Ata Şengül

Ata Şengül

Kamu Diplomasisi

“Eğer bir ülke kendi algısını ve itibarını yönetemezse, itibarı kendi

 doğal ritmiyle ilerlemekte, başkaları tarafından yönetilir hale gelmektedir.”

Simon ANHALT

Başta internet olmak üzere, uydu haberleşme ağları ve buna bağlı olarak yazılı/görsel medya gibi kitle iletişim araçlarındaki yaşanan gelişmeler, çağımızın kilit kavramı olan “bilgi”nin çok hızlı ve etkin bir şekilde yayılmasını sağlamakta, daha önce adı sanı duyulmayan bir yer, bir olay veya bir kişi hakkında, çok kısa bir zaman dilimi içinde bilgi sahibi olmak mümkün hale gelebilmekte ve ciddiye alınacak kadar belirli bir kamuoyunun oluşmasına katkı sağlayabilmektedir.

Bilginin hem çabuk yayılmasını hem de kısa sürede taraftar kazanmasını sağlayacak nitelikteki bu güç, milli menfaatlerini korumaya veya gerçekleştirmeye yönelik politikaların üreticisi ve uygulayıcısı devletlerin dikkatini çekmektedir. Öyle ki bazı ülkelerde enformasyon bakanlıklarının kurulduğu bile görülmektedir. Bu konuda, 2003 yılında, Amerika’nın işgal etmek için savaş ilan ettiği Irak’ın o dönemdeki enformasyon bakanı Muhammed Said El Sahaf, savaş süresince yaptığı açıklamalar ile kamuoyunun dikkatini ve ilgisini çekmeyi başarmış biri olarak akıllarda yer etmiştir.

Bilgiye yönelik bu ilgi ile birlikte, günümüz uluslararası ilişkiler düzeyinde, klasik diplomasi yöntemlerinden farklı olarak, bir devletin hedefi, sadece diğer devletleri, hükümetleri veya uluslararası örgütleri değil, aynı zamanda, yabancı ülke kamuoylarını da milli menfaat doğrultusunda etkilemek şeklinde yeniden şekillenmiştir. Bu kapsamda, iletişim yöntem ve faaliyetlerini geliştirerek hedef kitleyi etkileme kapasitesinin arttırılması, devletler için diplomasi kavramının değişmesine ve bu kapsamda yeni diplomatik yöntemlerin geliştirilmesine sebep olmuştur. Dolayısıyla, sıradan vatandaşlar bile, farkında olmadan, diplomasinin etkin bir aktörü olabilecek konuma erişmiştir.

Basit bir ifade ile, bir hükümetin başka bir milletin kamuoyunu, kendi menfaatleri doğrultusunda yürüttükleri politikalar doğrultusunda etkileme gayreti olarak tanımlanan kamu diplomasisi, hükümetlerin hedef kitle olarak tabir edilen insan topluluğu ile iletişime geçme sürecini içermektedir. Bu noktada, psikolojik hareket içeren birtakım propaganda araçları ile kamu diplomasisini birbirine karıştırmamak gerekmektedir. Zira kamu diplomasisinde temel amaç, doğru bilginin yayılması ve benimsetilmesidir. Bu yönüyle, bilginin doğruluğu kadar bilginin kaynağı da bellidir.

Bunun dışında, bilgi ile beraber aktarılan kültürel kodlar da farklı kültürlerin birbirini tanımasında önemli bir araç haline gelmiştir. Bu noktada, kamu diplomasisi, dünyaya kendini tanıtma gayreti içinde olan devletler için kültürel unsurlar vazgeçilmez öneme sahip unsurlardır. Özellikle, günümüzde giderek artan yabancı düşmanlığı veya İslam karşıtlığı gibi, birtakım olumsuz yaklaşımlara karşı kamu diplomasisi kanalıyla yürütülecek söylemlerde, kültürel algının, karşılıklı kültürel alışverişin etkin bir şekilde yayılmasını sağlamanın önemi yadsınamaz derecededir.

Öte yandan, kamu diplomasisi, bir devletin veya hükümetin kendi doğrularını dikte edecek nitelikte, tek yönlü gerçekleşen bir süreç olmayıp bir etkileşimin yaşandığı süreci ifade etmektedir. Hedef kitleyi tanımak, bunun için de o kitlenin davranışlarını, düşünce biçimlerini, kültürel kodlarını iyi analiz etmek esastır. Bunun devamında ise, hedef kitleyi anlamak ve buna göre politika üretip geliştirmek gerekmektedir.

17. yüzyıldan bu yana, kamu diplomasisi ile ilgili birtakım uygulamaların var olduğu bilinmekle birlikte, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra, devletlerin bu alanda daha yoğun faaliyetlere giriştikleri görülmektedir. Nitekim kamu diplomasisi kavramının ilk kez, Küba füze kriziyle birlikte, Soğuk Savaş’ın zirve yaptığı 1960’lı yıllarda kullanılması bir tesadüf değildir. Bununla birlikte, Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle birlikte, uluslararası ilişkilerde sivil toplum örgütlerinin öneminin artmasına bağlı olarak, devletler ile doğrudan bağlantılı olmayan ancak dolaylı yoldan desteklenen örgütler eliyle yürütülen programlar devletlerin güttüğü politikaların diplomatik yansımalarını içermektedir. Örneğin; dünyanın dört bir yanında İngiliz kültürü ve dili alanında faaliyet gösteren British Council gibi kültür merkezlerinin yanı sıra, yirmiye yakın dilde yayın yaparak 45 milyon kişiye ulaştığı aktarılan Radio France İnternationale gibi medya organları kamu diplomasisi alanında etkin olarak kullanılan araçlara verilecek örneklerdendir.

Ülkemizde kamu diplomasisi kavramı yeni bir kavram olmakla birlikte, bu alanda önemli uygulamaların hayata geçirildiğini söylemek gerekir. Nitekim 1993 yılında Almatı’da imzalanan anlaşma ile kurulan Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi, Türk devletleri ve akraba toplulukları arasındaki ilişkinin güçlendirilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Öte yandan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) da dünyanın birçok ülkesinde tarım, sanayi, finans, sağlık, nüfus turizm alanlarında faaliyetlerde bulunarak kamu diplomasisi alanında önemli bir görev ifa etmektedir. Başbakanlığa bağlı Kamu Diplomasi Koordinatörlüğü de bu alanda faaliyet gösteren kurumların başında gelmektedir.

Bununla birlikte, ülkemizin önemli dış politik sorun alanları arasında yer alan Yunan meselesi, Ermeni meselesi, Kıbrıs meselesi, Karabağ meselesi, ayrılıkçı ve etnik terör meselesi gibi konularda kamu diplomasisinin daha etkin bir şekilde kullanımına ihtiyaç vardır. Özellikle, Zeytin Dalı harekâtıyla birlikte, bu ihtiyaç bir kez daha görülmektedir. Zira söz konusu sorunların karşı tarafında yer alan unsurların kullandığı usul ve yöntemler yüzünden, ülkemiz zor durumda kalabilmekte, sahada kullanması gereken gücünü derdini anlatmak için harcamak zorunda kalabilmektedir.

Dileğimiz etkin bir kamu diplomasisi yoluyla, tüm bu sorunlar ile ilgili haklılığımızın hem devletler hem de uluslararası kamuoyu nezdinde kabul edilmesidir.

Baki muhabbetle…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet