Muhammet Yalçın AZİZOĞLU

Muhammet Yalçın AZİZOĞLU

KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, başta Ulu Önder olmak üzere devletin tüm dinamikleri topyekûn kalkınma hamlesine girişmiş kısa sürede birçok alanda mucizevî başarılar elde etmiştir. Tarım alanlarının modern tarım ile tanışması, çiftçilerin karasaban yerine traktörler ile buluşması, toprakların daha verimli şekilde kullanılmasının önünü açmış, ürün kalitesini ve çeşitliliğini arttırmıştır. Bu da beraberinde ürünlerin işlendiği fabrikaların hızla devreye girmesini sağlamıştır. Bütün bunlar yeni kurulun Türkiye Cumhuriyetinin kalkınma hamlelerinin başarısını ortaya koymaktadır.

Bu kazanımlar sonraki iktidarların ve basiretsiz yöneticilerin hata ve suiistimalleri ve hatta hıyaneti ile kaybedilmeye başlandı.

Bu dönemde yenilenen teknolojiler daha ileriki yıllarda yenilenmediği ya da atıl duruma bırakıldığı için ikinci dünya savaşında yerle bir olan, ekonomisi, insan gücü çöken Japonya ve Almanya’nın bile gerisinde kaldık. Cumhuriyet döneminde kurulan birçok fabrikanın yerinde yeller esmekte, maden sahaları ise tarumar edilmekte. Hal böyle olunca ihracattan ithalatın kucağına düştük.

Teknolojiden mahrum kalmanın zararlarını tarım ile amorti ederiz, biz tarım ülkesiyiz mavalları, masalları da fazla uzun sürmedi maalesef. Endüstriyel bitkilerde birkaç ithalatçının çıkarları ve ihanet derecesinde hatalar yüzünden maalesef tarımda da hızla geriledik.

Bu durumun neticesinde tarımın kalbi sayılan köylerde sıkıntılar had safhaya ulaştı. Cazibesini yitiren köyler hızla kentlere göç verir hale geldi. Köyler de genç nüfus yok denecek kadar azaldı. O cennet bahçesi görünümündeki bağlar, bahçeler viran oldu, tarlalar süresiz nadasa bırakıldı...

Sonuç susuz kıraç topraklar da yetişen nohut bile sofralara ithal edilerek gelmeye başlandı. Buğdaygiller ve bakliyat mamulleri ithal edilen ürünler arasında. Dönem dönem ot parçası olan saman ithal edildi. Her ürüne bir mazeret bulabiliriz de samanın ülkemizde ithal ürün konumuna düşmesine mantığım izah ve yorum bulamıyor.

  ‘’Kısacası ülkemizde tarım can çekişiyor.’’

Tarımın düştüğü bu korkunç tablo yanında bari hayvancılık elde tutulsaydı diyecek oluyorum ki maalesef hayvancılık da aynı kaderin kurbanı…  Her yıl et açığını kapatmak yüksek et fiyatlarını aşağı çekmek için et ithalatı yapılmakta… Sonuç; yıllardır hep aynı filmi izliyor, hep aynı teraneleri dinliyoruz. Köylerde kalan bir avuç insanın hali, dertleri, istekleri, sadece seçim döneminde sorulmamalı, köylere verilen tarımsal ve hayvansal devlet destekleri adil bir şekilde verilmeli. Köylerde yaşayan, üretim yapan insanlara ete dişe dokunur yardımlar, eğitimler, kullandıkları elektrik, mazot, gübre ve zirai ilaçlarda, ödedikleri tarım SSK ve Bağ-Kur primlerinde devletin yardımcı olması gerekmektedir. Bu yardımlar yapılmıyor değil, elbette ki yapılıyor. Lakin sonuç olarak köylerden kentlere göçü önlemede ve tarım ile hayvancılıkta üretim beklenenin altında kalıyorsa bu yardımlar tekrar gözden geçirilmelidir.

 

    Elleri nasırlı, alınlarında derin çizgilerin oluştuğu, toprağın cevri cefasını gönüllü olarak çeken biz köylerinde kalan insanlar, dönen dolaplara aldırış etmeden, umursamadan, direnmeye, toprağı işlemeye bir kaç dönümlük dededen babadan miras tarla ve bahçemizi işlemeye devam edeceğiz.

 ‘’Ağaçlarımız kurumasın, tarlalarımız nadasta kalmasın’’ yeterli bizim için. Sadece devletimizin kurumlarını samimiyetle yanımızda görmek yeterli.

 Sonradan görme şehir müptezelleri, yediği meyve ve sebzenin dalda mı tarlada mı yetiştiğinden bir haber olan entellerin, her durum ve davranışı para ile ölçen metal para şekilli beyin taşıyan sözde insancıklar hor görse de bu çileli sancılı durum gönül dünyamızı kavursa da toprağı işlemekten geri kalmayacağız.

 Bu ülkenin global dünyada söz sahibi olması için her karışına kan bedeli verip aldığımız bu toprak ekilip biçilmelidir.

Meralarımızda sığır, koyun sürüleri var olmalıdır. Arı kovanları süslemeli platoları, ipek böceği tüketmeli taze dut yapraklarını, nehirlerimiz balıktan geçilmemeli…

Bu insanımızın ülküsü ve ideali olmalıdır.


Ne diyordu Ulu Önder;"Köylü milletin efendisidir." Bende diyorum ki ey Atam, efendilerin sayısı hızla tükenmekte. Efendiler yalnız kaderine terk edilmiş durumda, tarım ve hayvancılık can çekişmekte…


Baharın coşkusu tüm canlılar da gözükürken umutlarımı diri tutup bu yıl ülkemin tüm köylülerine toprağın bereketli ve cömert olmasını diliyorum.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet