Ayşe KESKİN

Ayşe KESKİN

SAMİMİYETE DAİR

Bir sosyolog olarak mesleğimiz gereği toplumsal olayları tahlil etmekte sıklıkla kullandığımız metotlardan biri de gözlem tekniğidir. Günlük hayatta değişik kesimlerin ve yaş guruplarının davranış şekilleri ve iletişim biçimleri, içinde yaşadığımız toplumu ve insanları tanıma ve bu veriler ışığında önerilerde bulunmak amacıyla,  bizlerin her zaman ilgi odağında olmuştur.

Geçenlerde yine gözlemleyerek tanıklık ettiğim bir hadise üzerinden gidelim istiyorum bu yazıda. Bir akşam vaktinde herhangi bir alışveriş merkezinin meyve reyonundan bir ananas alıp kasaya doğru ilerleyen bir müşteri,  yine o reyon yakınında bulunan bir başka müşterinin ilgisini çekmiş olacak ki ananasa önce detaylıca baktıktan sonra biraz da mahcup bir edayla satış elemanına “bu arkadaşın alıp kasaya doğru götürdüğü nedir”  diye sordu.

Sonrasında aralarında nasıl bir iletişim olacak diye benim de dikkatimi çekti haliyle... Satış elemanı hemen cevap verdi “ananas bu” dedi.“Nasıl bir meyve bu, tadı nasıl” diye sordu müşteri. Reyon görevlisi de başladı anlatmaya..“Ekşimsi bir tadı var… Sulu, mayhoş hoş yani...” Ne biliyorsa ananas ile ilgili ya da bilmeyip de tahmin ettiklerini başladı sıralamaya..

Neden mi anlatıyorum bu basit ve rutin görünen olayı? Bu hadise aslında çokta basit ya da çokta rutin değil. Bu hadise aslında kaybettiğimizi ve yitirdiğimizi zannettiğimiz samimiyetin hala var olduğunu gösterdi

Çehresi giderek değişen dünyamızın, gittikçe farklılaşan insanları bu değişimden doğal olarak nasibini alıyor. Yoğun çalışma temposu bitmek tükenmek bilmeyen koşuşturma ve neticesinde nereye varacağı da belli olmayan bir yarış hali... İnsanların, belki de hızla yayılan bu değişimler arasında özlemini duyduğu, zamanımızın en temel gereksinimi olan samimiyeti barındırdığı için,  anlatmadan geçemedim.

Satış elemanının insanlığı, nezaketi tadını belki de bilmediği o meyveyi anlatma çabası öylesine samimi ve içtendi ki,  o anlattıkça "değer verildiğini” gören müşterinin zihninde beliren “kıymetliyim, değerliyim” düşüncesi ile birleşince; karşılıklı candan ve samimi bir muhabbet başlamıştı daha ilk dakikalarda... Sonra ne mi oldu, müşteri ananası aldı mı? Yoksa satış elemanı tüm o samimiyetini sırf  bir ananas satmak için mi sarf etti  bilemiyorum..

Bildiğim bir şey var kıymetli okurlarım samimiyet ile örülü bir bakış, bir söz, bir hal ile başarı yakalar ve sımsıkı kavrar sizleri... Gönülden gönüle öylesine geniş, büyük, apaydınlık yollar açar ki sizlere... Şaşırıp kalırsınız seyrini izleyince sizler bile!..

Gayri samimi olanlar çok çalışsalar dahi hayalini kurdukları o büyük başarı bir türlü uğramaz onlara. Çünkü samimiyet ile örülü ilişkilerde menfi hiçbir hesabı yoktur kişinin... Onun derdi muhatabı olduğunun derdine “deva” “ortak”  olmaktır. Muhatabının ihtiyacını karşılamaktır. Ve insan yaratılmışların en şereflisi eşref-i mahlûkat!.. Sahip olduğu bütün kıymeti Hakk'tan gelen o müstesna varlığa yani insana,  Hakk'a olan saygımız hürmetine samimi içten; hor görmeden, aşağılamadan, incitip kırıp dökmeden, örselemeden bağrını, bedenini, ruhunu öylece muamele etmek samimiyetten geçmektedir.

Samimiyet, emniyet vermektir. Samimiyet aidiyet uyandırmaktır. Samimiyet kadr bilmektir. Samimiyet karşıdakine “ondan bana zarar gelmez” hissini uyandırmaktır. Samimiyet dürüstlük emaresidir. Ve samimiyet kişiye Kâbe’yi getirendir.

Yöneticiden idareciye,  kadından erkeğe, ebeveynden çocuğa, öğretmenden öğrenciye; satıcıdan alıcıya... Hülasası her cenahtan insanı başarıya götürecek ve gönüllerde müstesna bir mevkiye oturtacak anahtar samimiyettir, samimi duruş ve samimi yaklaşımdır…

Samimiyet ile örmeli kişi işini, o nasılsa getirir beraberinde en kıymetlisini... Samimiyetler sarsın bütün ömrünüzü… Baki muhabbetlerimle…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet