyabilen STK’lar ile mümkün.

Üçüncüsü; artık özel sektörün de elini taşın altına koyması gerekiyor. Sadece devletten bir şey bekleyen özel sektör devri kapandı. Devlet desteği versin, yaparım dönemi sona erdi. Başta farklı illerde yatırımları olan Elazığlılar olmak üzere bu şehre bir şeklide borcu olan her yatırımcının bir adım atması gerekiyor. Bu şehir için bir tuğla koyan her yatırımcı da eminim karşılığını en iyi şekilde alacaktır.

Yani yatırım, üretim sadece para işi değil. Vatandaşın inanması, moral bulması gerekiyor. Bizim STK’lara, özel sektöre inanmamız ve onlara moral vermemiz gerekiyor. Yoksa bir kısır döngü içerisinde; ‘Elazığ niye gelişmiyor, niye yatırım gelmiyor?’ diye söylenmeye devam ederiz.

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet